Block title
Block content
İşaret ve irşad

Kübrâ sadıktır. Zira sahife-i itibar-ı âlemde menkuş olan âsâr-ı enbiyayı mütalâa etsen ve lisan-ı tarihte cereyan eden ahvallerini dinlersen ve hakikatı, yani cihetü’l-vahdeti tesir-i zaman ve mekânla girdiği suretlerden tecrit edebilirsen göreceksin ki: İnayet-i İlâhiyenin ziyası olan mehasin-i mücerredenin şulesi olan hukukullah ve hukuk-u ibadı, enbiya düstur-u hareket ettiklerini ve nev-i beşer tarafından enbiyaya karşı keyfiyet-i telâkkileri ve ümeme karşı suret-i muameleleri ve terk-i menafi-i şahsiye ve sair umurlar ki, onlara nebî dedirmiş ve nübüvvete medar olmuş olan esaslar ise, evlâd-ı beşerin sinn-i tekemmül ve kühûlette olan üstadı ve medrese-i Ceziretü’l-Arapta menba-ı ulûm-u âliye ve muallimi olan zât-ı Muhammed’de (a.s.m.) daha ekmel ve daha azhar bulunur. Demek oluyor ki, istikrâ-i tam ile, hususan nev-i vahidde, lâsiyyema intizam-ı muttarid üzerine müesses olan kıyas-ı hafînin iânesiyle ve kıyas-ı evlevînin teyidiyle nübüvvet-i Muhammed’i (a.s.m.) netice vermekle beraber tenkihü’l-menat denilen hususiyattan tecrit nokta-i nazardan, cemi’ enbiya, lisan-ı mu’cizatlarıyla, vücud-u Sâniin bir burhan-ı bâhiresi olan Muhammed’in (a.s.m.) sıdkına şehadet ederler.

İtizar: Kısa cümlelerle söylemiyorum; muğlâkça oluyor. Zira şu hakaik her tarafa derin köklerini attıklarından, mesele uzunlaşıyor. Suret-i meseleyi bozmak ve parça parça etmek ve hakikati incitmek istemiyorum. Hem de hakikatın etrafına bir daireyi çekmek istiyorum, tâ hakikat mahsur kalıp kaçmasın. Ben tutmazsam başkası tutsun. Beni mâzur tutsanız, febihâ... Ve illâ hürriyet var; tahakküm yoktur. Keyfinize..
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem-i abesiyet : faydasız ve lüzumsuz olmama
adem-i ihmal : ihmal edilmeme, kopukluk olmama
ahenk : uygunluk, düzen
ahval : haller, durumlar
âsâr-ı enbiya : nebilerin, peygamberlerin eserleri
bahis : konu
birader : kardeş
burhan-ı Sâni : herşeyi mükemmel ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah’ın varlığını gösteren delil
cemî : bütün
cereyan eden : gerçekleşen, yürürlükte olan
cereyan-ı umumî : genel gidiş ve akış
cihetü’l-vahdet : ortak olan yön; ortaklık yönü
ef’al : fiiller, işler
ekl ve nikâh : yeme-içme ve üreme
emr-i âhar : başka bir iş ve durum
faraza : varsayalım ki
fünun : fenler, ilimler
hikmet : ilim ve fenler; eşyanın mahiyetinden, dış ve iç özelliklerinden, gayelerinden bahseden ilim
ihlâl etme : bozma, karıştırma
inayet-i İlâhiye : Allah’ın inâyeti, ilgisi, yardımı intikaş etme
intizam : tertib, düzen
irşad : doğru yol gösterme
irtibat : bağ, ilişki
istikrâ-i tâm : bütün cüz’î olaylardan hareket ederek küllî bir hükme varma; tümevarım; bütün ilimlerin hep birlikte aynı sonuca parmak basmaları
ittisak : yan yana dizilme, sıralanma
ittisal : bağlantı
kavaid : kurallar, prensipler
kutup : hareket noktası, eksen
kübrâ : büyük önerme, yüklem
külliyet : genellik, geniş kapsamlı; türleri ve sınıfları kaplama
lisan-ı tarih : tarih dili
maden-i hayat : hayat kaynağı
menkuş : nakışlı
mesalih-i cüz’iye-i müteferrika : birbirinden farklı, cüz’î, bireysel faydalar
mesalih-i külliye : küllî maslahatlar, geniş kapsamlı faydalar
