Block title
Block content
İkinci cenaze, zaman-ı Âdem’den (a.s.) beri, benim hemcinsim ve nev’im vefat edip mazi kabrinde defnedilmiş olan o büyük cenazenin başında, mezar taşı hükmünde olan bu asrın yüzünde gezer, karınca gibi küçük bir zîhayat suretinde kendimi gördüm.

Üçüncü cenaze ise, insanlar gibi her sene dünya yüzünde seyyar bir dünyanın vefatıyla, büyük dünya da bu âyetin sırrıyla vefat edeceği, hayalimin önünde tecessüm etti.

İşte, Abdurrahman’ın vefatının hüznünden gelen bu dehşetli mânâyı bütün bütün aydınlattıracak ve hakikî teselli ve sönmez nur verecek bu âyet-i kerime, mânâyı işarîsiyle imdada yetişti:

فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللهُ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ 1

Evet, bu âyet bildirdi ki: Madem Cenâb-ı Hak var; O herşeye bedeldir. Madem O bâkidir; elbette O kâfidir. Birtek cilve-i inâyeti, bütün dünya yerini tutar. Ve bir cilve-i nuru, mezkûr üç büyük cenazeye mânevî hayat verir; cenazeler olmadığını, belki vazifelerini bitirmiş, başka âlemlere gitmiş olduklarını gösteriyor.

Üçüncü Lem’ada bu sırrın izahı geçtiğinden, ona iktifâen burada yalnız derim ki: 2 كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلاَّ وَجْهَهُ (ilâ âhir) âyetinin meâlini gösteren, iki defa 3 يَا بَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى - يَا بَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى beni gayet elîm o hazîn hâletten kurtardı. Şöyle ki:

Birinci defa يَا بَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى dedim; dünya ve dünyadaki Abdurrahman gibi hadsiz alâkadar olduğum ahbapların zevâlinden ve rabıtaların kopmasından neş’et eden hadsiz mânevî yaralar içinde bir ameliyat-ı cerrahiye nev’inde bir tedavi başladı.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur.” Tevbe Sûresi, 9:129.
2 : “Herşey helâk olup gidicidir—O’nun yüzü (Yani, Allah’ın zâtı ve herşeyin Allah’a bakan yüzü) müstesnâ. Hüküm Ona aittir; siz de Ona döndürüleceksiniz.” Kasas Sûresi, 28:88.
3 : Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Beşinci Lem'a / Sonraki Risale: Yirmi Yedinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahbap : dostlar, sevilenler
alâkadar : alakalı, ilgili
âlem : dünya, evren
ameliyat-ı cerrahiye : cerrahî ameliyat
asır : yüzyıl
âyet/âyet-i kerime : Kur’ân’ın herbir cümlesi
bâki : devamlı, kalıcı, sonsuz
Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
cilve-i inâyet : İlâhî yardımın yansıması ve görünmesi
cilve-i nur : İlâhî nurun yansıması ve görünmesi
defnedilmek : gömülmek
dehşetli : korkunç, ürkütücü
elîm : acı ve sıkıntı veren
hadsiz : sayısız
hâlet : durum, hâl
hazîn : hüzün veren, acıklı
hemcins : aynı türden olan
hüzün : üzüntü
iktifâen : yeterli görerek
ilâ âhir : sonuna kadar
imdada yetişmek : yardım eli uzat-mak
izah : açıklama
kâfi : yeterli
mânâ-yı işarî : işaret olarak ifade edilen anlam
mazi : geçmiş
meâl : açıklama, anlam
mezkûr : adı geçen
neş’et eden : kaynaklanan
nev’i : çeşit, tür
rabıta : bağlantı
seyyar : gezen, dolaşan
suret : biçim, görünüş
tecessüm etmek : cisimleşmek
vefat eden : ölen
zaman-ı Âdem : Hz. Âdem zamanı, insanlığın ilk devresi
zevâl : gelip geçicilik, yokluk
zîhayat : canlı
Yükleniyor...