Block title
Block content
Yirmi Üçüncü Nükte

Tarafgirâne ve Risale-i Nur’a rakibâne söylenen sözlere mukabildir

Ger methetmekse tefahurla kendinizi maksadın,
Risale-i Nur’un en sönük yıldızının peykisiniz.
Zinhar seyyare zannetme kardeşim, Risale-i Nur’un,
Arz değil, âfitab dahi peykidir onun.

Pek yakında parlayacaktır âlemde Risale-i Nur,
Sönmez, belki gizlenir, zira nûrun alâ nûr.
Bir nur ki, bahr-i hakikat ve mahz-ı hidâyettir o.
1
مَنْ اَصْحَابُ الصِّراَطِ السَّوِىِّ وَمَنِ اهْتَدٰىyı oku.
Haktan olmaz şikâyet, belki maksat hikâyet.

Şer’in üzere giderken Hakka malûm,
Risale-i Nur’a ki eylemiştim hem de hizmet,
Risale-i Nur ki, Aliyyü’l-Murtezâ ve Gavs-ı Âzam,
Celcelûtiyede ve bazı kasâidde etmişler işaret.

Risale-i Nur ki urvetü’l-vüska, lenfisâm,
Temessük etmiştim, zira hem hidâyet ve ayn-ı hakikat,
Koydular bizleri ki orada durmuştu Yusuf Aleyhisselâm
Hem de beraberimizde idi Hazret-i Üstad.

Halil İbrahim

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Dosdoğru yolun yolcusu olan ve hidâyete eren kimmiş.” Tâhâ Sûresi, 20:135.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Yedinci Lem'a / Sonraki Risale: Yirmi Dokuzuncu Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âfitab : Güneş
âlem : dünya, evren
Aleyhisselâm : Allah selamı onun üzerine olsun
Aliyyü’l-Murtezâ : Hz. Ali’nin “kendisinden razı olunmuş” anlamlarına gelen bir ünvanı
arz : yeryüzü
ayn-ı hakikat : hakikatin tâ kendisi
bahr-i hakikat : hakikat denizi
Celcelûtiye : Peygamberimizin (a.s.m.) derslerine dayanarak ebced ve cifir hesabıyla alâkalı, Hz. Ali (r.a.) tarafından te’lif edilen bir kaside
ger : eğer
Hak : varlığı doğru ve gerçek olan, herşeyi hakkıyla yaratan ve her hakkın sahibi olan Allah
hidâyet : doğru yol
hikâyet : hikayeler, haberler
kasâid : kasideler; kâfiyeli olarak büyük şahsiyetleri övmek için yazılan şiirler
lenfisâm : kopmaz olan
mahz-ı hidâyet : tam anlamıyla hidâyet
maksad : amaç, hedef
malûm : bilinen
methetmek : övmek
mukabil : karşılık
nurun alâ nur : nur üstüne nur
nükte : ince ve derin anlamlı söz
peyk : uydu
rakibâne : rakip olarak
seyyare : gezegen
Şer’ : İslâm şeriatı
tarafgirâne : taraf tutarak
tefahur : övünme, böbürlenme
temessük etmek : sıkıca sarılmak
urvetü’l-vüska : kopmaz ve sağlam kulp
zinhar : sakın
zira : çünkü
Yükleniyor...