Block title
Block content
Cenâb-ı Hakkın, rahm-ı mâderdeki çocukların sima-yı maddî ve mânevîlerinde iki cilvesi var:

Birisi: Vahdetini ve ehadiyetini ve samediyetini gösterir ki, o çocuk âzâ-yı esasîde ve cihazat-ı insaniyenin envâında sair insanlarla muvafık ve mutabık olduğu cihetle, Hâlık ve Sâniinin vahdetine şehadet ediyor.

O cenîn bu lisanla bağırıyor ki: “Bana bu sima ve âzâyı veren kim ise, bütün esasat-ı âzâda bana benzeyen bütün insanların sânii dahi Odur. Ve hem bütün zîhayatın sânii Odur.”

İşte, rahm-ı mâderdeki cenînin bu lisanı, gaybî değil, kaideye ve ıttırada ve nev’ine tâbi olduğu için malûmdur, bilinebilir. Âlem-i şehadetten âlem-i gayba girmiş bir daldır ve bir dildir.

İkinci cihet: Sima-yı istidadiye-i hususiyesi ve sima-yı veçhiye-i şahsiyesi lisanıyla Sâniinin ihtiyarını, iradesini ve meşietini ve rahmet-i hassasını ve hiçbir kayıt altında olmadığını, bağırıp gösteriyor.

Fakat bu lisan gaybü’l-gaybdan geliyor. İlm-i Ezelîden başkası, kablelvücut bunu göremiyor ve ihata edemiyor. Rahm-ı mâderde iken bu simanın binde bir cihazatı, görünmekle bilinmiyor!

Elhasıl: Cenînin sima-yı istidadîsinde ve sima-yı veçhiyesinde hem delil-i vahdâniyet var, hem ihtiyar ve irade-i İlâhiyenin hücceti vardır.

Eğer Cenâb-ı Hak muvaffak etse, Mugayyebât-ı Hamseye dair bazı nükteler yazılacaktır. Şimdilik bundan fazla vaktim ve halim müsaade etmedi; hâtime veriyorum.

1 اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Said Nursî

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Bâkî olan sadece Odur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Beşinci Lem'a / Sonraki Risale: On Yedinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem-i gayb : gayb âlemi, görünmeyen âlem
âlem-i şehadet : görünen alem
âzâ : uzuvlar, organlar
âzâ-yı esasî : temel organlar
cenîn : anne rahmindeki bebek
cihazat : cihazlar, organlar
cihazat-ı insaniye : insana ait cihazlar, organlar
cihet : taraf, yön
delil-i vahdâniyet : Allah’ın birliğini ilan eden delil
ehadiyet : Allah’ın birliğinin her bir varlıkta görünmesi
elhasıl : özet olarak
envâ : neviler, türler
esasat-ı âzâ : temel organlar
gaybî : bilinmeyen, gayba ait olan
gaybü’l-gayb : gayb âleminden de ötede bulunan gizli âlem
Hâlık : her şeyi yaratan Allah
hâtime vermek : sona erdirmek
hüccet : güçlü ve sarsılmaz delil
ıttırad : belli bir kanun çerçevesinde düzenli olma
ihata etmek : içine almak, kapsamak
ihtiyar : seçme, tercih etme
ilm-i Ezelî : Cenab-ı Hakk’ın ezelden beri var olan sonsuz ilmi
irade-i İlâhiye : Allah’ın iradesi, dilemesi
kablelvücut : var olmadan önce
kaide : kural, prensip
lisan : dil
malûm : bilinen
meşiet : istek, dilemek
mutabık : uygun
muvaffak etmek : başarmasını sağlamak
muvafık : uyumlu
nev’i : çeşit
nev’iyet : aynı türden olmak
nükte : ince anlamlı söz
rahmet-i hassa : Allah’ın yarattığı varlıklara karşı gösterdiği özel şefkati
rahm-ı mâder : anne karnı
samediyet : Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmayıp her şeyin Ona muhtaç olması
Sâni : her şeyi sanatlı bir şekilde yaratan Allah
sima-yı istidadî : yetenek ve kabiliyet yüzü
sima-yı istidadiye-i hususiye : bir insanda özel yeteneklerin oluşturduğu yüz
sima-yı veçhiye : yüzün görünüşü, yüz hatları
sima-yı veçhiye-i şahsiye : her bir insanın kendisine has yüzü, çehresi
vahdet : Allah’ın birliğinin bütün varlıklarda görülmesi
Yükleniyor...