Block title
Block content
İkinci hatve: Nefis hizmet zamanında geri kaçar. Ücret vaktinde ileri safa hücum ediyor. Bu mertebede onun tezkiyesi, yaptığı fiili aksetmekle olur. Yani işe, hizmete ileriye sevk edilmeli, ücret tevziinde geriye bırakılmalıdır.

Üçüncü hatve: Kendi nefsinde, torbasında, kusur, naks, acz, fakrdan mâadâ birşeyi bırakmamalıdır. Bütün mehâsin, iyilikler, Fâtır-ı Hakîm tarafından in’am edilen nimetler olup hamdi iktiza eder. Fahri istilzam etmediklerini itikad ve telâkki edilmelidir. Bu mertebede onun tezkiyesi, kemâlinin adem-i kemâlinde, kudretinin aczinde, gınasının fakrında olduğunu bilmekten ibarettir.

Dördüncü hatve: Kendisi istiklâliyet halinde fâni, hâdis, mâdum olduğunu ve esmâ-i İlâhiyeye ayinedarlık ettiği halde şahit, meşhud, mevcut olduğunu bilmekten ibarettir. Bu mertebede onun tezkiyesi, vücudunda ademini, ademinde vücudunu bilmekle 1 لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ ’yü kendisine vird ittihaz etmektir.

Ve keza, Vahdetü’l-vücud ehli, kâinatı nefyetmekle idam ediyorlar. Vahdetü’ş-şühud halkı ise, bütün mevcudatı, kürek cezalıları gibi nisyan zindanında ebedî hapse mahkûm ediyorlar.

Kur’ân’ın ifham ettiği tarik, kâinatı, mevcudatı hem idamdan, hem hapisten kurtarır. Esmâ-i Hüsnâya mazhariyet ile ayinedarlık etmek gibi vazifelerde istihdam ediyor. Fakat kâinatı, istiklâliyetten ve kendi hesabına çalışmaktan azlediyor.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Mülk umumen Onundur; hamd de Ona mahsustur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Şemme / Sonraki Risale: On Dördüncü Reşha
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acz : acizlik, güçsüzlük
adem : yokluk, hiçlik
adem-i kemal : kemalsizlik, mükemmel olmama
aksetmek : tersine çevirmek
ayinadarlık : birşeyin özelliklerini yansıtma, aynalık görevi yapma
azletmek : ayırmak, uzaklaştırmak
ebedî : sonsuz
Esmâ-i Hüsnâ : Allah’ın güzel isimleri
esmâ-i İlâhiye : Allah’ın isimleri
fahr : gurur, övünme
fakr : fakirlik, muhtaçlık
fâni : geçici olan, ölümlü
Fâtır-ı Hakîm : herşeyi hikmetle ve benzersiz şeyleri üstün san’atıyla yaratan Allah
gına : zenginlik
hâdis : sonradan olan
hamd : minnet, teşekkür ve övgülerini sunma
hatve : basamak, mertebe
hayvanî : hayvansal
idam : yokluğa mahkum etme
ifham etmek : anlatmak, bildirmek
iktiza etmek : gerektirmek
in’am edilen : nimet olarak verilen
insanî : insana ait
istihdam etmek : belli bir görevde çalıştırmak, kullanmak
istiklâliyet : bağımsızlık, birşeye bağlı olmayış
istilzam etmek : gerektirmek
itikat etmek : inanmak
ittihaz etmek : edinmek, kabullenmek
kâinat : evren
kemal : fazilet, iyilik, mükemmellik
keza : aynı, aynı biçimde
kudret : güç, iktidar
mâadâ : -den başka, gayri
mâdum : yok
mahkûm : cezalandırılma
mahsus : özel, has
mazhariyet : ayna olma
mehâsin : güzellikler, iyilikler
mertebe : makam
meşhud : şahit olunan, görülen, gözlemlenen
mevcudat : varlıklar, var edilenler
mevcut : var
muamele : davranış
mülk : hükmedilen yer, sahip olunan şey
naks : eksiklik, noksanlık
nebatî : bitkisel
nefis : bir kimsenin kendisi; insanı zevkli ve lezzetli şeylere sevk eden güç, duygu
nefyetmek : inkâr etmek, reddetmek
nisyan : unutkanlık
sevk etmek : yöneltmek
tarik : mânevî yol
telâkki etmek : kabul etmek
tevzi : dağıtma
tezkiye : temizleme, arındırma
umumen : genellikle
Vahdetü’l-vücud ehli : “Allah’ın varlığı o kadar mükemmeldir ki, diğer varlıklar Ona göre bir gölge gibidir ve ‘varlık’ adını almaya lâyık değiller” tarzındaki tasavvufî görüş sahipleri
Vahdetü’ş-şühud : İlâhi tecellilerin karşısında Allah’tan başka bir şeyin görülmemesi ve Allah’tan başka herşeyin unutkanlık perdesiyle örtülmesi
vird : devamlı yapılan zikir
vücud : varlık
Yükleniyor...