Block title
Block content
Hâtime

Madem şu kâinatın Hâlıkı, her nevide bir ferd-i mümtaz ve mükemmel ve câmi halk edip, o nev’in medar-ı fahri ve kemâli yapar. Elbette, esmâsındaki İsm-i Âzam tecellîsiyle, bütün kâinata nisbeten mümtaz ve mükemmel bir ferdi halk edecek.

Esmâsında bir İsm-i Âzam olduğu gibi, masnuatında da bir ferd-i ekmel bulunacak ve kâinata münteşir kemâlâtı o fertte cem edip kendine medar-ı nazar edecek.

O fert, herhalde zîhayattan olacaktır. Çünkü envâ-ı kâinatın en mükemmeli zîhayattır. Ve herhalde, zîhayat içinde o fert zîşuurdan olacaktır.

Çünkü, zîhayatın envâı içinde en mükemmeli zîşuurdur. Ve herhalde, o ferd-i ferid, insandan olacaktır. Çünkü, zîşuur içinde hadsiz terakkiyâta müstaid, insandır.

Ve insanlar içinde, herhalde o fert Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm olacaktır. Çünkü, zaman-ı Âdem’den şimdiye kadar hiçbir tarih, onun gibi bir ferdi gösteremiyor ve gösteremez.

Zira, o zât, küre-i arzın yarısını ve nev-i beşerin beşten birisini saltanat-ı mâneviyesi altına alarak, bin üç yüz elli sene kemâl-i haşmetle saltanat-ı mâneviyesini devam ettirip, bütün ehl-i kemâle, bütün envâ-ı hakaikte bir üstâd-ı küll hükmüne geçmiş.

Dost ve düşmanın ittifakıyla, ahlâk-ı hasenenin en yüksek derecesine sahip olmuş; bidâyet-i emrinde, tek başıyla bütün dünyaya meydan okumuş; her dakikada yüz milyondan ziyade insanların vird-i zebânı olan Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânı göstermiş bir zât, elbette o ferd-i mümtazdır, ondan başkası olamaz. Bu âlemin hem çekirdeği, hem meyvesi odur.
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahlâk-ı hasene : güzel ahlâk
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
bidâyet-i emir : İslâm’ın başlangıcı
câmi : kapsamlı
cemetme : toplama, bir araya getirme
ehl-i kemâl : mânevî açıdan belirli bir olgunluğa erişmiş insanlar
envâ : türler
envâ-ı hakâik : bütün hakikatler
envâ-ı kâinat : var olan şeylerin türleri, varlıkların çeşitleri
esmâ : isimler
ferd-i ekmel : en mükemmel fert
ferd-i ferîd : eşi-benzeri olmayan kişi
ferd-i mümtaz : seçkin insan
hadsiz : sınırsız
Hâlık : herşeyi var eden yaratıcı, Allah
halk etme : yaratma
hâtime : sonuç, son bölüm
İsm-i Âzam : Cenâb-ı Hakkın binbir isminden en büyük ve mânâca diğer isimleri kuşatmış olanı
ittifak : birleşme, birlik
kâinat : evren
kemâl : kusursuzluk, mükemmellik
kemâlât : mükemmel özellikler
kemâl-i haşmet : mükemmel bir haşmet, heybet
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân : açıklamalarıyla benzerini yapmakta akılları âciz bırakan Kur’ân
küre-i arz : yerküre, dünya
masnûat : san’at eserleri
medar-ı fahr : övünç kaynağı
medar-ı nazar : bakışları üzerinde toplayan
mümtaz : seçkin
münteşir : yayılmış, yaygın
müstaid : kabiliyetli
nev’i : tür, çeşit
nev-i beşer : insanlık türü, insanlık
nevi : tür, çeşit
nisbeten : kıyasla, oranla
saltanât-ı mânevîye : mânevî saltanat
tecellî : yansıma, görünme
terakkiyât : ilerlemeler
üstâd-ı küll : her çeşit ilimde çok bilgisi olan
vird-i zebân : dil ile sürekli tekrarlanan şey
zaman-ı Âdem : Âdem Peygamberin (a.s.) zamanı, dönemi
zîhayat : canlı, hayat sahibi
zira : çünkü
zîşuur : şuur sahibi
ziyade : çok, fazla
Yükleniyor...