Block title
Block content
O faydaları göremiyorlar ve göremeyecekler ve görmeye de hakları yoktur. Çünkü o faydalar, o evradların illeti olamaz ve ondan, onlar kasten ve bizzat istenilmeyecek. Çünkü onlar fazlî bir surette, o hâlis virde talepsiz terettüp eder. Onları niyet etse, ihlâsı bir derece bozulur. Belki ubudiyetten çıkar ve kıymetten düşer.

Yalnız bu kadar var ki, böyle hâsiyetli evrâdı okumak için, zayıf insanlar bir müşevvik ve müreccihe muhtaçtırlar. O faydaları düşünüp, şevke gelip, o evrâdı sırf rıza-yı İlâhî için, âhiret için okusa zarar vermez. Hem de makbuldür. Bu hikmet anlaşılmadığından, çoklar, aktabdan ve Selef-i Salihînden mervî olan faydaları görmediklerinden şüpheye düşer, hattâ inkâr da eder.

ÜÇÜNCÜ MESELE: 1 طُوبٰى لِمَنْ عَرَفَ حَدَّهُ وَلَمْ يَتَجَاوَزْ طَوْرَهُ Yani, “Ne mutlu o adama ki, kendini bilip haddinden tecavüz etmez.”

Nasıl bir zerre camdan, bir katre sudan, bir havuzdan, denizden, kamerden seyyarelere kadar güneşin cilveleri var. Herbirisi kabiliyetine göre güneşin aksini, misalini tutuyor ve haddini biliyor. Bir katre su, kendi kabiliyetine göre “Güneşin bir aksi bende vardır” der. Fakat “Ben de deniz gibi bir âyineyim” diyemez. Öyle de, esmâ-i İlâhiyenin cilvesinin tenevvüüne göre, makamât-ı evliyada öyle merâtip var. Esmâ-i İlâhiyenin herbirisinin, bir güneş gibi, kalbden Arşa kadar cilveleri var. Kalb de bir arştır. Fakat “Ben de Arş gibiyim” diyemez.

İşte, ubudiyetin esası olan, acz ve fakr ve kusur ve naksını bilmek ve niyaz ile dergâh-ı Ulûhiyete karşı secde etmeye bedel naz ve fahir suretinde gidenler, zerrecik kalbini Arşa müsavi tutar. Katre gibi makamını, deniz gibi evliyanın makamâtıyla iltibas eder. Kendini o büyük makamâta yakıştırmak ve o makamda kendini muhafaza etmek için, tasannuâta, tekellüfâta, mânâsız hodfuruşluğa ve birçok müşkilâta düşer.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Buhârî, et-Tarihu’l-Kebîr 3:338; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 5:71; Beyhâkî, es-Sünenü’l-Kübrâ 4:182.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Altıncı Lem'a / Sonraki Risale: On Sekizinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acz : güçsüzlük
âhiret : öldükten sonra yaşanacak olan sonsuz hayat
akis : yansıma
aktab : kutuplar, zamanının en büyük mürşidi olan büyük veliler
Arş : İlâhî kudret ve haşmetin en geniş şekilde tecellî ettiği yer
bedel : karşılık
cilve : görünme, yansıma
dergâh-ı Ulûhiyet : Allah’ın huzuru
esas : temel
esmâ-i İlâhiye : Allah’ın isimleri
evliya : Allah dostları
evrad : okunması adet olan dualar
fahir : övünme
fakr : fakirlik
fazlî : karşılıksız verilen
haddinden tecavüz etmemek : haddini bilip sınırı aşmamak
hâlis : içten
hâsiyet : özellik
hikmet : sebep, fayda, gaye
hodfuruşluk : kendini beğendirmeye çalışma
ihlâs : ibadet ve davranışlarda sadece Allah’ın rızasını gözetme
illet : esas sebep, maksat
iltibas etmek : karıştırmak
kamer : ay
katre : damla
kıymetten düşme : değersiz olma
makamât : dereceler, makamlar
makamât-ı evliya : velilerin manevî makamları
makbul : kabul edilen
maksud-u bizzat : asıl gaye
merâtip : mertebeler
mervî : nakledilen, rivayet edilen
misal : görüntü
müreccih : tercih ettiren
müsavi : eşit, denk
müşevvik : teşvik edici
müşkilât : zorluk
nakıs : eksik, noksan
niyaz etmek : yalvarıp yakarmak
rıza-yı İlâhî : Allah’ın rızası
secde etmek : alın üzeri yere kapanmak
Selef-i Salihîn : ilk devir İslâm büyükleri
seyyare : gezegen
suret : biçim, görünüş
talep : istek
tasannuât : yapmacık hareketler
tecavüz etme : haddi aşma, saldırma
tekellüfât : zorlama tavırlar
tenevvü : çeşitlilik
terettüp etmek : sonuç olarak ortaya çıkmak
ubudiyet : kulluk
vird : devamlı yapılan zikir
zerre : atom
zerrecik : atom
Yükleniyor...