Block title
Block content
Demek Sahib-i Hakikîleri başkadır. Evet, öyle bir Sahib-i Hakikîleri var ki, 1 مَا خَلْقُكُمْ وَلاَ بَعْثُكُمْ اِلاَّ كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ âyetinin sırrıyla, bütün zeminin yüzündeki zîhayatı, bir sineğin ihyâsı kadar kolay yapar.

Bir baharı, birtek çiçek kolaylığında icad eder. Çünkü toplamaya muhtaç değil. Emr-i 2 كُنْ فَيَكُونُ’a mâlik olduğundan; ve her baharda hadsiz mevcudat-ı bahariyenin madde-i unsuriyesinden başka hadsiz sıfât ve ahvâl ve eşkâllerini hiçten icad ettiğinden; ve ilminde herşeyin plânı, modeli, fihristesi ve programı taayyün ettiğinden; ve bütün zerrat Onun ilim ve kudreti dairesinde hareket ettiklerinden, kibrit çakar gibi herşeyi nihayet kolaylıkla icad eder.

Ve hiçbir şey, zerre miktar hareketini şaşırmaz. Seyyârat mutî bir ordusu olduğu gibi, zerrat dahi muntazam bir ordusu hükmüne geçer. Madem o kudret-i ezeliyeye istinaden hareket ediyorlar ve o ilm-i ezelînin düsturuyla çalışıyorlar; işte o eserler, o kudrete göre vücuda gelir. Yoksa o küçük, ehemmiyetsiz şahsiyetlerine bakmakla o eserler küçülmez.

O kudrete intisap kuvvetiyle bir sinek, bir Nemrud’u gebertir. Karınca, Firavunun sarayını harap eder. Zerre gibi küçük çam tohumu, dağ gibi koca bir çam ağacının yükünü omuzunda taşıyor. Bu hakikati çok risalelerde ispat ettiğimiz gibi, nasıl ki bir nefer, askerlik vesikasıyla padişaha intisap noktasında, yüz bin defa kendi kuvvetinden fazla, bir şahı esir etmek gibi eserlere mazhar olur.

Öyle de, herşey, o kudret-i ezeliyeye intisabıyla, yüz bin defa esbab-ı tabiiyenin fevkinde mucizât-ı san’ata mazhar olabilir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir.” Lokman Sûresi, 31:28.
2 : “(Allah birşeyin olmasını murad ettiği zaman, O sadece) ‘Ol’ der, o da oluverir.” Bakara Sûresi, 2:117; Yâsin Sûresi, 36:82.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Beşinci Lem'a / Sonraki Risale: Yirmi Yedinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahvâl : haller, durumlar
âyet : Kur’ân’da yer alan her bir cümle
bilbedahe : açıkça
düstur : kanun
ehemmiyet : önem, değer
esbab : sebepler
esbab-ı tabiiye : tabiî, doğal sebepler
eşkâl : şekiller, biçimler
eşya : şeyler, varlıklar
fevkinde : üstünde
fihriste : öz içerik, plân
hadsiz : sayısız
hakikat : asıl, gerçek, doğru
harap etmek : yıkıp yok etmek
icad etmek : yaratmak, var etmek
ihyâ : diriltme, hayat verme
ilm-i ezelî : Cenâb-ı Hakkın ezelden beri var olan sonsuz ilmi
intisap etmek : bağlanmak
intisap : bağlanma
istinaden : dayanarak
kudret : güç, kuvvet, iktidar
kudret-i ezeliye : Cenâb-ı Hakkın başlangıcı olmayan sonsuz güç, kuvvet, iktidarı
madde-i unsuriye : bir varlığı oluşturan temel madde
mâlik : sahip
mazhar olmak : sahip olmak, elde etmek
mevcudat-ı bahariye : bahar mevsiminde ortaya çıkan varlıklar
mucizât-ı san’at : sanat mucizeleri
muntazam : düzenli
muntazaman : düzenli olarak
mutî : emre uyan, itaat eden
nefer : asker, er
nihayet : sınırsız
risale : Risale-i Nur’u oluşturan bölümlerden her birisi
Sahib-i Hakikî : her şeyin gerçek sahibi olan Allah
seyyârat : gezegenler
sıfât : vasıflar, özellikler
şah : padişah, sultan
şahsiyet : kişilik
taayyün etmek : belirlemek
vesika : belge
vücuda gelmek : var olmak
zemin : yer
zerrât : zerreler, atomlar
zîhayat : canlı
Yükleniyor...