Block title
Block content
BEŞİNCİ ŞUA

İki Meseledir.

BİRİNCİ MESELESİ: İsm-i Kayyûmun cilve-i âzamını görmek istersek, hayalimizi bütün kâinatı temâşâ edecek, biri en uzak şeyleri, diğeri en küçük zerreleri gösterecek iki dürbün yapıp, birinci dürbünle bakıyoruz, görüyoruz ki:

İsm-i Kayyûmun cilvesiyle, küre-i arzdan bin defa büyük milyonlar küreler, yıldızlar, direksiz olarak, havadan daha lâtif olan madde-i esiriye içinde kısmen durdurulmuş, kısmen vazife için seyahat ettiriliyor.

Sonra, o hayalin, hurdebinî olan ikinci dürbünüyle, küçük zerrâtı görecek bir suretle bakıyoruz.

O sırr-ı kayyûmiyetle, zîhayat mahlûkat-ı arziyenin herbirinin zerrât-ı vücudiyeleri, yıldızlar gibi muntazam bir vaziyet alıp hareket ediyorlar ve vazifeler görüyorlar.

Hususan zîhayatın kanındaki “küreyvât-ı hamrâ ve beyzâ” tabir ettikleri, zerrelerden teşekkül eden küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, Mevlevîvâri iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.

Bir hülâsatü’l-hülâsa: HAŞİYE İsm-i Âzamın altı ismi, ziyadaki yedi renk gibi imtizaç ederek teşkil ettikleri ziya-yı kudsiyeye bakmak için, bir hülâsanın zikri münasiptir. Şöyle ki:

Bütün kâinatın mevcudatını böyle durduran, bekà ve kıyam veren ism-i Kayyûmun bu cilve-i âzamının arkasından bak: İsm-i Hayyın cilve-i âzamı, o bütün mevcudat-ı zîhayatı cilvesiyle şulelendirmiş, kâinatı nurlandırmış, bütün zîhayat mevcudatı cilvesiyle yaldızlıyor.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Otuzuncu Lem’anın altı risaleciğinin esası ve mevzuu ve İsm-i Âzam’ın sırrını taşıyan altı mukaddes isimlerin gayet kısa bir hülâsasıdır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Nükte
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

cihet : taraf, yön
cilve : görünme, yansıma
cilve-i âzam : en büyük yansıma
esas : temel
hareket-i muntazama : düzenli hareket
hudüs : sonradan meydana gelme
hurdebinî : mikroskobik
hususan : bilhassa, özellikle
hülâsa : özet, öz
hülâsatü’l-hülâsa : özetin özeti
imtizaç : birbiriyle karışma, kaynaşma
ism-i Âzam : Cenâb-ı Hakkın bin bir isminden en büyük ve mânâca diğer isimleri kuşatmış olanı
ism-i Kayyûm : Allah’ın herşeyi Kendi varlığıyla ayakta tuttuğunu ifade eden ismi
istiğnâ-yı mutlak : sınırsız zenginlik
kadîm : varlığının başlangıcı olmayan
kâinat : evren
kemâl-i mutlak : sınırsız, mükemmellik
küre-i arz : yerküre, dünya
küreyvât-ı hamrâ ve beyzâ : alyuvar ve akyuvarlar
lâtif : şirin, berrak
lem’a : parıltı
madde-i esiriye : kâinatı kapladığına inanılan esir ismindeki çok şeffaf madde
mahlûkat-ı arziye : dünyadaki yaratıklar
Mevlevîvâri : Mevlânâ’nın dönerek zikreden müridleri gibi; Mevlevîler gibi dönerek
mevzu : bahis, konu
muhal : imkansız
mukaddes : kusur ve eksiklikten uzak
muntazam : düzenli
mücerred : soyutlanmış
münasip : uygun
risalecik : kitapçık
saniyen : ikinci olarak
seyyar : gezici, dolaşan
sırr-ı kayyûmiyet : Allah’ın herşeyi kendi varlığıyla ayakta tutmasının sırrı, gücü
suret : biçim, görünüş
şua : ışık, ışın
tabir edilen : ifade edilen
tagayyür : başkalaşma, değişme
tebeddül : değişme
tekemmül etmek : gelişmek, mükemmelleşmek
temâşâ etmek : bakmak, seyretmek
teşekkül eden : oluşan
teşkil etmek : oluşturmak
Vâcibü’l-Vücud : varlığı gerekli olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah
vaziyet : durum
Zât-ı Akdes : bütün kusurlardan, çirkinliklerden, eksiklikten, benzer ve ortak edinmekten sonsuz derecede yüce olan Allah
zerrât : atomlar; zerreler
zerrât-ı vücudiye : beden hücreleri
zîhayat : canlı
zikretmek : anmak, dile getirmek
ziya : ışık
ziya-yı kudsiye : kutsal ışık
Yükleniyor...