Block title
Block content
Arkadaş! Âlem-i bekaya delâlet eden berâhinden maadâ, arkasında saflar teşkil edip dualarına bir ağızdan “Âmin! Âmin!” söyleyen enbiya, evliya, sıddikîn imamları, Mahbub-u Ezelînin Habib-i Ekremi Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın tazarruatı, duaları, âlem-i bekada insanın bekasına pek büyük burhan ve kâfi bir vesiledir. Çünkü, kâinatı serâpâ istilâ eden şu hüsünler, güzellikler, cemâller, kemâller, o Habibin tazarruatını işitmemek veya kabul etmemek kadar çirkin, kabih, kusur, naks addedilecek birşeye müsaade eder mi? Cenâb-ı Hak bütün nekaisten, çirkin şeylerden münezzeh, müberrâ değil midir? Elbette münezzehtir.

İ’lem eyyühe’l-aziz! Cenâb-ı Hakkın verdiği nimetleri söyleyip ilân ve tahdis i nimet etmek, bazan gurura ve kibre incirar eder. Tevazu kastıyla da o nimetleri ketmetmek iyi değildir. Binaenaleyh, ifrat ve tefritten kurtulmak için istikamet mizanına müracaat edilmeli. Şöyle ki:

Herbir nimetin iki veçhi vardır. Bir veçhi insana aittir ki, insanı tezyin eder, medar-ı lezzeti olur. Halk içinde temayüze sebep olur. Mucib-i fahr olur, sarhoş olur. Mâlik-i Hakikîyi unutur. En nihayet kibir ve gurur kuyusuna düşürtür.

İkinci veçhi ise, in’am edene bakar ki, keremini izhar, derece-i rahmetini ilân, in’âmını ifşa, esmâsına şehadet eder. Binaenaleyh, tevazu, ancak birinci vecihte tevazu olabilir. Ve illâ küfranı tazammun etmiş olur. Tahdis-i nimet dahi, ikinci vecihle mânevî bir şükür olmakla memduh olur. Yoksa, kibir ve gururu tazammun ettiğinden mezmumdur. Tevazu ile tahdis-i nimet, şöylece bir içtimâları var:

Bir adam hediye olarak bir palto birisine veriyor. Paltoyu giyen adama, başka bir adam “Ne kadar güzel oldun” dediğine karşı, “Güzellik paltonundur” dediği zaman, tevazu ile tahdis-i nimeti cem etmiş olur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Şemme / Sonraki Risale: On Dördüncü Reşha
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

addetmek : saymak
âlem-i beka : devamlı ve kalıcı olan âhiret âlemi
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
ârif : irfan sahibi olan, bilen
âsi : isyankâr
beka : devamlılık ve kalıcılık, sonsuzluk
berâhin : güçlü deliller
binaenaleyh : bundan dolayı
burhan : güçlü delil, kanıt
Cehennem-i cismanî : cismen, bedenen yaşanacak olan cehennem azabı
cehennem-i mânevî : bu dünyadayken hissedilen mânevî cehennem azabı
cemal : güzellik
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
delâlet etmek : delil olmak, işaret etmek
derece-i rahmet : rahmet derecesi
enbiya : nebiler, peygamberler
esmâ : Allah’ın isimleri
evliya : Allah dostları velîler
Habib : sevgili; burada Peygamber Efendimiz (a.s.m.) kastedilmektedir
Habib-i Ekrem : Allah’ın en sevdiği şerefli kul olan Peygamber Efendimiz (a.s.m.)
hüsün : güzellik ve iyilik
i’lem eyyühe’l-aziz : ey aziz kardeşim bil ki!
ifrat : aşırılık
ifşa : yayma, duyurma
ilân : duyuru
imam : bir ilimde sözü delil kabul edilebilecek derecede derin ve geniş bilgi sahibi olan âlim
in’am : nimet verme
incirar : bir sona doğru çekilip dayanma
istikamet : doğru yolda olma
istilâ etmek : ele geçirmek
izhar : açığa çıkarma, gösterme
kabih : çirkin
kâfi : yeterli
kâfir : Allah’ı veya Allah’ın kesin olarak bildirdiği şeylerden birini inkâr eden kimse
kâinat : evren
kast : amaç, hedef
kemal : mükemellik, olgunluk
kerem : cömertlik, ikram
ketmetmek : söylemeyerek gizlemek, üstünü örtmek
kibir : gurur, kendini büyük görme
maadâ : başka, dışında, ötesinde
Mahbûb-u Ezelî : Ezelî Sevgili; bütün yaratılmışlar tarafından çok sevilen ve varlığı ezelî olan Allah
Mâlik-i Hakikî : herşeyin gerçek sahibi olan Allah
medâr-ı lezzet : lezzet kaynağı
mizan : ölçü, denge
mucib-i fahr : övünme sebebi
mü’min : iman eden, Allah’a ve Onun gönderdiği şeylere inanan
müberrâ : temiz, pâk
münezzeh : arınmış, kusur ve eksiklikten yüce
müracaat : başvurma
naks : eksiklik, noksanlık
nekais : eksiklikler, kusurlar
nihayet : son
nimet : iyilik, lütuf, ihsan
nisbeten : kıyasla, oranla
serâpâ : tepeden tırnağa, baştan başa
sıddıkîn : daima doğruluk üzere olan ve Allah’a ve peygambere bağlı yaşayan büyük insanlar
şehadet etmek : şahit olmak
tahdis-i nimet : ilâhi nimeti şükrederek anlatma
tazarruât : yakarışlar, niyazlar
tefrit : normalden aşağı olma
temâyüz : seçkin olma; başkalarından üstün olma
teşkil etmek : oluşturmak
tevazu : alçakgönüllülük
tezyin : süsleme, donatma
vecih : yön
vesile : araç, vasıta
Yükleniyor...