Block title
Block content
Sual: Neden hâdisât-ı i’câziye, sair zarurî ahkâm-ı şer’iye gibi tevatür suretinde, pek çok tarîklerle, çok ehemmiyetli nakledilmemiş?

Elcevap: Çünkü ekser ahkâm-ı şer’iyeye, ekser nas, ekser evkatta muhtaçtır. Farz-ı ayn gibi, o ahkâmın her şahsa alâkası var. Amma mu’cizat ise, herkesin herbir mu’cizeye ihtiyacı yok. Eğer ihtiyaç olsa da, bir defa işitmek kâfi gelir. Âdetâ farz-ı kifaye gibi, bir kısım insanlar onları bilse yeter.

İşte bunun içindir ki, bazı olur, bir mu’cizenin vücudu ve tahakkuku, bir hükmün vücudundan on derece daha kat’î olduğu halde, onun râvisi bir iki olur, hükmün râvisi on yirmi olur.

DÖRDÜNCÜ ESAS: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın istikbalden haber verdiği bazı hâdiseler, cüz’î birer hâdise değil, belki tekerrür eden birer hâdise-i külliyeyi, cüz’î bir surette haber verir. Halbuki o hâdisenin müteaddit vecihleri var. Her defa bir vechini beyan eder. Sonra râvi-i hadîs o vecihleri birleştirir. Hilâf-ı vaki gibi görünür.

Meselâ, Hazret-i Mehdîye dair muhtelif rivayetler var. Tafsilât ve tasvirat başka başkadır. Halbuki, Yirmi Dördüncü Sözün bir dalında ispat edildiği gibi, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, vahye istinaden, herbir asırda kuvve-i mâneviye-i ehl-i imanı muhafaza etmek için, hem dehşetli hâdiselerde ye’se düşmemek için, hem âlem-i İslâmiyetin bir silsile-i nuraniyesi olan Âl-i Beytine ehl-i imanı mânevî raptetmek için Mehdîyi haber vermiş. Âhirzamanda gelen Mehdî gibi herbir asır, Âl-i Beytten bir nevi mehdî, belki mehdîler bulmuş. Hattâ, Âl-i Beytten mâdud olan Abbasiye hulefasından, Büyük Mehdînin çok evsâfına câmi bir mehdî bulmuş. İşte, büyük Mehdîden evvel gelen emsalleri, nümuneleri olan hulefa-i mehdiyyîn ve aktâb-ı mehdiyyîn evsafları, asıl Mehdînin evsâfına karışmış ve ondan rivayetler ihtilâfa düşmüş.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Üçüncü Nükteli İşaret / Sonraki Risale: Beşinci Nükteli İşaret
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhirzaman : dünya hayatının kıyamete yakın son devresi
ahkâm : hükümler, esaslar
ahkâm-ı şer’iye : şeriatın hükümleri, esasları
aktâb-ı mehdiyyîn : büyük Mehdînin bazı vasıflarını taşıyan büyük velîler
âlem-i İslâmiyet : İslâm âlemi, İslâm dünyası
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
Âl-i Beyt : Peygamber Efendimizin neslinden gelen kimseler
asır : yüzyıl
beyan : açıklama, izah
cami : toplayan, kapsamlı
cüz’î : küçük, ferdî
ekser : pekçok
emsal : benzerler, örnekler
evkat : vakitler, zamanlar
evsâf : vasıflar, özellikler
farz-ı ayn : her mükellef Müslümanın yerine getirmesi gereken farz
farz-ı kifâye : bir kısım Müslümanların yapması halinde diğerlerinin günahtan kurtuldukları farzlar—Cenaze namazı gibi
hadise-i külliye : küllî hadise; büyük ve kapsamlı hâdise, olay
hilâf-ı vaki : gerçeğe aykırı
hulefa : halifeler; Fahr-i Kâinat (a.s.m.) Efendimizin vekili olarak Müslümanların başkanlığını yapan ve İslâmiyeti korumak ve yaşatmakla görevli olan zâtlar
hulefâ-i mehdîyyîn : mehdî olan halifeler; âhirzamanda gelen büyük mehdînin bazı niteliklerine sahip olan halifeler
hüküm : yargı, karar
ihtilâf : anlaşmazlık, uyuşmazlık
istikbal : gelecek zaman
istinaden : dayanarak
kâfi : yeterli
kat’î : kesin
kuvve-i mâneviye-i ehl-i iman : mü’minlerin mânevî kuvveti, gücü
mâdud : addedilen, sayılan
mu’cizât : mu’cizeler
mu’cize : Allah’ın izniyle peygamberler tarafından ortaya konulup bir benzerini yapmakta başkalarını aciz ve hayrette bırakan olağanüstü hal ve hareketler
râvi-i hadis : hadis râvisi; hadis rivayet eden, aktaran
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
Yükleniyor...