Block title
Block content
Velâyet ise, hususî ve cüz’îdir. Aralarındaki nispet رَبُّ الْعَالِمِينَ ile رَبِّى arasındaki nispet gibidir ki, birisinde izafe umumîdir, ötekisinde hususidir. Veya arzdan Arşa olan mirac ile secdedeki mirac arasında veya Arş ile kalb arasındaki nispet gibidir.

Arkadaş! Şu yüksek olan matluba zikrettiğimiz burhanlar, matlubu ihata eden bir dairedir. Matlup olan vücub-u vücud ve vahdet o dairenin merkezindedir. Daireyi teşkil eden burhanların herbirisi, parmağını uzatıp, matlubun hak ve sâdık olduğuna imza atıyorlar. O burhanlardan zayıf olanların aralarında tesanüd vardır. Yani, birbirini teyid ve takviye etmekle, zayıf burhanların zâfiyeti zâil olur. Zâil olmasa bile itibardan düşmez. İtibardan düşse bile, dairenin bozulmasına sebep olmaz. Ancak daire küçülür.

Maahaza, burhanların heyet-i mecmuasına terettüb eden matlubun kuvvet ve vuzuhunu her fertten istemek ve her fertte aramak, aklın hastalığına, zihnin cüz’iyetine işaret olup, matlubu red ve inkâr için bir zemin teşkil ediyor. Binaenaleyh, bir burhana bakıldığı zaman zâfiyetten dolayı vehimler başgösterirse, öteki burhanlardan süzülen kuvvetle ortada zâfiyet kalmaz; vehimler de dağılır.

Maahaza bazı burhanlar suya benziyor; bir kısmı da havaya benziyor, bir kısmı da ziya gibidir. Binaenaleyh, bu gibi burhanları gayet lâtif ve dikkatli ince bir fikirle arayıp tutmalıdır ki, dökülmesin, sönmesin, uçmasın.
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Lâsiyyemalar / Sonraki Risale: Katrenin Zeyli
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Arş : kâinatın en yüksek katı; Allah’ın büyüklüğünün ve yüceliğinin tecelli ettiği yer
arz : yeryüzü, dünya
binaenaleyh : bundan dolayı
burhan : güçlü ve sarsılmaz delil
cüz’iyet : küçüklük
cüz'î : küçük, sınırlı; ferdî, bireysel
gayet : çok
hak : doğru
heyet-i mecmua : bir şeyin bütün parça veya bireylerinin tamamı
hususi : özel
ihata eden : içine alan, kapsayan
itibardan düşmek : değersiz olmak, değerini kaybetmek
izafe : dayandırmak, mâl etmek
lâtif : ince, güzel
maahaza : bununla beraber
matlub : talep edilen, istek
mirac : Allah’ın huzuruna yükselme
nispet : ölçü, bağ
sâdık : doğru, gerçek
secde : namazda yere kapanmak
takviye etmek : kuvvetlendirmek
terettüb eden : sıralayan, gerektiren
tesanüd : dayanışma
teşkil etmek : oluşturmak
teyid etmek : desteklemek
umumî : genel
vahdet : Allah’ın birliği
vehim : kuruntu
vuzuh : açıklık
vücub-u vücud : Allah’ın varlığının zorunlu oluşu, var olmak için hiçbir sebebe muhtaç olmaması
zâfiyet : zayıflık
zâil olmak : geçip gitmek, yok olmak
zikretmek : belirtmek, anlatmak
ziya : ışık
Yükleniyor...