Block title
Block content
Senin sualin cevabına şimdilik Üç Vecih söylenecek.

BİRİNCİSİ: Hamele-i Arş ve Semâvat denilen melâikenin birinin ismi “Nesir” ve diğerinin ismi “Sevr” 1 olarak dört melâikeyi Cenâb-ı Hak Arş ve semâvâta, saltanat-ı rububiyetine nezaret etmek için tayin ettiği gibi, semâvâtın bir küçük kardeşi ve seyyarelerin bir arkadaşı olan küre-i arza dahi iki melek, nâzır ve hamele olarak tayin etmiştir. O meleklerin birinin ismi “Sevr” ve diğerinin ismi “Hût”tur. Ve o namı vermesinin sırrı şudur ki:

Arz iki kısımdır: biri su, biri toprak. Su kısmını şenlendiren balıktır. Toprak kısmını şenlendiren, insanların medar-ı hayatı olan ziraat, öküz iledir ve öküzün omuzundadır.

Küre-i arza müekkel iki melek, hem kumandan, hem nâzır olduklarından, elbette balık taifesine ve öküz nev’ine bir cihet-i münasebetleri bulunmak lâzımdır.

Belki, 2 وَالْعِلْمُ عِنْدَ اللهِ , o iki meleğin âlem-i melekût ve âlem-i misalde sevr ve hût suretinde temessülleri var.HAŞİYE İşte bu münasebete ve o nezarete işareten ve küre-i arzın o iki mühim nevi mahlûkatına imâen, lisan-ı mu’cizü’l-beyân-ı Nebevî, 3 اَ ْلاَرْضُ عَلَى الثَّوْرِ وَالْحُوتِ demiş, gayet derin ve geniş, bir sayfa kadar meseleleri hâvi olan bir hakikati gayet güzel ve kısa birtek cümleyle ifade etmiş.

İKİNCİ VECİH: Meselâ, nasıl ki denilse, “Bu devlet ve saltanat hangi şey üzerinde duruyor?” Cevabında “Ale’s-seyfi ve’l-kalem” denilir. Yani, “Asker kılıcının şecaatine, kuvvetine ve memur kaleminin dirayetine ve adaletine istinad eder.”

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Beyhakî, Şu’abu’l-Îmân, 433; Zehebî, Mîzânü’l-İ’tidâl, 4:352; Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 1:329.
2 : Gerçek ilim ancak Allah katındadır.
HAŞİYE : Evet, küre-i arz, bahr-i muhit-i havaîde bir sefine-i Rabbâniye ve—nass-ı hadisle—âhiretin bir mezraası, yani, fidanlık tarlası olduğundan, o câmid ve şuursuz büyük gemiyi o denizde emr-i İlâhî ile, intizamla, hikmetle yüzdüren, kaptanlık eden melâikeye “Hût” namı ve o tarlaya izn-i İlâhî ile nezaret eden melâikeye “Sevr” ismi ne kadar yakıştığı zâhirdir.
3 : “Dünya, öküz ve balığın üzerindedir.” bk. Hâkim, el-Müstedrek: 4:636; el-Münzirî, et-Terğib ve’t-terhîb: 4:257; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid: 8:131; İbnü’l-Cevzî, el-Muntazam: 1:172.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Lem'a / Sonraki Risale: On Beşinci Lem'a

Bölümler

Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adalet : her hak sahibine hakkının tam ve eksiksiz verilmesi
âhiret : öldükten sonra yaşanacak olan sonsuz hayat
âlem-i melekût : İlâhî hükümranlığın tam olarak tecellî ettiği, görünmeyen iç âlem
âlem-i misal : bütün varlıkların ve olayların görüntülerinin yansıdığı madde ötesi âlem
arz : yeryüzü
bahr-i muhit-i havaî : geniş hava denizi; atmosfer
câmid : cansız
cihet-i münasebet : bağlantı yönü
dirayet : kabiliyet, incelikleri kavrayış
emr-i İlâhî : Allah’ın emri
hakikat : gerçek
hamele : taşıyıcılar
hâvi olan : içine alan
hikmet : bir gaye ve faydaya yönelik olarak, tam yerli yerinde olma
hût : Allah’ın yeryüzünü taşıyıcı olarak belirlediği meleklerden birinin ismi; büyük balık
imâen : işaret ederek
intizam : düzen
istinad etmek : dayanmak
izn-i İlâhî : Allah’ın izni
küre-i arz : yeryüzü
lisan-ı mu’cizü’l-beyân-ı Nebevî : her şeyi ap açık şekilde açıklayan Peygamberimizin mu’cizeli dili
mahlûkat : varlıklar
medar-ı hayat : hayatın kaynağı
melâike : melekler
mezraa : tarla
müekkel : görevli, vekil tayin edilmiş
münasebet : bağlantı, ilişki
nam : ad, ünvan
nass-ı hadis : kesin hüküm içeren hadis-i şerif
nâzır : bakan, gözeten
nev’ : tür, çeşit
nezaret etmek : gözetmek
saltanat : hakimiyet
saltanat-ı rububiyet : Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması
sefine-i Rabbâniye : Rabbanî gemi, dünya
semâvât : gökler
Sevr : Allah’ın yeryüzünü taşıyıcı olarak belirlediği meleklerden birinin ismi; öküz
seyyare : gezegen
suret : biçim, görünüş
şecaat : yiğitlik, cesurluk
şuursuz : bilinçsiz, akılsız
taife : grup, topluluk
tayin etmek : belirlemek, görevlendirmek
temessül : yansıma
vecih : yön
zâhir : açık, gözle görünür
ziraat : tarım
Yükleniyor...