Block title
Block content
Sonra Câbir, harmandan pederinin bütün guremâsının borçlarını verdikten sonra, yine, bir senede bağdan gelen mahsulât kadar harmanda kaldı. Bir rivayette, bütün guremâya verdiği kadar kaldı. O hâdiseden, borç sahipleri olan Yahudiler çok taaccüp edip hayrette kaldılar.1

İşte şu mu’cize-i bâhire-i bereket, yalnız Hazret-i Câbir gibi birkaç râvilerin haberi değil. Belki mânevî tevatür hükmünde, o hâdise ile münasebettar, hadd-i tevatür derecesinde çok adamları temsil ederek rivayet etmişler.

ON BEŞİNCİ MİSAL: Başta Tirmizî ve İmam-ı Beyhakî gibi muhakkikler, Hazret-i Ebu Hüreyre’den nakl-i sahihle beraber haber veriyorlar ki:

Ebu Hüreyre demiş ki: Bir gazvede (başka bir rivayette, Gazve-i Tebük’te), ordu aç kaldı. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti: هَلْ مِنْ شَىْءٍ “Birşey var mı?” diye emretti. Ben dedim: “Heybede bir parça hurma var.” (Bir rivayette, on beş tane imiş.) Dedi: “Getir.” Getirdim. Mübarek elini soktu, bir kabza çıkardı, bir kaba bıraktı, bereketle dua buyurdular. Sonra onar onar askeri çağırdı, umumen yediler. Sonra ferman etti:

خُذْماَ جِئْتَ بِهِ وَاقْبِضْ عَلَيْهِ وَلاَ تَكُبَّهُ 2

Ben aldım, elimi o heybeye soktum. Evvel getirdiğim kadar elime geçti. Sonra Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hayatında, Ebu Bekir ve Ömer ve Osman hayatında o hurmalardan yedim. (Başka bir tarikte rivayet edilmiş ki: O hurmalardan kaç yük, fî sebilillâh sarf ettim. Sonra Hazret-i Osman’ın katlinde o hurma, kabıyla nehb ve garat edildi, gitti.)

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Buharî, Vesâyâ: 36, Büyû’: 51, Sulh: 13, İstikraz: 18; Nesâî, Vesâyâ: 3, 4; Müsned, 3:313, 365, 373, 391, 395, 398; İbni Hibban, Sahih, 8:167; es-Sâ’âtî, el-Fethü’r-Rabbânî, 22:60; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:295.
2 : “Getirdiğin şeyi al götür. Onu tut muhafaza et ve boşaltma.” Tirmizî, Menâkıb: 47, no. 3839; Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve: 6:110 (muhtelif tariklerle); Müsned, 2:352; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:295; es-Sâ’âtî, el-Fethü’r-Rabbânî, 22:56; Tebrîzî, Mişkâtü’l-Mesâbîh, 3:191 no. 5933.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Altıncı Nükteli İşaret / Sonraki Risale: Sekizinci İşaret
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Fahr-i Âlem : bütün âlemin kendisiyle övündüğü Peygamberimiz (a.s.m.)
ferman : emir, buyruk
fî sebilillâh : sırf Allah yolunda, Allah için
garat : yağmalamalar
gazve : Peygamber Efendimizin bizzat katıldığı savaş
guremâ : alacaklılar
hadd-i tevatür : tevatür derecesinde; yalan üzerine birleşmeleri mümkün olmayan bir topluluk tarafından bir hadis-i şerifin aktarılması
hoca-i kâinat : kâinatın hocası, efendisi
Kudsî medrese : mukaddes okul
mahsulât : ürünler
mânevî tevatür : yalan üzerine birleşmeleri mümkün olmayan bir topluluğun bir hadis-i şerifi, mânâ yönünden aktarması veya susmak suretiyle doğruluğunu tasdik etmesi
mu’cize-i bâhire-i bereket : apaçık bereket mu’cizesi
muhakkik : gerçekleri araştıran ve delilleriyle bilen âlimler
münasebettar : ilgili, bağlantılı
nakl-i sahih : bir hadis-i şerifin Peygamber Efendimizden (a.s.m.) doğru ve sağlam kanallarla aktarılması
nehb : yağma, talan
râvi : hadisi kendisinden sonrakilere aktaran kimse
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
rivayet : Peygamber Efendimizden (a.s.m.) duyulan ve görülen şeylerin aktarılması, anlatılması
sarf etmek : harcamak
suffe : Peygamberimizin Mescidine bitişik olarak inşa edilen ve içinde bazı sahabelerin Peygamber Efendimizden Kur’ân ve Hadis ilimlerini öğrendiği ve barındığı yer
taaccüp etmek : hayret etmek
tarik : yol, hadis veya haberin geliş kanalı
Yükleniyor...