Block title
Block content
ALTINCI TELVİH

Üç Noktadır.

BİRİNCİ NOKTA: Velâyet yolları içinde en güzeli, en müstakimi, en parlağı, en zengini, Sünnet-i Seniyyeye ittibâdır.

Yani, a’mâl ve harekâtında Sünnet-i Seniyyeyi düşünüp ona tâbi olmak ve taklit etmek ve muamelât ve ef’âlinde ahkâm-ı şer’iyeyi düşünüp rehber ittihaz etmektir.

İşte bu ittibâ ve iktida vasıtasıyla, âdi ahvâli ve örfî muameleleri ve fıtrî hareketleri ibadet şekline girmekle beraber, herbir ameli, sünneti ve şer’i o ittibâ noktasında düşündürmekle, bir tahattur-u hükm-ü şer’î veriyor.

O tahattur ise, Sahib-i Şeriati düşündürüyor. O düşünmek ise, Cenâb-ı Hakkı hatıra getiriyor. O hatıra, bir nevi huzur veriyor. O halde, mütemadiyen ömür dakikaları huzur içinde bir ibadet hükmüne getirilebilir.

İşte bu cadde-i kübrâ, velâyet-i kübrâ olan ehl-i veraset-i nübüvvet olan Sahabe ve Selef-i Sâlihînin caddesidir.

İKİNCİ NOKTA: Velâyet yollarının ve tarikat şubelerinin en mühim esası, ihlâstır. Çünkü ihlâs ile hafî şirklerden halâs olur. İhlâsı kazanmayan, o yollarda gezemez.

Ve o yolların en keskin kuvveti, muhabbettir. Evet, muhabbet, mahbubunda bahaneler aramaz ve kusurlarını görmek istemez. Ve kemâline delâlet eden zayıf emâreleri, kavî hüccetler hükmünde görür. Daima mahbubuna taraftardır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

a’mâl : ameller, işler
âdi : basit, normal, sıradan
ahkâm-ı şer’iye : şeriatın hükümleri, esasları
ahvâl : haller, davranışlar
cadde-i kübrâ : büyük ve geniş cadde
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
delâlet : işaret, delil olma
ef’âl : fiiler, işler
ehemmiyet : değer, önem
ehl-i veraset-i nübüvvet : Peygamberin (a.s.m.) vârisi olan kimseler, âlimler
emâre : belirti, iz
fıtrî : doğal, yaratılıştan gelen
hafi : gizli
halâs olma : kurtulma
harekât : hareketler, davranışlar
hüccet : delil
ihlâs : samimiyet, ibadet ve davranışlarda sadece Allah’ın rızasını gözetme
iktida : uyma
inkâr etmek : inanmamak, kabul etmemek
ittiba : tabi olma, uyma
ittihaz etmek : edinmek, kabullenmek
kâinat : evren, yaratılan herşey
kavî : güçlü, kuvvetli
kemâl : kusursuzluk, mükemmellik
kuvvet-i iman : iman gücü
maddiyyun : materyalistler, herşeyi madde ile açıklamaya çalışanlar
mahbub : sevgili, sevilen
meşârib : meşrebler; yollar, metodlar, hareket tarzları
meşreb : hareket tarzı, metod
mevcudat : varlıklar
muamelât : davranışlar, işler
muhabbet : sevgi
müstakim : doğru yolda olan
mütemadiyen : devamlı olarak, aralıksız
Sahib-i Şeriat : İslâm şeriatının sahibi, kurucusu
Selef-i Salihîn : ilk devir İslâm büyükleri
Sünnet-i Seniyye : Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler
tabi olmak : uymak
tahattur : hatırlamak
tahattur-u hükm-ü şer’î : dînî hükmün hatırlanması
telvih : kinaye şeklinde açıklama, üstü kapalı bir şekilde açıklama
velâyet-i kübrâ : büyük velîlik
vücud-u İlâhî : Allah’ın varlığı
Yükleniyor...