Block title
Block content
İ’lem eyyühe’l-aziz! Denizlerde vukua gelen med ve cezir gibi, evliya arasında da bast-ı zaman, HAŞİYE tayy-ı mekân meselesi şöhret bulmuştur. Ezcümle: Kitab-ı Yavâkit’in rivayetine göre, İmam-ı Şa’rânî bir günde iki buçuk defa kocaman Fütuhat-ı Mekkiye namındaki büyük mecmuayı mütalâa etmiştir. Bu gibi vukuat istiğrabla inkâr edilmesin. Zira bu gibi garip meseleleri tasdike yaklaştıran misaller pek çoktur. Meselâ, rüyada bir saat zarfında bir senenin geçtiğini ve pek çok işler görüldüğünü görüyorsun. Eğer o saatte o işlere bedel Kur’ân okumuş olsaydın, birkaç hatim okumuş olurdun. Bu hâlet evliya için hâlet-i yakazada inkişaf eder. Zaman inbisat eder. Mesele ruhun dairesine yaklaşır. Ruh zaten zamanla mukayyed değildir. Ruhu cismâniyetine galip olan evliyanın işleri, fiilleri, sür’at-i ruh mizanıyla cereyan eder.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Bast-ı zaman sırrıyla çok seneler hükmünde olan birkaç dakikalık zaman-ı Mirac, bu hakikatın vücudunu ispat eder ve bilfiil vukuunu gösteriyor. Mirac’ın birkaç saat müddeti, binler seneler hükmünde vüs’ati ve ihatası ve uzunluğu vardır. Çünkü, Mirac yoluyla beka âlemine girdi. Beka âleminin birkaç dakikası bu dünyanın binler senesini tazammun etmiştir. Hem, bu hakikate binaen, bazı evliya bir dakikada bir günlük işi görmüş. Bazıları, bir saatte bir senelik vazifesini yapmış. Bazıları, bir dakikada bir hatme-i Kur’âniye’yi okumuş oldukları gibi, Risale-i Nur’un telifinde de bu bast-ı zaman hakikati çok defa vukua gelmiş. Ezcümle: On Dokuzuncu Mektup yüz elli sahifedir. Üç yüzden fazla mu’cizatı, kitaplara müracaat edilmeden, ezber olarak, dağ, bağ köşelerinde dört gün zarfında hergün üçer saat meşgul olmakla, mecmûu on iki saatte telif edilmesi; Ramazan Risalesi kırk dakikada telif edilmesi; Yirmi Sekizinci Söz, yirmi dakikada telif edilmesi, bast-ı zamanın vukuunu ispat etmiştir. {1} قَالَ قَاۤئِلٌ مِنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا اَوْ بَعْضَ يَوْمٍ âyeti tayy-ı zamanı gösterdiği gibi, {2} وَاِنْ يَوْمًا عِنْدَ رَبِّكَ كَاَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ âyeti de bast-ı zamanı gösterir.{1} “İçlerinden söze başlayan biri, ‘Bu halde ne kadar kaldık?’ diye sordu. ‘Bir gün, yahut daha da az’ dediler.” Kehf Sûresi, 18:19. {2} “Lâkin Rabbinin katında bir gün, sizin hesabınıza göre bin yıl gibidir.” Hac Sûresi, 22:47.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Zerre / Sonraki Risale: Onuncu Risale
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âyet : Kur’ân’ın her bir cümlesi
bast-ı zaman : az bir zaman dilimi içine uzun bir zamanı sığdırmak ve onu yaşamış gibi olmak
beka âlemi : sonsuzluk âlemi, âhiret hayatı
bilfiil : fiilen, gerçekte
binaen : -dayanarak
burhan : güçlü, açık delil
cereyan etmek : meydana gelmek
cismâniyet : maddî vücuda sahip olma
evliya : Allah dostları velîler
ezcümle : meselâ, örneğin
Fütuhat-ı Mekkiye : (bk. bilgiler)
galip olmak : üstün gelmek
hakikat : gerçek, doğru
hâlet : durum, hâl
hâlet-i yakaza : uyanıklık hali
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hatme-i Kur’âniye : Kur’ân’ın tamamını okumak, hatim
i’lem eyyühe’l-aziz : ey aziz kardeşim bil ki
ihata : içine alma, kapsama
inbisat etmek : genişlemek, yayılmak
inkişaf etmek : açığa çıkmak
isti’zam : büyütme
istiğrab : garip görme, acayip bulma
kat’î : kesin, şüphesiz
Kitâb-ı Yavâkit : İmâm-ı Şa’rânî’nin eseridir. Kitabın tam adı el-Yevakit ve’l-Cevahir fî Beyani Akaidi’l-Ekâbir’dir.
mecmua : kitap
mecmûu : bütünü, tamamı
Mirac : Peygamberimizin (a.s.m.) Allah’ın huzuruna yükselişi ve bütün kâinat âlemlerini gezdiği yolculuk
misal : örnek
mizan : ölçü, denge
mu’cizat : mu’cizeler
mukayyed : kayıtlı, sınırlı
müddet : süre
müracaat etmek : başvurmak
mütalâa etmek : dikkatle okumak, incelemek
namında : isminde
netice-i tevhid : birleme, her şeyin bir olan Allah’a ait olduğu sonucuna ulaşma
rivayet : bir sözü nakletme
sahih : doğru, güvenilir
sür’at-i ruh : ruhun hızı
tahammül etmek : yüklenmek
tayy-ı mekân : mekânı ortadan kaldırmak, bir şahsın bir anda çok uzak yerlere gidebilmesi
tayy-ı zaman : zamanı ortadan kaldırma, kısaltma
tazammun etmek : içermek, içine almak
telif : yazma; yazılma
vuku : gerçekleşme, meydana gelme
vukua gelmek : meydana gelmek
vukuat : meydana gelen olaylar
vücud : varlık
vüs’at : genişlik
zaman-ı Miraç : Miraç zamanı; Peygamberimizin (a.s.m.) Allah’ın huzuruna yükselişi ve bütün kâinat âlemlerini gezdiği yolculuk süresi
Yükleniyor...