Block title
Block content
Rabian: Bu millet-i İslâmın cemaatleri, çendan bir cemaat namazsız kalsa, fâsık da olsa, yine başlarındakini mütedeyyin görmek ister. Hattâ, umum şarkta, umum memurlara dair en evvel sordukları sual bu imiş: “Acaba namaz kılıyor mu?” derler. Namaz kılarsa mutlak emniyet ederler; kılmazsa, ne kadar muktedir olsa nazarlarında müttehemdir. Bir zaman, Beytüşşebab aşâirinde isyan vardı. Ben gittim, sordum: “Sebep nedir?” Dediler ki:

“Kaymakamımız namaz kılmıyordu, rakı içiyordu. Öyle dinsizlere nasıl itaat edeceğiz?” Bu sözü söyleyenler de namazsız, hem de eşkıyâ idiler.

Hamisen: Enbiyanın ekseri Şarkta ve hükemanın ağlebi Garpta gelmesi kader-i ezelînin bir remzidir ki, Şarkı ayağa kaldıracak din ve kalbdir, akıl ve felsefe değil. Şarkı intibaha getirdiniz; fıtratına muvafık bir cereyan veriniz. Yoksa, sa’yiniz ya hebâen gider, veya muvakkat, sathî kalır.

Sadisen: Hasmınız ve İslâmiyet düşmanı olan frenkler, dindeki lâkaytlığınızdan pek fazla istifade ettiler ve ediyorlar. Hattâ diyebilirim ki, hasmınız kadar İslâma zarar veren, dinde ihmalinizden istifade eden insanlardır. Maslahat-ı İslâmiye ve selâmet-i millet namına, bu ihmali a’mâle tebdil etmeniz gerektir. Görülmüyor mu ki, İttihatçılar o kadar harika azm ü sebat ve fedakârlıklarıyla, hattâ İslâmın şu intibâhına da bir sebep oldukları halde, bir derece dinde lâübâlilik tavrını gösterdikleri için, dahildeki milletten nefret ve tezyif gördüler. Hariçteki İslâmlar dindeki ihmallerini görmedikleri için hürmeti verdiler.

Sabian: Âlem-i küfür, bütün vesaitiyle, medeniyetiyle, felsefesiyle, fünunuyla, misyonerleriyle âlem-i İslâma hücum ve maddeten uzun zamandan beri galebe ettiği halde, âlem-i İslâma dinen galebe edemedi.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Katrenin Zeyli / Sonraki Risale: Zeylû'l-Hubâb
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

a’mâl : ameller, işler
ağlebi : çoğu, en fazla
âlem-i İslâm : İslâm dünyası
âlem-i küfür : küfrü ve inkarcılığı yaymaya çalışan kişilerden meydana gelen topluluk; inkâr dünyası
aşâir : aşîretler
azim : gayret
Beytüşşebab : Şırnak iline bağlı bir ilçe
cemaat : topluluk
cereyan : akım
çendan : gerçi, her ne kadar
dahil : iç
dahilî : içe ait, içten çıkan
dinen : dinî olarak, din açısından
ekseri : çoğu
emniyet etmek : güvenmek
enbiya : nebiler, peygamberler
evvel : önce, ilk olarak
fâsık : günahkâr
fıtrat : yaratılış, mizaç
frenkler : yabancılar, Batılılar
fünun : fenler, ilimler
galebe etmek : yenmek, üstün gelmek
garp : batı
hamisen : beşincisi
hariç : dış
hasım : düşman
hebâen : boşu boşuna
hükema : filozoflar
hürmet : saygı
intibâh : uyanış
intibaha getirme : uyandırma
İslâmlar : Müslümanlar
istifade eden : yararlanan
itaat etme : emre uyma, boyun eğme
İttihatçılar : İttihat ve Terakki Fırkasının önde gelen idarecileri
kader-i ezelî : Allah’ın ezelî ilmi ile kâinatta olmuş ve olacak herşeyi bilip takdir etmesi
lâkaytlık : ilgisizlik, duyarsızlık
lâübâlilik : saygısızlık, ciddîyetsizlik
maddeten : maddî olarak
maslahat-ı İslâmiye : İslâmî yarar, İslâmiyetin lehine olan yarar, kazanç
millet-i İslâm : İslâm milleti
misyoner : Hıristiyanlığı tanıtmaya ve yaymaya çalışan kimse
muktedir : güçlü, otoriter
mutlak : kayıtsız, şartsız, kesin
muvafık : uygun
muvakkat : geçici
mütedeyyin : dinin emirlerini eksiksiz yerine getiren, dindar
müttehem : suçlu; itham altında olan
namına : adına
nazar : bakış; bakış açısı
rabian : dördüncüsü
remiz : işaret
sa’y : çalışma
sabian : yedincisi
sadisen : altıncısı
sathî : sığ, yüzeysel
sebat : kararlılık
selâmet-i millet : milletin selâmeti, esenliği, güven içinde oluşu
sual : soru
şark : Doğu, Asya
tebdil etmek : değiştirmek, dönüştürmek
tezyif : alay, küçük düşürme
umum : bütün
vesait : araçlar, vasıtalar
Yükleniyor...