Block title
Block content
Sonra, senevî haşrin meydanı olan bahar mevsiminde gel, bak. İsrâfilvâri melek-i ra’d, baharda, nefh-i sur nev’inden yağmura bağırması, yeraltında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki, o nihayet derece karışık ve karışmış ve birbirine benzeyen o tohumcuklar, ism-i Hafîzin tecellîsi altında, kemâl-i imtisalle, hatasız olarak, Fâtır-ı Hakîmden gelen evâmir-i tekviniyeyi imtisal ediyorlar. Ve öyle tevfik-i hareket ediyorlar ki, onların o hareketlerinde bir şuur, bir basiret, bir kast, bir irade, bir ilim, bir kemal, bir hikmet parladığı görünüyor. Çünkü, görüyorsun ki, o birbirine benzeyen tohumcuklar, birbirinden temayüz ediyor, ayrılıyor.

Meselâ bu tohumcuk bir incir ağacı oldu, Fâtır-ı Hakîmin nimetlerini başlarımız üstünde neşre başladı. Serpiyor, dallarının elleriyle bizlere uzatıyor. İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçekle, hercai menekşe gibi çiçekleri verdi. Bizler için süslendi. Yüzümüze gülüyorlar, kendilerini bizlere sevdiriyorlar.

Daha buradaki bir kısım tohumcuklar, bu güzel meyveleri verdi. Ve sümbül ve ağaç oldular. Güzel tad ve koku ve şekilleriyle iştahımızı açıp, kendi nefislerine bizim nefislerimizi davet ediyorlar. Ve kendilerini müşterilerine feda ediyorlar. Tâ nebâtî hayat mertebesinden, hayvânî hayat mertebesine terakki etsinler.

Ve hâkezâ, kıyas et. Öyle bir surette o tohumcuklar inkişaf ettiler ki, o tek kabza, muhtelif ağaçlarla ve mütenevvi çiçeklerle dolu bir bahçe hükmüne geçti. İçinde hiçbir galat, kusur yok.

1 فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ sırrını gösterir. Herbir tohum, ism-i Hafîzin cilvesiyle ve ihsanıyla, ona pederinin ve aslının malından verdiği irsiyeti, iltibassız, noksansız muhafaza edip gösteriyor.

İşte bu hadsiz harika muhafazayı yapan Zât-ı Hafîz, kıyamet ve haşirde, hafîziyetin tecellî-i ekberini göstereceğine kat’î bir işarettir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Haydi, çevir gözünü: En küçük bir kusur görüyor musun?” Mülk Sûresi, 67:3.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Altıncı Lem'a / Sonraki Risale: On Sekizinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

basiret : görme
cilve : görünme, yansıma
defnedilen : gömülen
evâmir-i tekviniye : kainatta geçerli olan kanunlar
Fâtır-ı Hakîm : her şeyi benzersiz bir şekilde ve yerli yerinde yaratan Allah
galat : hata
hadsiz : sınırsız
hafîziyet : Allah’ın her şeyi koruyup saklaması
hâkezâ : bunun gibi
haşir : âhirette diriltilerek Allah’ın huzurunda toplanma
hayvânî : hayvansal, canlı
hikmet : bir gayeye yönelik olma
ihsan : bağış
iltibassız : karıştırmadan
imtisal etmek : emre uymak, boyun eğmek
inkişaf etme : ortaya çıkma, gelişme
irade : dileme, tercih, seçme gücü
irsiyet : soydan gelen, miras olarak kalan
ism-i Hafîz : Cenab-ı Hakk’ın yarattığı her şeyi muhafaza eden, koruyan anlamına gelen ismi
kabza : avuç
kast : amaç, hedef
kat’î : kesin
kemâl : olgunluk, mükemmellik
kemâl-i imtisal : tam ve mükemmel bir şekilde emre uyma
kıyamet : dünyanın yıkılıp, âhiret hayatının başlaması
melek-i ra’d : gök gürültüsüyle görevli melek
mertebe : derece
muhafaza : korumak, saklamak
muhtelif : çeşitli
mütenevvi : çeşitli
nebâtî : bitkisel, bitki ile ilgili
nefh-i ruh : ruhun üflenmesi
nefh-i sur : kıyamet koptuktan sonra Hz. İsrafil’in Sur’a üflemesi ve haşir meydanında insanların ve diğer canlıların diriltilmesi
nefis : bir kimsenin veya varlığın kendisi
neşir : yayılma
nev’ : çeşit, tür
nimet : iyilik, lütuf
sureten : görünüşte
surette : şekilde
şuur : bilinç, anlayış
tecellî : görünüm, yansıma
tecellî-i ekber : en büyük tecelli, yansıma
temayüz etmek : ayrıcalıklı olmak, ayrılmak
terakki etmek : ilerlemek, yükselmek
tevfik-i hareket : uygun hareket
Zât-ı Hafîz : her şeyi koruyan ve saklayan Zât, Allah
Yükleniyor...