Block title
Block content
MÜHİM BİR SUAL: Fahrü’l-Âlemîn ve Habib-i Rabbü’l-Âlemîn Hazret-i Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Sahabelerinin, müşrikîne karşı Uhud’un nihayetinde ve Huneyn’in bidâyetinde mağlûbiyetinin hikmeti nedir?1

Elcevap: Müşrikler içinde, o zamanda saff-ı Sahabede bulunan ekâbir-i Sahabeye istikbalde mukabil gelecek Hazret-i Hâlid gibi çok zatlar bulunduğundan, şanlı ve şerefli olan istikballeri nokta-i nazarında bütün bütün izzetlerini kırmamak için, hikmet-i İlâhiye, hasenât-ı istikbaliyelerinin bir mükâfât-ı muaccelesi olarak mazide onlara vermiş, bütün bütün izzetlerini kırmamış.

Demek mazideki Sahabeler, müstakbeldeki Sahabelere karşı mağlûp olmuşlar, tâ o müstakbel Sahabeler, berk-i süyuf korkusuyla değil, belki bârika-i hakikat şevkiyle İslâmiyete girsin ve o şehâmet-i fıtriyeleri çok zillet çekmesin.

ÜÇÜNCÜSÜ

لاَتَخَافُونَ kaydıyla ihbar ediyor ki: “Sizler emniyet-i mutlaka içinde Kâbe’yi tavaf edeceksiniz.” Halbuki, Ceziretü’l-Arabdaki bedevî akvam, çoğu düşman olmakla beraber, Mekke etrafı ve Kureyş kabilesi kısm-ı âzamı düşman iken, “Yakın bir zamanda, hiç havf hissedilmezken Kâbeyi tavaf edeceksiniz” ihbarıyla, Ceziretü’l-Arabı itaat altına ve bütün Kureyşi İslâmiyet içine ve emniyet-i tâmme vaz’ edilmesine delâlet ve ihbar eder. Aynen haber verdiği gibi vukua gelmiştir. 2

DÖRDÜNCÜSÜ

هُوَ الَّذِۤى اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ 3

kemâl-i kat’iyetle ihbar ediyor ki, “Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın getirdiği din, umum dinlere galebe çalacak.”

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. Buhârî, Meğâzi: 54, Cihad: 52:61, 97, 167; Müslim, Cihad: 79; Tirmizî, Cihad: 15
2 : bk. İbni Hişam, Sîretü’n-Nebeviyye: 5:69; İbni Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ: 2:139, 146.
3 : “Bütün dinlere üstün kılmak üzere Resulünü hidayet ve hak din ile gönderen Odur.” Fetih Sûresi, 48:28.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Altıncı Lem'a / Sonraki Risale: Sekizinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

akvam : kavimler
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
bârika-i hakikat : hakikat ışığı
bedevî : çölde yaşayan, göçebe
berk-i süyuf : kılıç darbesi, parıltısı
Ceziretü’l-Arab : Arap yarımadası
cihangir : dünyayı ellerinde tutan
delâlet etme : delil olma, işaret etme
edyân-ı resmî : resmi dinler
ekâbir-i Sahabe : Sahabenin önde gelenleri
emniyet-i mutlaka : sınırsız güvenlik
emniyet-i tâmme : tam bir güven
galebe çalmak : üstün gelmek
hasenât-ı istikbaliye : geleceğe ait güzellikler
havf : korku
hikmet-i İlâhiye : Allah’ın gözettiği fayda ve gaye
ihbar etmek : haber vermek
istikbal : gelecek zaman
izzet : değer, itibar, yücelik
kabile : topluluk
kemâl-i kat’iyet : tam kesinlik
kısm-ı âzam : büyük kısım
Kureyş : Peygamberimiz Hz. Muhammed’in de (a.s.m.) bağlı olduğu Arab kabilesi
mağlûp : yenik düşen
mazi : geçmiş zaman
Mecusî : ateşe tapan
mukabil gelmek : karşılaşmak
mükâfât-ı muaccele : peşin ödenen ödül
müşrik : Allah’a ortak koşan
Nasârâ : Hıristiyanlar
nokta-i nazar : bakış açısı
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
saff-ı Sahabe : Hz. Muhammed’i görmüş ve onun sohbetinde bulunmuş olan mü’min kimselerin oluşturduğu ilk insanlar
sahabe : Hz. Peygamberi (a.s.m.) hayattayken görüp onun yolundan gidenler
şehâmet-i fıtriye : yaratılıştan gelen yiğitlik
şevk : şiddetli arzu ve istek
tavaf etmek : hacıların Kâbe etrafında yedi defa dönmeleri
tebaa : tâbi olanlar
umum : bütün
vaz’ etme : koyma, yerleştirme
vukua gelme : meydana gelme
zât : kişi
zillet : hor, hakir, aşağılanma
Yükleniyor...