Block title
Block content
Elhâsıl: Hayatî, vücudî, nurânî şeylerin icadında üç nokta var:

Birinci nokta: Kudretin umur-u hasise ile zahiren mübaşereti görünmemek için, perde olmak üzere esbab vaz edilmiştir.

İkinci nokta: Hayat, vücut ve nurun, dışları gibi içleri de şeffaf olduğundan, kesif perdeler hükmünde olan esbab vaz edilmemiştir. Yalnız pek ince, nazik perdeleri andıran vesait varsa da, altında dest-i kudret görünür.

Üçüncü nokta: Kudret-i ezeliyenin tesirinde, tasnîinde külfet yoktur. Evet, bir incir çekirdeğinden koca bir incir ağacını ve ince bir sap ile koca bir kavunu bağlayıp çıkaran kudrete hiçbir şey ağır gelmez. Şöyle mu’cizatıyla malûm olan kudret sahibinin vücudu, zuhuru, kâinatın vücudundan, zuhurundan daha zahirdir. Çünkü, herbir masnû, kendi nefsine birkaç vecihle aynen delâlet eder. Fakat Sâniine, hem aynen, hem aklen çok vecihlerle delâletleri vardır. Ve hangi bir masnûun vücudu esbabtan istenilirse, bütün esbab toplanıp birbirine yardımları olsa bile, o masnûun benzerini yapamazlar.

İ’lem eyyühe’l-aziz! İnsanın akıl ve fikir meydanı öyle bir vüs’attedir ki, ihatası mümkün değildir. Ve o kadar dardır ki, iğneye mahal olamaz. Evet, bazan zerre içinde dönüyor, katre içerisinde yüzüyor, bir noktada hapsoluyor. Bazan da âlemi bir karpuz gibi eline alır ve kâinatı misafireten getirir, akıl odasında misafir eder. Bazan da o kadar haddini tecavüz eder, yükseğe çıkar ki, Vâcibü’l-Vücudu görmeye çalışır. Bazan da küçülür, zerreye benzer. Bazan da semâvat kadar büyür. Bazan da bir katreye girer. Bazan da fıtrat ve hilkati içine alır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Katrenin Zeyli / Sonraki Risale: Zeylû'l-Hubâb
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âfâkî : dış dünyaya ait
aklen : akıl bakımından
âlem : dünya, evren
binaenaleyh : bundan dolayı
Cenâb-ı Hakk : Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
delâlet etmek : delil olmak
delâlet : delil olma, işaret etme
dest-i kudret : Allah’ın güç ve iktidarının eli
enfüsî : iç dünyaya ait
esbab : sebepler
fıtrat : yaratılış, mizaç
haddini tecavüz etme : sınırını aşma
halk : yaratma
hilkat : yaratılış
i’lem eyyühe’l-aziz : Ey aziz kardeşim bil ki!
icad : var etme
ihata : kapsama, kuşatma
ihtiyar : dileme, seçme
istifade etmek : faydalanmak
katre : damla
kesb : kazanma
kesif : şeffaf olmayan, yansıtmayan
kudret : güç, iktidar
kudret-i ezeliye : Cenâb-ı Hakkın ezelî, sonsuz kudreti
külfet : güçlük, zorluk
mahal : yer
malûm : bilinen
masnû : san’atla yapılmış eser, varlık
misafireten : misafir olarak
mu’cizat : Allah tarafından verilen ve bir benzerini yapmada insanların aciz kaldığı olağanüstü şeyler
mübaşeret : doğrudan temas etme, bağlantı kurma
nefis : bir varlığın kendisi
nimet : iyilik, ihsan
nur : aydınlık
sadâ : ses
Sâni : her şeyi san’atlı bir şekilde yaratan Allah
savt : ses
semâvat : gökler
şerait : şartlar
tasnî : san’atlı olarak yaratma
tesir : etki
umur-u hasise : sıradan ve değersiz işler
Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Allah
vaz etmek : konmak, yerleştirmek
vecih : cihet, yön
vesait : araçlar, vasıtalar
vusul bulma : kavuşma, erişme
vücut : varlık, var olmak
vüs’at : genişlik
zahir : açık, âşikar
zahiren : dış görünüş itibariyle
zerre : en küçük madde parçası, atom
ziya : ışık
zuhur : ortaya çıkma, görünme
Yükleniyor...