Block title
Block content
Onların o hassas zevk-i tabiîlerine ilham eden, yalnız onların fıtratlarına münasip olan geniş ve ulvî muhitleri ve safî ve müstaid olan fıtrat-ı asliyeleri tâlim ve terbiye eden yalnız Kur’ân idi. Bundan sonra kavm-i Arap, sair akvamı bel’ ettiği gibi, milel-i sairenin malûmatları dahi Müslüman olmaya başladığından, muharrefe olan İsrailiyat ise, Vehb, Kâ’b gibi ulema-i ehl-i kitabın İslâmiyetlerinin cihetiyle Arapların hazain-i hayalâtına bir mecrâ ve menfez bularak o efkâr-ı safiyeye karıştılar. Hem sonra da ihtiram dahi gördüler. Zira ulema-i ehl-i kitaptan İslâmiyete gelenler, İslâmiyet şerefiyle gayet celâlet ve tekemmül ettiklerinden, malûmat-ı müzahrefe-i sabıkaları makbule ve müselleme gibi oldular, reddedilmedi. Çünkü İslâmiyetin usulüne musadim olmadığından, hikâyat gibi rivayet olunurken, ehemmiyetsizliği için tenkitsiz dinlenirlerdi. Fakat—hayfâ!—sonra hak olarak kabul edildiler, çok şübeh ve şükûkâta sebebiyet verdiler.

Hem de, vakta ki şu İsrailiyat, kitap ve sünnetin bazı îmââtlarına merci ve bazı mefahimlerine bir münasebetle me’haz olabilirlerdi—fakat âyât ve hadisin mânâları değil. Belki, faraza doğru olsalardı, mâsadak ve efradından olmaları mümkün olduğundan, su-i ihtiyarlarıyla başka bir me’hazı bulmayan veya atf-ı nazar etmeyen zahirperestler, bazı âyât ve ehâdîsi o hikâyat-ı İsrailiyeye tatbik ederek tefsir eylediler.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

akvam : kavimler, milletler
atf-ı nazar : göz atma, dikkatini, bakışını o tarafa çevirme
âyât : âyetler
bel’ etmek : yutmak
celâlet : görkem, heybet
efkâr-ı safiye : saf, hâlis fikirler, düşünceler
efrad : fertler, birimler
ehâdîs : hadisler
faraza : varsayalım ki
fıtrat : yaratılış, mizaç
fıtrat-ı asliye : esas yaratılış gayesi
hadis : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış
hadis-i sahih : sahih hadis
hak : doğru, gerçek
hayfâ! : ne yazık ki!
hazain-i hayalât : hayal hazineleri
hikâyat : hikâyeler
hikâyat-ı İsrailiye : İsrailoğullarına ait hikâyeler; daha çok Yahudilere ait kitaplardan nakledilen, Kur’ân ve hadisin getirmiş olduğu ölçülere uymayan hurafelerle karışık bir kısım hikâyeler
ihtiram : saygı, hürmet
ilham : Allah tarafından kulunun kalbine bir şey ilkâ edilmesi; gönle doğması
îmâât : imâlar, işaretler
İsrâiliyat : İsrailoğulları’na ait bilgiler; daha çok Yahudiler’e ait kitaplardan nakledilen, Kur’ân ve hadisin gerçeklerine uymayan, hurafelerle karışık hikâyeler
istidlâl : delile nazar etme, delil getirme; eserden müessire zihnin intikali
istitraden : istitrad şeklinde, asıl mevzudan olmayan, tamamlayıcı unsur olarak, dolaylı olarak
kavm-i Arap : Arap kavmi, milleti
kitap : Kur’ân-ı Kerim
makbul : kabul görülen, geçerli
malûmat : bilgiler
malûmat-ı müzahrefe-i sabıka : geçmişteki kof bilgiler
mâsadak : bir söz veya hükmü doğrulayan husus, doğrulayıcı bir mânâ
me’haz : kaynak
mecrâ : kanal, bir işin gidiş şekli
mefahim : mefhumlar, kavramlar
menfez : nüfuz edilecek yer, delik
merci : kaynak, başvurulacak yer
milel-i saire : diğer milletler
muharrefe : aslı tahrif edilmiş, bozulmuş
muhit : çevre
münasip : uygun
müsadim : çarpışan, vuruşan
müselleme : herkes tarafından kabul edilen
müstaid : doğuştan yetenekli, kàbiliyetli
rivayet : duyulan şeylerin nakledilmesi
safî : duru, katıksız, temiz
sair : diğer, başka
sebebiyet vermek : sebep olmak
su-i ihtiyar : iradenin kötüye kullanımı; kötü seçim
sünnet : Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler
şübeh : şüpheler, tereddütler
şükûkât : şekler, şüpheler
tâlim : öğretme, eğitme
tatbik etmek : uygulamak
tefsir : açıklama, yorum; Kur’ân-ı Kerimi açıklama, yorumlama
tekemmül etmek : mükemmelleşmek, olgunlaşmak
terbiye : eğitme, belli bir amaca erişecek şekilde geliştirme, olgunlaştırma
ulema-i ehl-i kitab : ehl-i kitap âlimleri; semâvî kitaplara inanan Hıristiyan ve Yahudi âlimler
ulvî : yüce, büyük
usul : metod, yol, temel prensipler
vakta ki : ne vakit ki, ne zaman ki
zahirperest : dış görünüşe ehemmiyet veren
zevk-i tabiî : tabiî, fıtrî zevk
Yükleniyor...