Block title
Block content
Diğer bir kısım ehl-i velâyet, Ehl-i Sünnet ve Cemaatin bazı desâtirleri haricinde ve usullerine muhalif bir caddede görünmüş. İşte şu kısım ehl-i velâyete bakanlar iki şıkka ayrıldılar:

Bir kısmı ise, Ehl-i Sünnetin usulüne muhalif oldukları için, velâyetlerini inkâr ettiler. Hattâ onlardan bir kısmının tekfirine kadar gittiler.

Diğer kısım ki, onlara ittibâ edenlerdir. Onların velâyetlerini kabul ettikleri için derler ki, “Hak yalnız Ehl-i Sünnet ve Cemaatin mesleğine münhasır değil”; ehl-i bid’adan bir fırka teşkil ettiler, hattâ dalâlete kadar gittiler. Bilmediler ki, her hâdi zât mühdî olamaz. Şeyhleri hatasından mazurdur, çünkü meczuptur. Kendileri ise mazur olamazlar.

Mutavassıt bir kısım ise, o velîlerin velâyetlerini inkâr etmediler, fakat yollarını ve mesleklerini kabul etmediler. Diyorlar ki: “Hilâf-ı usul olan sözleri, ya hale mağlûp olup hata ettiler; veyahut mânâsı bilinmez müteşabihat misillü şatahattır.”

Maatteessüf, birinci kısım, hususan ulema-i ehl-i zâhir, meslek-i Ehl-i Sünneti muhafaza niyetiyle, çok mühim evliyayı inkâr, hattâ tadlîl etmeye mecbur olmuşlar.

İkinci kısım olan taraftarları ise, o çeşit şeyhlere ziyade hüsn-ü zan ettikleri için, hak mesleğini bırakıp bid’ata, hattâ dalâlete girdikleri olmuş.

İşte, şu sırra dair, pek çok zaman zihnimi işgal eden bir hâlet vardı:

Bir zaman, ben bir kısım ehl-i dalâlete mühim bir vakitte kahr ile dua ettim. Bedduama karşı, müthiş bir kuvvet-i mâneviye çıktı. Hem duamı geri çeviriyordu, hem beni men etti.

Sonra gördüm ki, o kısım ehl-i dalâlet, hilâf-ı hak icraatında bir kuvve-i mâneviyenin teshilâtıyla arkasına aldığı halkı sürükleyip gidiyor, muvaffak oluyor.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Üçüncü Mebhas
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

bedduâ : kötü duada bulunma
bid’at : aslen dinde olmayıp sonradan ortaya çıkan yeni âdet ve uygulamalar
dalâlet : hak yoldan sapkınlık, inançsızlık
desâtir : düsturlar, prensipler, kurallar
ehl-i bid’a : dinin aslında olmadığı halde, sonradan çıkarılan yeni âdet ve uygulamaları dine mâl etmeye çalışanlar
ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapanlar, inançsız kimseler
ehl-i velâyet : veli kullar, Allah dostları
ekseriyet-i mutlaka : genel çoğunluk
evliya : veliler, Allah dostları
fırka : grup
hâdi : hidayet veren
hak : doğru, gerçek
hâlet : durum, hâl
hilâf-ı hak : hakka ters, aykırı
hilâf-ı usul : kurala aykırı
hususan : özellikle
hüsn-ü zan : güzel zanda bulunma
icraat : faaliyet, iş yapma
ittibâ etme : tâbi olma, uyma
kahr : mahvolma
kuvvet-i mâneviye : mânevî güç
maatteessüf : ne yazık ki
mağlup olmak : yenilmek
mazur : özürlü, mazeretli
meczup : kendinden geçmiş
menetme : yasaklama
meslek-i Ehl-i Sünnet : Hz. Muhammed’in sünnetine uyan, onun yolundan giden Müslümanların mesleği, takip ettikleri yol
misillü : gibi
muhalif : aykırı, zıt
mutavassıt : orta yolu tutan
muvaffak olma : başarma
mühdî : hidayete vesile olan
münhasır : sadece belli bir şeye mahsus olan
müteşabihat : mânâsı açık olmayan âyetler
neş’et etme : kaynaklanma
Sünnet-i Seniyye : Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler
şatahat : mânevî sarhoşluk ve cezbe halindeyken şeriata aykırı söz söyleme
tadlîl etme : bir kişiyi dinden çıkmakla itham etme
tekfir : bir kişiyi küfürle itham etmek
teshilât : kolaylaştırmalar
teşkil etme : oluşturma, meydana getirme
ulema-i ehl-i zâhir : dış görünüşe göre yorum yapan âlimler
usul : temel prensip
velâyet : velîlik
velî : Allah dostu
ziyade : fazla, çok
Yükleniyor...