Block title
Block content
Eğer denilse: Bu kadar elîm ve karanlıklı, müşkilâtlı yola nasıl ekser insanlar gidiyorlar?

Elcevap: İçine düşmüş bulunuyorlar, çıkamıyorlar. Hem insandaki nebâtî ve hayvânî kuvveleri, âkıbeti görmedikleri, düşünemedikleri ve o insandaki letâif-i insaniyeye galebe ettikleri için, çıkmak istemiyorlar ve hazır, muvakkat bir lezzetle mütesellî oluyorlar. 1

Sual: Eğer denilse: Dalâlette öyle dehşetli bir elem ve bir korku var ki, kâfir, değil hayattan lezzet alması, hiç yaşamaması lâzım geliyor. Belki o elemden ezilmeli ve o korkudan ödü patlamalıydı.

Çünkü insaniyet itibarıyla hadsiz eşyaya müştak ve hayata âşık olduğu halde, küfür vasıtasıyla, mevtini bir idam-ı ebedî ve bir firâk-ı lâyezâlî ve zevâl-i mevcudatı ve ahbabının vefatlarını ve bütün sevdiklerini idam ve mufarakat-i ebediye suretinde, gözü önünde, daima küfür vasıtasıyla gören insan nasıl yaşayabilir? Nasıl hayattan lezzet alabilir?

Elcevap: Acip bir mağlâta-i şeytaniye ile kendini aldatır, yaşar. Sûrî bir lezzet alır zanneder. Meşhur bir temsille onun mahiyetine işaret edeceğiz. Şöyle ki:

Deniliyor: Devekuşuna demişler, “Kanatların var, uç.” O da kanatlarını kısıp “Ben deveyim” demiş, uçmamış. Fakat avcının tuzağına düşmüş. Avcı beni görmesin diye başını kuma sokmuş. Halbuki koca gövdesini dışarıda bırakmış, avcıya hedef etmiş.

Sonra ona demişler, “Madem deveyim diyorsun, yük götür.” O zaman kanatlarını açıvermiş, “Ben kuşum” demiş, yükün zahmetinden kurtulmuş. Fakat hâmisiz ve yemsiz olarak avcıların hücumuna hedef olmuş.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. Kıyamet Sûresi, 75:20-21; İnsan Sûresi, 76:27.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On İkinci Lem'a / Sonraki Risale: On Dördüncü Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : tuhaf
ahbab : dostlar, sevilenler
âkıbet : netice, son
dalâlet : hak yoldan ayrılma, sapkınlık
ekser : çok
elem : acı, keder
elîm : acı ve sıkıntı veren
firâk-ı lâyezâlî : sonu olmayan ayrılık
galebe etmek : yenmek, üstün gelmek
hadsiz : sınırsız
hâmi : koruyucu
idam-ı ebedî : dirilmemek üzere sonsuz yok oluş
ilânât : duyurular
imtinâ : imkansız
insaniyet : insanlık
itibarıyla : açısından
kâfir : Allahı veya Allahın bildirdiği kesin olan bir şeyi inkâr eden kimse
küfür/küfr-ü mutlak : kesin küfür, inkâr ve inançsızlık
letâif-i insaniye : insandaki yüce duygular
mağlâta-i şeytaniye : şeytanın aldatmacası
mahiyet : temel nitelik, özellik
meşkûk : şüpheli
mevt : ölüm
mufarakat-i ebediye : sonsuz ayrılık
muvakkat : geçici
müşkilât : zorluk
müştak : arzulu, istekli, düşkün
mütesellî : teselli bulan
nebâtî ve hayvânî kuvveler : insandaki süflî ve alçak duygular
risale : Risale-i Nur’u oluşturan bölümler
sair : diğer
sâlik : bir yolu ve yöntemi takip eden
semâvî : Allah tarafından olan
suret : biçim, görünüş
sûrî : dış görünüşte var olan
suubetli : zor
şuur : bilinç, anlayış
talip olmak : istemek
temsil : analoji, kıyaslama tarzında benzetme
vasıtasıyla : aracıyla
zerre : atom
zevâl : geçicilik, yokluk
zevâl-i mevcudat : varlıkların yok olması
Yükleniyor...