Block title
Block content
İşaret

Madde dedikleri şey ise, suret-i mütegayyire, hem de hareket-i zaile-i hâdiseden tecerrüd etmez. Demek hudûsu muhakkaktır. Feya acaba! Sâni-i Vâcibü’l-Vücudun lâzıme-i zaruriye-i beyyinesi olan ezeliyeti zihinlerine sığıştıramayan, nasıl oldu da, herbir cihetten ezeliyete münafi olan maddenin ezeliyetini zihinlerine sığıştırabilirler? Hakikaten câ-yı taaccüptür... Evet, insan düşündükçe, cemi’ sıfât-ı kemâliyeyle muttasıf olan Sâniden istiğrap ve istinkâr ettikleri, şu hayret-efza masnuatı tesadüf-ü amyâya ve hareket-i zerrata isnat ettikleri için, insanı insaniyetten pişman eder.

Telvih

Harekât-ı zerrattan husulü dâvâ olunan kuvvet ve suretler, a’raziyetleri cihetiyle envâdaki mübayenet-i cevheriyeyi teşkil edemez. A’raz cevher olamaz. Demek, bütün envâın fasılları ve umum a’razın havâss-ı mümeyyizeleri, adem-i sırftan muhtera’dırlar. Tenasül, teselsülde şerait-i âdiye-i itibariyedendir. İşte delil-i ihtirâînin icmali...
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

a’raz : bir varlığın bizzat kendinde olmayan ve ona ilişen, takılan özellikler (koku, renk gibi)
adem-i sırf : tam bir yokluk
araziyet : “araz” olma hâli; bir şeyin aslından olmayan (koku, renk gibi)
bâtıl : hakikatsız, hak ve doğru olmayan
bertaraf olma : ortadan kalkma
câ-yı taaccüp : şaşılacak ve hayret edilecek şey
cemî : bütün
cevher : öz, bir şeyin özü, esası, fıtratı
cihet : yön
dâvâ olunan : iddia edilen; öne sürülen
delil-i ihtirâî : varetme delili
envâ : çeşitler, türler
ezeliyet : varlığının başlangıcı olmaması, sonsuzluk
fasıl : kısım, bölüm
feya acaba : “Ne kadar da şaşırtıcı” mânâsına gelen hayret ifadesi
hakikaten : gerçekten
hareket-i zaile-i hâdise : var olma ve yok olma şeklinde görülen hareket
hareket-i zerrat : zerrelerin, atomların hareketi
havâss-ı mümeyyize : varlıkları birbirinden ayıran özellikleri
hayret-efza : hayrete düşüren
hudûs : sonradan meydana gelme, yok iken varlık kazanma
husul : meydana gelme, ortaya çıkma
icmal : özet
ihtimal-i sıhhat : bir meselenin sağlıklı ve doğru olabilme ihtimali
im’ân-ı nazar : etraflıca, derinlemesine inceleme
insaniyet : insanlık
isnat etme : dayandırma
istiğrap : garipseme
istinkâr : inkâr etme
lâzıme-i zaruriye-i beyyine : bir meseleyle beraber düşünülmesi ister istemez zaruri olan diğer bir şey (“Allah” denilince Onun ezelî olduğu da zorunlu olarak bilinir)
lâzım-ı beyyin : bir mesele hakkında hiçbir delil ve işarete ihtiyaç olmadan, o şeyle beraber düşünülmesi zaruri olan diğer bir şey (insan denilince ilim kabiliyetinin akla gelmesi gibi)
masnuat : san’atlı bir şekilde yaratılan varlıklar
meslek : gidilen yol, metod
muhakkak : gerçekliği kesin olarak bilinen
muhtera' : yoktan var edilmiş, icad edilmiş
muttasıf : vasıflanmış; belli bir sıfata sahip olan
mübayenet-i cevheriye : öze yönelik ayrılık, farklılık
münâfi : aykırı, zıt
Sâni : herşeyi mükemmel ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah
Sâni-i Vacibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan ve herşeyi san'atla yaratan Allah
sıfât-ı kemâliye : mükemmelliği ve eşsizliği gösteren sıfatlar
sıhhat : sağlamlık, doğruluk
suret : şekil, görünüm
suret-i mütegayyire : görünümün sürekli değişken olması
şe’n : özellik, belirleyici nitelik
şerait-i âdiye-i itibariye : varlığı ve her yerde cari olduğu kabul edilen göreceli şartlar
tasvir etme : şekillendirerek anlatma
tebeî nazar : kasdî olmayan, dolaylı bakış
tecerrüd : soyutlanma, sıyrılma
telvih : sözün gelişinden kastedilen diğer mânâlar
tenasül : üreme; birbirinden doğup türeme
tesadüf-ü amyâ : kör tesadüf
teselsül : zincirleme devam etme, ard arda gelme
teşkil etme : meydana getirme
umum : bütün, genel
Yükleniyor...