Block title
Block content
Maahaza, o lezzetlerden hiç kimse tam mânâsıyla muradına nail olamaz. Ya o lezzetlerin ömürleri kısa olur veya insanın ömrü kısa olduğundan muradına yetişemez. Ancak, o lezzetler ve o nefîs şeyler ibret ve şükre sevk içindir. Çünkü, onlar Cenâb-ı Hakkın ehl-i iman için Cennetlerde ihzar ettiği hakikî nimetlere nümunelerdir.

Ve o müzeyyen masnuat-ı fâniye, fena ve adem için değildir. Ancak, onların suretleri ve misalleri, mânâları, neticeleri alınır; âlem-i bekàda, ehl-i bekà için ebedî manzaraların yapılmasına medar olurlar. Yahut ebedî âlemde Sâni-i Ebedî istediği şekillere sokar. Çünkü, o masnûat, bekà içindir. Onların o zahirî ölüm ve fenâları, vazifelerinden terhistir, idam değildir.

Evet, onların ölümleri fena olsa bile, yalnız bir cihetten fenaya gider, çok cihetlerden bâki kalır. Meselâ, kudret-i Ezeliyyenin yarattığı şu gül çiçeğine bak: Evet, nasıl bir kelime ağızdan çıkar çıkmaz zahiren fenaya giderse de, Allah’ın izniyle kulaklarda, kâğıtlarda, kitaplarda milyonlarca timsalleri kaldığı gibi, akıllarda da akıllar adedince mânâları kalır. Kezalik, o gül kısa bir zamanda vazifesi tamam olur olmaz solar, ölür, gider. Amma onu gören bütün insanların kuvve-i hafızalarında ve halefiyle hâmile olan tohumlarında suretleri, mânâları bâkidir. Demek, o gülün tohumu olsun, kuvve-i hafızalar olsun, o gül çiçeğinin suretini, ziynetini, menzilini hıfz için sanki birer fotoğraf ve bekàsı için birer menzildir.

Ey arkadaş! İnsan da başıboş, serseri, sahipsiz bir hayvan değildir. Ancak, onun da bütün harekât ve ef’âli yazılıyor, tesbit ediliyor. Ve a’mâlinin neticeleri hıfzediliyor ki, muhasebe-i kübrâda ona göre derece alsın. Hülâsa, her güz mevsiminde yapılan tahribat, gelecek bahar mevsimlerinde gelen yeni misafirler için yer tedarik etmek ve bir nevi terhis ve izinlerdir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Reşhalar / Sonraki Risale: Katre
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem : yokluk
âlem-i bekà : devamlı ve kalıcı olan âhiret âlemi
a'mâl : ameller, işler
bâki : devamlı, kalıcı
bekà : devamlılık ve kalıcılık, sonsuzluk
Cenâb-ı Hakk : Hakkın tâ kendisi olan, şeref ve yücelik sahibi Allah
cihet : yön
ebedî âlem : sonu olmayan âlem, âhiret
ebedî : sonsuz
ef'âl : fiiller, hareketler
ehl-i bekà : bâkî olanlar, sonsuza dek yaşayanlar
ehl-i iman : Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler
fenâ : geçip gitme, kaybolma
güz mevsimi : sonbahar
hakikî : asıl, gerçek
halef : birinin yerine sonradan geçen
hâmile : taşıyan, yüklenen
harekât : hareketler
hıfz : koruma, saklama
hülâsa : özetle
idam : yokluğa mahkum etme
ihzar etmek : hazırlamak
kezâlik : böylece, bunun gibi
kudret-i Ezeliyye : Allah’ın ezelden beri var olan kudreti, güç ve muktedir olan iktidarı
kuvve-i hafıza : hafıza gücü, bellek
maahaza : bununla beraber, bununla birlikte
masnuat : san’atla yaratılmış varlıklar
masnuat-ı fâniye : gelip geçici olan sa’nat eseri varlıklar
medar : sebep, vesile
menzil : oturulan mekân, yer
misal : akis, yansıma, temessül; örnek
muhasebe-i kübrâ : büyük muhasebe, hesaba çekilme; Allah’ın bütün insanları öldükten sonra dirilttiğinde hayatlarının tamamından hesaba çekmesi
müzeyyen : süslü
nail olmak : erişmek
nevi : tür, çeşit
nimet : iyilik, lütuf, ihsan
nümune : örnek, misal
Sâni-i Ebedî : varlığının sonu olmayan ve herşeyi mükemmel bir san’atla yaratan Allah
sevk : yöneltme
suret : görüntü
şükür : minnet duyma, teşekkür etme
tahribat : yıkımlar, bozmalar
tedarik etmek : elde etmek
terhis : göreve son verme
timsal : örnek, benzer
zahiren : dış görünüş itibariyle
zahirî : görünürde, dış görünüşte
ziynet : süs
Yükleniyor...