Block title
Block content
Güya, o ağaçtan bir dalının bir sivri ucu o perdeyi delmiş, bir salkımıyla beraber başını çıkarmış, Süreyya ve hilâl olmuş; ve sair yıldızlar da o gaybî ağacın meyveleri olduğunu hayale telkin eder.

İşte 1 كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ teşbihinin letâfetini, belâğatini gör.

Sonra 2 هُوَ الَّذِى جَعَلَ لَكُمُ اْلاَرْضَ ذَلُولاً فَامْشُوا فِى مَنَاكِبِها âyeti hatırıma geldi ki, zemin musahhar bir sefine, bir merkûp olduğunu işaret ediyor. O işaretten, kendimi feza-yı kâinatta sür’atle seyahat eden pek büyük bir geminin yüksek bir mevkiinde gördüm. At ve gemi gibi bir merkûba binildiği zaman kıraati sünnet3 olan
4 سُبْحاَنَ الَّذِى سَخَّرَلَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ âyetini okudum.

Hem gördüm ki, küre-i arz, şu hareketle, sinema levhalarını gösteren bir makine vaziyetini aldı, bütün semâvâtı harekete getirdi, bütün yıldızları muhteşem bir ordu gibi sevke başladı. Öyle şirin ve yüksek manzaraları gösterdi ki, ehl-i fikri mest ve hayran eder. Fesübhânallah dedim, ne kadar az bir masrafla ne kadar çok ve büyük ve garip ve acip, âli ve gâli işler görülüyor! Bu noktadan, iki nükte-i imaniye hatıra geldi.

Birincisi: Birkaç gün evvel bir misafirim bana sual etti. O şüpheli sualin esası şudur: “Cennet ve Cehennem pek çok uzaktırlar. Haydi, ehl-i Cennet, lütf-u İlâhî ile, berk ve burak gibi uçarak haşirden geçerler, Cennete giderler. Fakat ehl-i Cehennem, sakil cisimleri ve büyük ve ağır günahların yükleri altında nasıl gidecekler? Hangi vasıta ile?”

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Kurumuş hurma dalının ince yaya benzeyen hali gibi.” Yâsin Sûresi, 36:39.
2 : “Üzerinde gezin ve Allah’ın verdiği rızıktan yiyin diye yeryüzünü sizin emrinize veren Odur.” Mülk Sûresi, 67:15.
3 : bk. Müslim, Hac: 425; Ebû Dâvud, Cihad: 72, 74; Tirmizî, Daavât: 46.
4 : “Her türlü kusurdan münezzehtir o Allah ki, bunu bizim hizmetimize verdi. Yoksa bizim buna gücümüz yetmezdi.” Zuhruf Sûresi, 43:13.
Önceki Risale: İkinci Mektup / Sonraki Risale: Dördüncü Mektup
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : şaşırtıcı
âli : yüce, yüksek
belâğat : düzgün, kusursuz, yerinde ve halin ve makamın icabına göre söz söyleme
berk : şimşek
burak : iman ehlini Sırat köprüsünden geçirecek olan çok hızlı binek
ehl-i Cehennem : Cehennem ehli, Cehennemlikler
ehl-i Cennet : Cennet ehli, Cennetlikler
ehl-i fikir : düşünen kimseler
fesübhânallah : “Allah her türlü eksiklikten, kusur ve noksandan sonsuz derecede yücedir” anlamında bir hayret ifadesi
feza-yı kâinat : uzay
gâli : pahalı, kıymetli
garib : hayret verici
gaybî : görünmeyen
haşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma
hilâl : yay şeklinde görülen yeni ay
kıraat : okuma
küre-i arz : yerküre, dünya
letâfet : hoşluk, güzellik
lütf-u İlâhî : Allah’ın ikramı, ihsanı, yardımı
merkûp : binek
mest : kendinden geçme
mevki : yer, konum
muhteşem : ihtişamlı, görkemli
musahhar : boyun eğen, emre uyan
nükte-i imaniye : imana dair ince ve mânâlı husus
sair : diğer, başka
sakil : ağır
sefine : gemi
semâvât : gökler
sünnet : Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler
sür’at : hız
Süreyya : Ülker yıldızı
telkin : zihinde yer ettirme, fikir aşılama
teşbih : benzetme
umumî : genel
zemin : yer
Yükleniyor...