Block title
Block content
Ve keza, insan fiil ve sa’yi cihetiyle zayıf bir hayvan olup dâire-i sa’yi pek dardır. İnfial, sual, dua cihetiyle Rahmân-ı Rahîmin aziz bir misafiridir. Dairesi hayal kadar geniştir. Ve keza, insanın hayat-ı hayvaniyeden aldığı lezzet bir serçe kuşunun lezzeti kadar değildir. Çünkü, insanda hüzün, keder, korku var, onda yoktur. Fakat cihazat, hissiyat, duygular, istidatlar itibarıyla hayvanların en âlâsından fazla lezzet alır. İnsanın şu vaziyetine dikkat edilirse anlaşılır ki, bu kadar cihazat, bu hayat için olmayıp, ancak bir hayat-ı bâkiye için kendisine verilmiştir.

Ve keza, insan saltanat-ı rububiyetin mehâsinine nâzır ve esmâ-i kudsiyenin cilvelerine dellâl ve kalem-i kudretle yazılan mektubat-ı İlâhiyeyi mütalâa ile mütefekkir olduğu cihetle, eşref-i mahlûkat ve halife-i arz olmuştur. 1 ... يَاۤ اَيُّهَا النَّاسُ اَنْتُمُ الْفُقَرَاءُ اِلَى اللهِ

İ’lem eyyühe’l-aziz! İnsandaki kusur sonsuz olduğu gibi, acz, fakr ve ihtiyacına da nihayet yoktur. İnsana tevdi edilen açlık ile nimetlerin lezzetleri tebarüz ettiği gibi; insandaki kusur, kemâlât-ı Sübhâniye derecelerine bir mirsaddır. İnsandaki fakr, gınâ-i rahmetin derecelerine bir mikyastır. İnsandaki acz, kudret ve kibriyâsına bir mizandır. İnsandaki tenevvü-ü hâcât, envâ-ı niam ve ihsanatına bir merdivendir. Öyleyse fıtratından gaye ubudiyettir. Ubudiyet ise, dergâh-ı izzetine kusurlarını Estağfirullah ve Sübhânallah ile ilân etmektir.
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ey insanlar, hepiniz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir ve her türlü övgüye lâyıktır.” Fâtır Sûresi, 35:15.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Şemme / Sonraki Risale: On Dördüncü Reşha
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acz : güçsüzlük
âlâ : yüksek, üstün
aziz : çok değerli, izzetli
cihazat : cihazlar, donanım
cihet : yön
cilve : görüntü, akis
dâire-i sa’y : çalışma alanı
dellâl : ilân edici, duyurucu
ebed : sonsuzluk
emel : arzu, istek
esmâ-i kudsiye : Allah’ın kutsal isimleri; her türlü kusur ve noksandan yüce olan İlâhî isimler
eşref-i mahlûkat : yaratıkların en şereflisi
fakr : muhtaçlık
gınâ-i rahmet : rahmetin zenginliği, rahmet ve merhametin geniş tecellîleri
halife-i arz : yeryüzü halifesi; yeryüzünde Allah’ın emirlerini yerine getirip Onun namına tasarrufta bulunan ve varlıklar üzerinde Onun adına egemen olan insan
hayat-ı bâkiye : devamlı ve kalıcı olan âhiret hayatı
hayat-ı hayvaniye : hayvanî hayat
hayat-ı mâneviye : mânevî hayat, maddî olmayan hayat
hissiyat : hisler, duygular
i’lem eyyühe’l-aziz : ey aziz kadreşim bil ki!
infial : fiilden etkilenme, bir tesirin gücü altında hareket etme
istidat : yetenek, ruhî nitelik ve özellikler
itibarıyla : açısından
kalem-i kudret : kudretin kalemi; varlıkların ve olayların düzenli olarak vücuda gelişinde bir kalem gibi eserini gösteren İlâhî güç ve iktidar
kemalât-ı Sübhâniye : bütün eksikliklerden yüce olan Allah’ın sonsuz mükemmellikteki sıfatları, nitelikleri
keza : bunun gibi
kudret : güç, iktidar
mehâsin : güzellikler
mektubat-ı İlâhiye : İlâhî mektuplar; Allah’ın birer mektup gibi yazdığı ve san’atla yarattığı eserler, varlıklar
mikyas : ölçek, ölçü birimi
mirsad : dürbün; projektör
mütalâa : dikkatle okuma, inceleme
mütefekkir : düşünen, tefekkür eden
nâzır : bakan, gözeten
necis : pis
nihayet : son
nimet : iyilik, lütuf, ihsan
Rahmân-ı Rahîm : rahmet ve merhameti bütün varlıkları kaplayan ve her bir varlığa hususî rahmet ve merhamet tecellîleri olan Allah
sa’y : çalışma
saltanat-ı rububiyet : rubûbiyet saltanatı; kâinatın idare ve tedbirinde tecellî eden İlâhî isimlerin egemenliği
sarf etmek : harcamak
sual : isteme
şecere-i bâkıye : bakî, sonsuz bir ağaç
tebarüz etme : ortaya çıkma, belirip görünme
tefessüh etmek : bozulmak
tevdi edilen : emanet olarak verilen
vaziyet : durum
Yükleniyor...