Block title
Block content
Şu sırrı izah ve ispat eden, haşre dair Onuncu Sözün âhirinde, hem melâike ve bekà-i ruh ve haşre dair Yirmi Dokuzuncu Sözde haşir meselesinde, İkinci Esasın beyanında zikredilen nuraniyet sırrı, şeffâfiyet sırrı, mukabele sırrı, muvazene sırrı, intizam sırrı, itaat sırrı, altı temsille ispat edilerek gösterilmiştir ki, kudret-i İlâhiyeye nisbeten yıldızlar, zerreler gibi kolaydır; hadsiz efrad, bir fert kadar külfetsiz ve rahatça icad edilir. Madem o iki Sözde bu altı sır ispat edilmiş; onlara havale ederek burada kısa keseriz.

İKİNCİSİ: Kudret-i İlâhiyeye nisbeten herşey müsavi olduğuna delil-i kàtı’ ve burhan-ı sâtı’ şudur ki:

Hayvânat ve nebâtâtın icadında, gözümüzle görüyoruz, hadsiz bir sehâvet ve kesret içinde, nihayet derecede bir itkan, bir hüsn-ü san’at bulunuyor.

Hem nihayet derecede karışıklık ve ihtilât içinde, nihayet derecede bir imtiyaz ve tefrik görünüyor.

Hem nihayet derecede mebzuliyet ve vüs’at içinde, nihayet derecede san’atça kıymettarlık ve hilkatçe güzellik bulunuyor.

Hem nihayet derecede san’atkârâne bir surette, çok cihazata ve çok zamana muhtaç olmakla beraber, gayet derecede suhuletle ve sür’atle icad ediliyor. Âdetâ birden ve hiçten, o mu’cizât-ı san’at vücuda geliyor.

İşte, bilmüşahede, her mevsimde rû-yi zeminde gördüğümüz bu faaliyet-i kudret, kat’iyen delâlet eder ki, şu ef’âlin menbaı olan kudrete nisbeten, en büyük şey en küçük şey kadar kolaydır. Ve hadsiz efradın icadı ve idareleri, bir fert kadar rahatça icad ve idare edilir.

ÜÇÜNCÜSÜ: Şu kâinatta, şu görünen tasarrufat ve ef’âl ile hükmeden Sâni-i Kadîrin kudretine nisbeten, en büyük küll, en küçük cüz kadar kolay gelir. Efradca kesretli bir küllînin icadı, birtek cüz’înin icadı kadar suhuletlidir. Ve en âdi bir cüz’îde, en yüksek bir kıymet-i san’at gösterilebilir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Birinci Makam / Sonraki Risale: Yirminci Mektubun Onuncu Kelimesine Zeyl
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
bekà-i ruh : ruhun ölümsüzlüğü ve devamlılığı
beyan etme : açıklama
bilmüşahede : gözlemle
bürhân-ı sâtı’ : aşikâr, ap açık olan delil
cihazat : cihazlar, donanımlar
delâlet etme : delil olma, işaret etme
delil-i kàtı’ : kesin delil
ef’àl : fiiller, hareketler
efrad : fertler, bireyler
faaliyet-i kudret : Allah’ın kudretinin işleyiş ve neticeleri
hadsiz : sınırsız
halk etme : yaratma
haşr : insanların öldükten sonra tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanması
hayvanât : hayvanlar
hilkatçe : yaratılış yönünden
hüsn-ü san’at : güzel san’at
icad : var etme, yaratma
ihtilât : karışıklık
imtiyaz : ayrışma, ayrılma
intizam : düzenli oluş
itaat : emre uyma
itkan : sağlam ve pürüzsüz san’at eseri yapmak
kâinat : evren, yaratılmış her şey
kat’iyen : şüphesiz, kesin
kesret : çokluk
kıymettarlık : kıymetlilik, değerlilik
kudret : güç ve iktidar
Kudret-i İlâhiye : Allah’ın güç, kuvvet ve iktidarı
külfet : zorluk, güçlük
külfetsiz : zahmetsiz
mebzuliyet : bolluk, çokluk
melâike : melekler
menba : kaynak
mu’cizât-ı san’at : san’at mu’cizeleri
mukabele : karşılaştırma, karşılık olma
muvazene : karşılaştırma, dengeye getirme
müsavi : eşit, denk
nebâtât : bitkiler
nev’i : tür, çeşit
nihayet derecede : son derece
nisbeten : kıyasla, oranla
nuraniyet : aydınlık, nurlu oluş
rû-yi zemin : yeryüzü
san’atkârâne : san’atlı bir şekilde
sehâvet : cömertlik
suhulet : kolaylık
suret : biçim, şekil
şeffâfiyet : şeffaflık, saydam olma
tasarrufat : tasarruflar, kullanma ve yönetme işlemleri
tefrik : birbirinden ayırma
umum : bütün
vücuda gelmek : var olmak, meydana gelmek
vüs’at : genişlik
zerre : atom
Yükleniyor...