Block title
Block content
Halbuki, birinci cihette lezzet, zeval ile zâil olsa bile ruhu bâkidir. Çünkü Mün’imi düşünür. Mün’im ise merhametlidir. “Daima bu nimetleri bana verir” diye ümitvâr olur. İkinci cihette, nimetin zevali ölüm değildir ki, ruhu kalsın. Ruhu da söner, ancak dumanı kalır. Musibetlerin ise, zevâlinden sonra dumanları söner, nurları kalır. Lezzetlerin zevâlinden sonra kalan dumanları, günahlarıdır.

Arkadaş! Dünya ve âhiretteki lezzet ve nimetlere, imanla bakılırsa, bunlarda bir hareket-i devriye görülür ki, emsaller birbirini takip eder. Biri gider, yerine onun misli gelir. Bu sayede o nimetlerin mahiyeti sönmez. Ancak teşahhusat-ı cüz’iyede firak ve iftirakları vardır. Bunun içindir ki, lezaiz-i imaniye, firak ve iftirakla müteessir ve mükedder olmuyor. Fakat ikinci cihette, herbir lezzetin zevâli var. Ve o zeval, hadd-i zâtında elem olduğu gibi, düşünmesi de elemdir. Çünkü bu ikinci cihette, hareket devriye değildir, müstakimdir. Lezzet, ebedî bir ölüm ile mahkûm olur.

Nokta

Arkadaş! Esbab ve vesaiti insan kucağına alıp yapışırsa, zillet ve hakarete sebep olur. Meselâ, kelp, bütün hayvanlar içerisinde birkaç sıfat-ı haseneyle muttasıftır ve o sıfatlar ile iştihar etmiştir. Hattâ, sadakat ve vefâdarlığı darb-ı mesel olmuştur. Bu güzel ahlâkına binaen, insanlar arasında kendisine mübarek bir hayvan nazarıyla bakılmaya lâyık iken, maalesef, insanlar arasında mübarekiyet değil, necisü’l-ayn addedilmiştir. Tavuk, inek, kedi gibi sair hayvanlarda, insanların onlara yaptıkları ihsanlara karşı şükran hissi olmadığı halde, insanlarca aziz ve mübarek addedilmektedirler.

Bunun esbabı ise, kelpte hırs marazı fazla olduğundan esbab-ı zahiriyeye öyle bir derece ihtimam ile yapışır ki, Mün’im-i Hakikîden bütün bütün gafletine sebep olur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Lâsiyyemalar / Sonraki Risale: Katrenin Zeyli
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

addedilmek : sayılmak
âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki sonsuz hayat
aziz : izzetli, büyük
bâki : devamlı, kalıcı, ölümsüz
binaen : -dayanarak
cihet : yön
darb-ı mesel : meşhur söz, atasözü
devriye : dairesel, çember gibi; birbirinin yerini alma
ebedî : sonsuz
elem : acı, keder
emsal : benzer
esbab : sebepler
esbab-ı zahiriye : görünürdeki sebepler
firak : ayrılık
gaflet : duyarsızlık, manevî sorumluluklarından habersiz davranma hâli
hadd-i zatında : esasen, aslında
hakaret : hakir ve alçak bir konumda olma
hareket-i devriye : dairesel hareket; birinin gidip yerine başkasının geçmesi
iftirak : ayrılma
ihsan : bağış, ikram
ihtimam : özen, önem verme
iştihar etmek : meşhur olmak; tanınmak
kelp : köpek
lezaiz-i imaniye : imandan gelen lezzetler
mahiyet : özellik, esas
mahkûm olmak : hüküm altında olmak; belirli bir cezaya çarptırılmak
maraz : hastalık
misli : benzeri, eş değeri
musibet : belâ, dert, felâket
muttasıf : sıfata sahip olan, belli bir özelliği üzerinde taşıyan
mübarek : bereketli, hayırlı
mübarekiyet : bereketli olma
mükedder olmak : dertlenmek, üzüntü duymak
Mün’im : gerçek nimet verici olan Allah
Mün'im-i Hakikî : gerçek nimet verici olan Allah
müstakim : doğru bir çizgi takip etme
müteessir : üzüntü
nazar : bakış açısı
necisü’l-ayn : bir şeyin bizzat kendisinin pis olması
nimet : rızık, iyilik, lütuf, ihsan
sair : diğer
sıfat-ı hasene : güzel özellik
şükran : minnettarlık, teşekkür
teşahhusat-ı cüz’iye : ferdî şahıslanma, bireysel kimlik ve yapı kazanma
ümitvâr : ümitli olan
vefâdar : vefâlı olan
vesait : araçlar, vasıtalar
zâil : geçip gitme, yok olma
zeval : kaybolma, yok olma
zillet : alçalma, aşağılanma
Yükleniyor...