Block title
Block content
Eğer o bahriye sıhhiye memurları gayet muntazam vazifelerini îfâ etmeseydiler, deniz yüzü âyine gibi parlamayacaktı. Belki hazîn ve elîm bir bulanıklık gösterecekti.

Hem her günde milyarlarla yabanî hayvanlar ve kuşların cenazelerini toplamakla rû-yi zemini o taaffünattan temizlemek ve zîhayatları o elîm, hazîn manzaralardan kurtarmak için, nezafet ve sıhhiye memurları hükmünde olan kartallar misilli, kerâmetkârâne, gizli ve uzak, beş altı saat mesafeden bir sevk-i Rabbânî ile o cenazenin yerini hisseden, giden ve kaldıran âkilüllâhm kuşları ve vahşî hayvanları halk etmiş. Eğer bu berriye sıhhiyeleri gayet mükemmel, intizamperver ve vazifedar olmasa idiler, zemin yüzü ağlanacak bir şekil alacaktı.

Evet, âkilüllâhm hayvanların helâl rızıkları, vefat etmiş hayvanların etleridir. Hayatta olan hayvanların etleri onlara haramdır. Eğer yeseler, cezâ görürler.

1 حَتّٰى يَقْتَصُّ الْجَمَّاۤءُ مِنَ الْقَرْنَاۤءِ (ev kemâ kàl). Yani, “Boynuzsuz olan hayvanın kısâsı kıyâmette boynuzludan alınır” diye ifade-i hadîsiye gösteriyor ki: Gerçi cesetleri fenâ bulur; fakat ervahları bâkî kalan hayvânât mâbeyninde dahi, onlara münâsip bir tarzda, dâr-ı bekàda mücâzat ve mükâfatları vardır. Ona binâen, canavarlara sağ hayvanların etleri haramdır, denilebilir.

Hem küçücük hayvanların cenazelerini ve nimetin küçücük parçalarını ve tanelerini toplamak vazifesiyle karıncaları nezâfet memurları olarak, hem nimet-i İlâhiyenin küçücük parçalarını teleften ve çiğnemekten ve hakàretten ve abesiyetten sıyânet etmekle ve küçücük hayvânâtın cenazelerini toplamakla, sıhhiye memurları gibi tavzif olunmuşlar.

Aynen onlardan daha mühim, sinekleri dahi, insanın gözüne görünmeyen, hastalıkların mikroplarını ve madde-i semmiyeyi temizlemekle, sinekler muvazzaftırlar. Değil mikropların nâkıleleri, bilâkis, muzır mikropları mass, yani, emmek ve yemekle o mikropları imhâ, o madde-i semmiyeyi istihâleye uğratırlar, çok sârî hastalıkların önünü alırlar.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2: 235.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Yedinci Lem'a / Sonraki Risale: Yirmi Dokuzuncu Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

abesiyet : faydasız ve gayesiz oluş
âkilüllâhm : etçil, etle beslenen
bahriye sıhhiye memuru : deniz sağlık görevlisi
bâkî kalan : kalıcı ve sürekli olan
berriye sıhhiyesi : karada yaşayan sağlık görevlisi
bilâkis : tersine
binâen : dayanarak
dâr-ı bekà : devamlı ve kalıcı olan âhiret âlemi
elîm : acı ve sıkıntı veren
ervah : ruhlar
ev kemâ kàl : veya söylediği gibi
fenâ bulmak : yok olmak
hakaret : küçüklük, değersizlik
halk etmek : yaratmak
hayvânât : hayvanlar
hazîn : hüzün veren, acıklı
îfâ etme : yerine getirme
ifade-i hadisiye : Hz. Peygamberden (a.s.m.) nakledilen hadisin açıklaması
intizamperver : intizamı çok seven, herşeyi tertipli ve düzenli yapan
kerâmetkârâne : kerâmetli bir şekilde
kısâs : işlenen bir suçun cezası
kıyâmet : dünyanın yıkılıp harap olmasından sonra kurulacak âhiret âlemi
mâbeyn : ara
madde-i semmiye : zehirli madde
mass etmek : emmek
misilli : benzeri
muntazam : düzenli
muvazzaf : görevli
muzır : zararlı
mücâzat : cezalandırma
mühim : önemli
mükâfat : ödüllendirme
mükemmel : kusursuz
münâsip : benzer, uygun
nâkile : taşıyıcı
nev’ : tür
nezafet : temizlik
nimet : rızık olarak verilen şey, lütuf
nimet-i İlâhiye : Allah’ın nimeti, yardımı
rızık : Allah’ın ihsan ettiği nimetler, yiyecekler
rû-yi zemin : yeryüzü
sevk-i Rabbânî : her şeyin rabbi olan Allah’ın yönlendirmesi
sıhhiye memuru : sağlık görevlisi
sıyânet etmek : korumak
taaffünat : çürümeler, kokuşmalar
tavzif olunmak : vazifelendirilmek
telef : zayi etme, yok etme
vahşî : yabanî, saldırgan
vazifedar : görevli
yabanî : evcilleştirilmemiş, doğal ortamda yaşayan
zemin : yer
zîhayat : canlı
Yükleniyor...