Block title
Block content
İşte kalb, akıl, şuur sahibi olan bir adam, bu ciheti düşünürse anlar ki, bir şeyden çok şeyleri îcad edip çıkartmak ve çok şeyleri birşeye tahvil etmek, ancak herşeyi halk eden ve herşeyi yapan Sânia mahsus bir sikkedir.

İKİNCİ LEM’A: Sayısız hâtemlerden canlı mahlûkata vaz’ edilen hayat hâtemine bakınız. Evet, canlı bir mahlûk, câmiiyeti itibarıyla, kâinata küçük bir misaldir, şecere-i âleme güzel ve tatlı bir meyvedir, kevn ve vücuda bir nüvedir ki, Cenâb-ı Hak o nüvede pek çok âlemlerin örneklerini derc etmiştir. Sanki, o zîhayat gayet hakîmâne muayyen nizamlarla bütün vücutlardan sağılmış bir katre veya bir noktadır. Bu itibarla, bir zîhayatı halk etmek, bütün kâinatı yed-i tasarrufuna alan Cenâb-ı Haktan maada hiçbirşeye isnad edilemez.

Evet, aklı bozulmayan bir şahıs, teemmülü neticesinde anlar ki, meselâ balarısını pek çok şeylere fihriste yapan ve kitab-ı kâinatın ekser mesâilini insanın mahiyetinde yazan ve incir nüvesinde incir ağacının programını derc eden ve insanın kalbini binlerce âlemlere örnek ve pencere yapan ve beşerin kuvve-i hafızasında tarih-i hayatını taallûkatıyla beraber yazan, ancak ve ancak herşeyi yaratan Hâlık olabilir. Ve böyle bir tasarruf, yalnız ve yalnız Rabbü’l-Âlemîne mahsus bir hâtemdir.

ÜÇÜNCÜ LEM’A: Cenâb-ı Hakkın canlı mahlûkata bastığı hayat hâteminin gayr-ı mütenâhî nakış ve keyfiyetlerinden bir nümuneyi göstereceğiz. Şöyle ki: Nasıl ki suyun katrelerinden, şişenin parçalarından tut, seyyar yıldızlara kadar şeffaf veya şeffaf gibi herşeyde şemsin cilvelerinden şemse mahsus bir turra, bir cilve bulunur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Mukaddime / Sonraki Risale: Reşhalar
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem : dünya, kâinat
beşer : insanlık
câmiiyet : kapsamlı oluş
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cihet : yön, taraf
cilve : görüntü, akis
derc etmek : içine yerleştirmek
ekser : pek çok
esbab : sebebler
fihriste : özet, içindekiler bölümü
gayet : son derece
gayr-ı mütenâhî : nihayetsiz, sonsuz
hakîmâne : hikmetle, bir maksat ve faydaya yönelik bir şekilde
Hâlık : her şeyi yaratan Allah
halk etmek : yaratmak
hâtem : mühür
îcad etmek : var etmek, ortaya çıkarmak
ihya : hayat verme, diriltme
iktidar : güç, kudret
isnad etmek : dayandırmak
itibarıyla : özelliğiyle
itibarla : …bakımıdan, özellikle
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar
katre : damla
kevn : varlık, âlem, kâinat
keyfiyet : hal, özellik, nitelik
kezalik : bunun gibi
kitab-ı kâinat : kâinat kitabı
kuvve-i hafıza : hafıza gücü, bellek
maada : başka, dışında, ötesinde
mahiyet : öz nitelik, içyapı
mahlûk : yaratılmış, varlık
mahlûkat : yaratılmışlar, varlıklar
mahsus : has, özel
mesâil : meseleler
misal : örnek, benzetme
muayyen : belirlenmiş, kararlaştırılmış
nakış : işleme, süsleme
nefh-i hayat : hayat üfleme; cansızlara can verme
netice : son, sonuç
nizam : düzen
nümune : örnek, misal
nüve : çekirdek
Rabbü'l-Âlemîn : âlemlerin Rabbi olan Allah
Sâni : her şeyi san’atla yaratan Allah
seyyar : hareketli, yerinde sabit durmayan
sikke : damga, işaret
şecere-i âlem : âlem ağacı, bir ağaca benzeyen kâinat
şems : güneş
Şems-i Ezelî : Ezelî Güneş; yokluk ve hiçlik karanlıklarını eserleriyle aydınlatan mânâsında Allah’ın unvanı
şuur : bilinç, anlayış, idrak
taallûkat : ilgili unsurlar
tahvil etmek : dönüştürmek, değiştirmek
tarih-i hayat : hayat tarihi, özgeçmiş
tasarruf : dilediği gibi kullanma ve yönetme
tecellî-i ehadiyet : Allah’ın birliğinin her bir varlıkta görünmesi
teemmül : düşünme, inceden inceye araştırma
turra : padişaha özel mühür, nişan
vaz’ edilen : konulan, yerleştirilen
vücud : varlık, var oluş
yed-i tasarruf : tasarruf eli, icraat sahibi
zîhayat : canlı
Yükleniyor...