Block title
Block content
Ehl-i fikir, o hakaik-i zevkiyeyi nazarın mekayisine sıkıştırdığından, çok evham-ı bâtılaya menşe oldu. Maddeperver hükemâ ve zaîfü’l-itikad ehl-i nazarın vahdetü’l-vücudu ile evliyanın vahdetü’l-vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır. Beş cihetten fark vardır:

Birincisi: Muhakkikîn-i sofiye, Vâcibü’l-Vücuda o kadar hasr-ı nazar etmiş ve müstağrak olmuş ve ehemmiyet vermişler ki, onun hesabına kâinatın vücudunu inkâr etmişler. Hükemâ ve zaîfü’l-itikad olanlar, maddeye o kadar hasr-ı nazar etmişler ve müstağrak olmuşlar ki, fehm-i ulûhiyetten uzaklaştılar. Ve o derece maddeye kıymet verdiler ki, herşeyi maddede görmek, hattâ ulûhiyeti onda mezcetmek, hattâ kâinat hesabına ulûhiyetten istiğnâ etmek derecede tarik-i müteassifeye girmişlerdir.

İkincisi: Muhakkikîn-i sofiyenin vahdet-i vücudu, vahdetü’ş-şuhudu tazammun eder. İkincilerin, vahdetü’l-mevcudu tazammun eder.

Üçüncüsü: Birincilerin mesleği zevkîdir. İkincilerin nazarîdir.

Dördüncüsü: Birinciler, evvelen ve bizzat Hakka, nazar-ı tebeî olarak halka bakarlar. İkinciler, evvelen ve bizzat halka bakarlar.

Beşincisi: Birinciler, Hüdâperesttirler. İkinciler, hodperesttiler.

اَيْنَ الثَّرٰى مِنَ الثُّرَيَّا وَاَيْنَ الضِّيَاءُ السَّاطِعُ مِنَ الظُّلْمَةِ الدَّامِسَةِ 1
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Serâ nerede, Süreyyâ nerede? Herşeyi gösteren ışık nerede, herşeyi örtüp saklayan zulmet nerede?
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Şulenin Zeyli
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

bizzat : doğrudan
cihet : yön
ehemmiyet : değer, önem
ehl-i nazar : tefekkür ehli
evham-ı bâtıla : hak olmayan, imana uymayan vehimler, şüpheler
evliya : Allah dostları
evvelen : ilk olarak
fehm-i ulûhiyet : “Allah tanrıdır, İlâhtır” anlayışı
Hak : herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah
hasr-ı nazar etmek : bakışı tek bir şeye yöneltmek
hodperest : kendini çok beğenen, kendine tapan
hüdâperest : Allah’a ibadet eden
hükemâ : filozoflar, felsefeyle uğraşanlar
inkâr etmek : reddetmek
istiğnâ etmek : kaçınmak, ihtiyaç duymamak
kâinat : evren
maddeperver : maddeye düşkün
mekayis : mikyaslar, ölçüler, mukayeseler
menşe : kaynak
mezcetmek : karıştırmak
muhakkikîn-i sofiye : tasavvufla uğraşan hakikati araştıran; hakikate nüfuz eden âlimler
müstağrak : gark olmuş; dalmış
nazar-ı tebeî : dolaylı bakış, bir şeye bağlı kalarak başkalarına bakma
nazarî : teorik
serâ : yer, dünya
Süreyyâ : Ülker takım yıldızı
tarik-i müteassife : doğru yoldan sapanların yolu; çorak dengesiz ve zalimane yol
tazammun etmek : içine almak, kapsamak
ulûhiyet : ibadete ve itaat edilmeye lâyık olma, İlâhlık
Vâcibü'l-Vücud : varlığı zorunlu olan ve var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah
vahdetü’l-vücud : “Allah’ın varlığı o kadar mükemmeldir ki, diğer varlıklar Ona göre bir gölge gibidir ve ‘varlık’ adını almaya lâyık değiller” tarzında bir tasavvufî görüş
vahdetü'l-mevcud : her şeyi maddede ve maddî âlemde görmeyi; varlıklara ulûhiyet ve ilâhlık özelliği vermeyi; kâinat adına her şeyin Yaratıcısı olan Allah'ı inkâr etmeyi öngören düşünce sistemi
vahdetü'ş-şuhud : İlâhi tecellilerin karşısında Allah’tan başka bir şeyin görülmemesi ve Allah’tan başka herşeyin unutkanlık perdesiyle örtülmesi
vücud : varlık
zaîfü'l-itikad : zayıf inançlı
zevkî : zevke dayalı, zevkle ilgili
zulmet : karanlık
Yükleniyor...