Block title
Block content
Celcelûtiye, Süryanice “bedi” demektir. Ve bedi’ mânâsındadır. İbareleri bedi’ olan Risale-i Nur, Celcelûtiye’de mühim bir mevki tutup ekser yerlerinde tereşşuhatı göründüğünden, kasidenin ismi ona bakıyor gibi verilmiş.

Hem şimdi anlıyorum ki, eskiden beri benim liyakatim olmadığı halde, bana verilen “Bediüzzaman” lâkabı benim değildi. Belki Risale-i Nur’un mânevî bir ismiydi; zâhir bir tercümanına âriyeten ve emaneten takılmış. Şimdi o emanet isim, hakikî sahibine iade edilmiş.

Demek, Süryanice bedi’ mânâsında ve kasidede tekerrürüne binaen kasideye verilen Celcelûtiye ismi, işârî bir tarzda, bid’at zamanında çıkan Bediülbeyan ve Bediüzzaman olan Risale-i Nur’un hem ibare, hem mânâ, hem isim noktalarıyla bedîliğine münasebetdarlığı ihsas etmesine ve bu isim bir parça ona da bakmasına ve bu ismin müsemmâsında Risale-i Nur çok yer işgal ettiği için hak kazanmış olmasına tahmin ediyorum.

رَبَّنَا لاَتُؤَاخِذْنَاۤ اِنْ نَسِينَاۤ اَوْ اَخْطَأْنَا 1

SEKİZİNCİ REMİZ

Sual: Bütün kıymettar kitaplar içinde Risale-i Nur, Kur’ân’ın işaretine ve iltifatına ve Hazret-i İmam-ı Ali’nin (r.a.) takdir ve tahsinine ve Gavs-ı Âzamın (k.s.) teveccüh ve tebşirine veçh-i ihtisası nedir? O iki zâtın kerametle Risale-i Nur’a bu kadar kıymet ve ehemmiyet vermesinin hikmeti nedir?

Elcevap: Malûmdur ki, bazı vakit olur, bir dakika, bir saat; ve belki bir gün, belki seneler kadar; ve bir saat, bir sene, belki bir ömür kadar netice verir ve ehemmiyetli olur. Meselâ, bir dakikada şehid olan bir adam, bir velâyet kazanır. Ve soğuğun şiddetinden incimad etmek zamanında ve düşmanın dehşet-i hücumunda bir saat nöbet, bir sene ibadet hükmüne geçebilir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” Bakara Sûresi, 2:286.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz Üçüncü Mektup / Sonraki Risale: Hakikat Çekirdekleri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhirzaman : dünya hayatının kıyamete yakın son devresi
bedîlik : güzellik, eşsizlik
Bediülbeyan : açıklamalarındaki görülmedik eşsiz güzellik olan
Bediüzzaman : zamanın harikası, en mükemmeli
bid’at : aslen dinde olmayıp sonradan çıkarılan zararlı âdet ve uygulamalar
binaen : dayanarak
cihet : yön, şekil
dehşet-i hücum : dehşetli hücum, saldırı
ehemmiyet : önem
fitne : ahlâkta ve toplum düzeninde azgınlık ve bozgunculuk; baştan çıkarma
Hazret-i İmam-ı Ali : Hz. Ali )
hikmet : sebep, sır, gaye
ibare : ifade, açıklama (a-b-r)
ihsas ettirmek : hissettirmek
iltifat etmek : yönelmek, değer vermek
incimad etmek : donmak
istiâne : yardım isteme
işârî : işaret edilen
kaside : özellikle din ve devlet büyüklerine övgü mahiyetinde yazılan manzum eser, şiir
keramet : Allah’ın bir ikramı olarak, Onun sevgili kullarında görülen olağanüstü hâl ve hareketler
kesb etmek : kazanmak
kıymettar : kıymetli, değerli
mü’min : iman etmiş, Allah’a inanan
münasebetdarlık : bağlantılı olmak
müsemmâ : isimlendirilen, isim sahibi
savlet : saldırı
şeâir-i Ahmediye : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) sembol hükmündeki sünnetleri, prensipleri
şeriat-ı Muhammediye : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) açıkladığı ilâhî hükümler, İslâm dini
tahribat : tahripler, yıkıp bozmalar
tahsin : beğenme, güzelliğini ilân etme
tebşir : müjdeleme
tekerrür : tekrarlanma
teveccüh : ilgi, yönelme
ümmet : peygambere inanıp onun yolundan gidenler, mü’minler
veçh-i ihtisas : hususi ve özel olarak, bizzat yönelme
velâyet : velîlik
Yükleniyor...