Block title
Block content
Acaba bütün benî Âdemi arkasına alıp, şu arz üstünde durup, Arş-ı Âzama müteveccihen el kaldırıp, nev-i beşerin hülâsa-i ubudiyetini câmi hakikat-i ubudiyet-i Ahmediye (a.s.m.) içinde dua eden şu şeref-i nev-i insan ve ferîd-i kevn ü zaman olan Fahr-i Kâinat ne istiyor, dinleyelim. Bak, kendine ve ümmetine saadet-i ebediye istiyor, bekà istiyor, Cennet istiyor. Hem mevcudat ayinelerinde cemâllerini gösteren bütün esmâ-i kudsiye-i İlâhiyeyle beraber istiyor, o esmâ-dan şefaat talep ediyor, görüyorsun.

Eğer, âhiretin hesapsız esbab-ı mucibesi, delâil-i vücudu olmasaydı, yalnız şu zâtın tek duası, baharımızın icadı kadar Hâlık-ı Rahîmin kudretine hafif gelen şu Cennetin binasına sebebiyet verecekti.

Demek, nasıl ki, o zâtın risaleti, şu dâr-ı imtihanın açılmasına sebebiyet verdi, 1 لَوْلاَكَ لَوْلاَكَ لَمَا خَلَقْتُ اْلاَفْلاَكَ sırrına mazhar oldu; onun gibi, ubudiyeti dahi, öteki dâr-ı saadetin açılmasına sebebiyet verdi.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى ذٰلِكَ الْحَبِيبِ الَّذِى هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَفَخْرُ الْعَالَمَيْنِ وَحَيَاةُ الدَّارَيْنِ وَوَسِيلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَذُو الْجَنَاحَيْنِ وَرَسُولُ الثَّقَلَيْنِ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ وَعَلٰى اِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ، اٰمِينَ 2

Ve keza, bu âlemin geliş ve gidişatında ve bütün mahlûkatın bir hedefe sevkinde ve semâvî, süflî bütün ecramın bir kudrete bağlı ve musahhar olmasında pek büyük bir saltanat eseri görünüyor.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Hadis-i kudsî. “Sen olmasaydın ben âlemleri yaratmazdım.” Ali el-Kari, Şerhü’ş-Şifâ, 1:6; el-Aclunî, Keşfü’l-Hafâ, 2:164.
2 : Allahım, her iki dünyanın efendisi, iki âlemin medar-ı fahri, dünya ve âhiretin hayatı, iki cihan saadetinin vesilesi, zülcenâheyn ve cin ve insin resulü olan şu Habîbine, onun bütün âl ve ashabına ve onun enbiyâ ve mürselîn kardeşlerine salât ve selâm et. Âmin.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Reşhalar / Sonraki Risale: Katre
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem : dünya; kâinat
azîm : büyük
bekà : devamlılık ve kalıcılık, sonsuzluk
cemâl : güzellik
dâr-ı imtihan : imtihan yeri olan dünya
dâr-ı saadet : mutluluk yurdu olan Cennet
delâil-i vücudu : varlığının delilleri
ecram : gök cisimleri, yıldızlar
esbab-ı mucibe : gerektirici sebepler
esmâ : Allah’ın isimleri
esmâ-i kudsiye-i İlâhiye : Allah’ın her türlü kusur ve eksiklikten yüce isimleri
Fahr-i Kâinat : kâinatın kendisiyle övündüğü zât olan Peygamberimiz (a.s.m.)
ferîd-i kevn ü zaman : bütün varlıkların en değerlisi ve bütün zamanlarda biricik ve tek olan
gidişat : olayların durumu, işlerin gelişme biçimi, işlerin gidiş tarzı
hakikat-i ubudiyet-i Ahmediye : Peygamberimizin (a.s.m.) kulluğunun aslı ve esası
Hâlık-ı Rahîm : sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan ve herşeyi yaratan Allah
icad : var etme, vücuda getirme
keza : bunun gibi
kudret : Allah’ın bütün varlığı kuşatan güç ve iktidarı
mahlûkat : yaratıklar, yaratılmış varlıklar
mazhar olmak : erişmek, nail olmak
mevcudat : varlıklar, var edilenler
musahhar olma : boyun eğme, itaat etme
risalet : elçilik, peygamberlik
rububiyet : Allah’ın her varlığa, yaratılış gayelerine ulaşmaları için zarar verici şeylerden koruyup, muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye etmesi, tedbir, tasarruf ve egemenliği altında bulundurması ve mutlak bir düzenlilik içinde yönetmesi
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
saltanat : egemenlik, hâkimiyet
Sâni : herşeyi mükemmel bir san’atla yaratan Allah
sebebiyet vermek : sebep olmak
semâvî : gökle ilgili
sevk : yönlendirilme
sır : gizem, gizli gerçek
süflî : aşağı
şefaat : af için aracılık
şeref-i nev-i insan : insanlığın şerefi
talep etmek : istemek
tasarruf etmek : hakimiyeti altında tutmak
ubudiyet : kulluk
ümmet : Hz. Peygambere inanıp onun yolundan giden mü’minler
Yükleniyor...