Block title
Block content
Fakat şu mu’cize-i taamiye ve mu’cize-i mâiye ise, mu’cizeden ziyade bir keramettir; belki kerametten ziyade bir ikramdır; belki ikramdan ziyade, ihtiyaca binaen bir ziyafet-i Rahmâniyedir. Onun için, çendan dâvâ-yı nübüvvete delildir ve mu’cizedir; fakat asıl maksat, ordu aç kalmış, bir çekirdekten bin batman hurmayı halk ettiği gibi, Cenâb-ı Hak, hazine-i gaybdan bir sâ’ taamdan bin adama ziyafet veriyor. Hem susuz kalmış mücahid bir orduya, kumandan-ı âzamın parmaklarından âb-ı kevser gibi su akıttırıp içiriyor.

İşte şu sır içindir ki, mu’cize-i taamiye ve mu’cize-i mâiyenin herbir misali, hanîn-i ciz’ derecesine çıkmıyor. Fakat o iki mu’cizenin cinsleri ve nevileri, külliyet itibarıyla, hanîn-i ciz’ gibi mütevatir ve kesretlidir. Hem taamın bereketini ve parmaklarından suyun akmasını herkes göremiyor, yalnız eserlerini görüyor. Direğin ağlamasını ise herkes işitiyor. Onun için fazla intişar etti.

Eğer denilse: “Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın her hal ve hareketini kemâl-i ihtimamla Sahabeler muhafaza ederek nakletmişler. Böyle mu’cizât-ı azîme, neden on, yirmi tarikle geliyor? Yüz tarikle gelmeliydi. Hem neden Hazret-i Enes, Câbir, Ebu Hüreyre’den çok geliyor; Hazret-i Ebu Bekir ve Ömer az rivayet ediyor?”

Elcevap: Birinci şıkkın cevabı, Dördüncü İşaretin Üçüncü Esasında geçmiş.

İkinci şıkkın cevabı ise:

Nasıl ki insan bir ilâca muhtaç olsa, bir tabibe gider; hendese için mühendise gider, mühendisten nakleder; mesele-i şer’iye müftüden haber alınır, ve hâkezâ... Öyle de, Sahabe içinde, ehâdis-i Nebeviyeyi gelecek asırlara ders vermek için, ulema-i Sahabeden bir kısım, ona mânen muvazzaf idiler, bütün kuvvetleriyle ona çalışıyorlardı. Evet, Hazret-i Ebu Hüreyre bütün hayatını hadîsin hıfzına vermiş. Hazret-i Ömer siyaset âlemiyle ve hilâfet-i kübrâ ile meşgulmüş. Onun için, ehâdisi ümmete ders vermek için, Ebu Hüreyre ve Enes ve Câbir gibi zâtlara itimad edip, ondan, rivayeti az ederdi. Hem madem sıddık, sadûk, sadık ve musaddak bir Sahabenin meşhur bir namdarı, bir tarikle bir hâdiseyi haber verse, yeter denilir, başkasının nakline ihtiyaç da kalmaz. Onun için bazı mühim hâdiseler iki üç tarikle geliyor.
Önceki Risale: Dokuzuncu İşaret / Sonraki Risale: On Birinci İşaret
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âb-ı kevser : Cennetteki Kevser Irmağının suyu
avâm : halk tabakası, sıradan insanlar
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan, sonsuz şeref ve azamet sahibi yüce Allah
çendan : gerçi, her ne kadar
dâvâ-yı nübüvvet : peygamberlik dâvâsı
hâkezâ : böylece, bunun gibi
halk etmek : yaratmak
hanînü’l-ciz’ : kuru hurma direğinin inleyip ağlaması
havass : seçkinler, aydınlar, bilginler
hazine-i gayb : görünmeyen hazine
ihtimam edilmek : özen gösterilmek, önem verilmek
ikram : bağış, iyilik
intişar etme : yayılma
itibarıyla : bakımından, özelliğiyle
kemâl-i ihtimam : son derece dikkat, özen ve titizlikle
keramet : Allah’ın bir ikramı olarak, Onun sevgili kullarında görünen olağanüstü hal ve fiil
kesretli : pek çok
kumandan-ı âzam : en büyük kumandan, Peygamber Efendimiz (a.s.m.)
küffar : kâfirler, inkârcılar
külliyet : genellik, kapsamlılık
mesele-i şeriye : şer’î mesele, şeriat ile alâkalı mesele
mu’cize : Allah’ın izniyle peygamberler tarafından ortaya konulup bir benzerini yapmakta başkalarını aciz ve hayrette bırakan olağanüstü hal ve hareket
mu’cize-i mâiye : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) su ile ilgili mu’cizesi
mucizât-ı azîme : büyük mucizeler
mu’cize-i taamiye : Peygamberimizin (a.s.m.) yiyecekle ilgili mu’cizesi
muhafaza : koruma, ezberleme
mücahid : cihad eden, savaşan
mütevatir : yalanda birleşmeleri mümkün olmayan toplulukların birbirinden aktardığı haber veya hadis
neşr : yayılma
nevi : tür, çeşit
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
sâ’ : genelde tahıl ve yiyeceklerin ölçümünde kullanılan 3 kg ağırlığında ölçek
Sahabe : Hz. Peygamberi (a.s.m.) dünya gözüyle gören ve onun yolundan giden Müslümanlar
taam : gıda, yiyecek
tabib : hekim, tıp doktoru
tarik : yol, hadis veya haberin geliş kanalı
zâhir olmak : görünmek, ortaya çıkmak
ziyade : çok, fazla
ziyafet-i Rahmâniye : Allah’ın sonsuz rahmetiyle kullarına sunduğu ziyafet
Yükleniyor...