mihver : eksen, yörünge
muhtel : intizamsız, düzensiz, karmakarışık
muntazam : düzenli, intizamlı
mutalâaya alma : bir mesele üzerine dikkatlice eğilme
mütalâa etme : dikkatle okuma, inceleme
nazar-ı dikkate alma : , dikkatle inceleme
nev-i beşer : insanlık, insanlar
nokta-i nazar : bakış açısı
nübüvvet : peygamberlik
nübüvvet-i Muhammed : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliği
sadık : doğru, gerçek
sahife-i itibar-ı âlem : bir kitap gibi kabul edilen kâinat sayfası
sahife-i zihn : zihin sayfası
sair : diğer, başka
suğrâ : küçük önerme; hükmün konusu
suret : biçim, şekil
şehadet : şahitlik, tanıklık
tecrit etme : soyutlama, ayırma
temaşa etmek : bakmak, seyretmek
tenbih : ikaz, uyarı
tesir-i zaman ve mekân : yer ve zamanın tesiri, etkisi
ukde-i hayatiye : hayat düğümü, çekirdeği
umur : işler, durumlar
zarurî : zorunlu
azhar : çok zahir ve açık
burhan-ı bâhir : çok açık ve güçlü delil
cemî : bütün
düstur-u hareket etme : hareket kuralı olarak benimseme
ekmel : en mükemmel, kusursuz
enbiya : nebiler, peygamberler
esas : temel husus, temel konu
evlâd-ı beşer : insanoğulları
febihâ : ne alâ
hakaik : hakikatler; gerçekler, esaslar
hukuk-u ibad : kulların hukuku
hukukullah : Allah’ın hukuku
hususan : bilhassa, özellikle
hususiyat : hususî ve özel durumlar
iâne : yardım
illâ : ancak
inayet-i İlâhiye : Allah’ın inâyeti, yardımı
intizam-ı muttarid : muntazam şekilde devam eden yerleşmiş düzen
istikrâ-i tam : cüz’î olaylardan hareket ederek küllî bir hükme varma; tümevarım
itizar : özür beyan etme
keyfiyet-i telâkki : kavrayış biçimi, karşılama keyfiyeti
kıyas-ı evlevî : fer’deki illetin asıldaki illetten daha kuvvetli olduğu kıyas
kıyas-ı hafî : sebebi gizli olan ve zihne birden gelmeyen kıyas
lâsiyyema : bilhassa, özellikle
lisan-ı mu’cizat : mu’cizelerin dili
mahsur kalma : sıkıştırılma, etrafı sarılma
mazur : özürlü, mazeretli
medar olma : hareket noktası olma
medrese-i Ceziretü’l-Arap : bir okulu andıran Arap yarımadası
mehasin-i mücerrede : soyut güzellikler; maddî olmaktan, her türlü sınırlayıcı özelliklerden uzak olan güzellikler
menba-ı ulûm-u âliye : yüksek ilimlerin kaynağı
muallim : öğretmen
muğlâk : kapalı, zor anlaşılır
müesses : kurulmuş, kurulu
nebî : peygamber
nev-i beşer : insanlık
nev-i vahid : tek bir tür
nokta-i nazar : bakış açısı
nübüvvet : peygamberlik
nübüvvet-i Muhammed : Hz. Muhammed’in peygamberliği
sair : diğer, başka
sıdk : doğruluk
sinn-i tekemmül ve kuhulet : gençlik ve ihtiyarlık yaşı
suret-i mesele : bir meselenin sûreti, genel yapısı; asıl yapısı
suret-i muamele : davranış biçimi
şehadet : şahitlik, tanıklık
şule : parıltıcık
tahakküm : baskı, zorbalık
tecrit : soyutlama
tenkihü’l-menat : menatın (illetin) ayıklanması; kıyasın dört esasından biri olan illetin, hükümle ilgisi olmayan yabancı unsurlardan ayıklanması
terk-i menafi-i şahsiye : şahsi menfaatleri terk etme, bırakma
teyid : destek
umur : işler, durumlar
ümem : ümmetler; bir dinin mensupları
üstad : hoca, öğretmen
vücud-u Sâni : herşeyi san’atlı bir şekilde yaratan Allah’ın varlığı
zât-ı Muhammed : Peygamberimiz Hz. Muhammed’in zâtı, şahsiyeti
ziya : ışık, nur
Yükleniyor...