Block title
Block content
Mukaddeme

Peygamberin (a.s.m.) delil-i sıdkı, herbir hareket, herbir hâlidir. Evet, herbir hareketinde adem-i tereddüt ve muterizlere adem-i iltifat ve muarızlara adem-i mübalât ve muhalif olanlardan adem-i tahavvüfü, sıdkını ve ciddiyetini gösteriyor. Hem de evamirinde hakikatın ruhuna olan isabeti, hakkıyyetini gösterir.

Elhasıl: Tahavvüf ve tereddüt ve telâş ve mübalât gibi hile ve adem-i vüsuku ve itminansızlığı imâ eden umurlardan müberrâ iken, bilâ perva ve kuvvet-i itminanla en hatarlı makamlarda olan hareketi ve nihayette olan isabeti ve iki âlemde semere verecek olan zîhayat kaideleri; harekâtıyla tesis ettiğine binaen, herbir fiil ve herbir tavrının iki taraftan, yani bidayet ve nihayetten ciddiyeti ve sıdkı, nazar-ı ehl-i dikkate arz-ı didar ediyor. Bahusus mecmu-u harekâtının imtizacından ciddiyet ve hakkıyet şule-i cevvale gibi; ve in’ikâsatından ve muvazenatından sıdk ve isabet, berk-i lâmi’ gibi tezahür ve tecellî ediyor.

İşaret
Zaman-ı mâzi ve zaman-ı hal, yani, Asr-ı Saadet ve zaman-ı istikbal tazammun ettikleri berahin-i nübüvvet, lisan-ı vahidle maden-i ahlâk-ı âliye olan zât-ı Muhammed’de (aleyhissalâtü vesselâm) dâî-yi sıdkı ve dellâl-ı nübüvveti olan burhan-ı zâtînin nidasına cevap ve hem-dest-i vifak olarak nübüvvetini i’lâ ve ilân ettiklerini kör olmayanlara gösterdiler. Şu halde, kitab-ı âlemden olan fasl-ı zamanın sahife-i selâsesini mütalâa edeceğiz. Hem de o kitaptan mesele-i uzmâ ve münevvere olan zât-ı Muhammed’i (a.s.m.) temaşa ve ziyaret edeceğiz. Müddeâmız olan burhanın kübrasını onunla ispat edeceğiz. İşte, bu noktaya binaen, mesalik-i nübüvvet dörttür. Beşincisi meşhur ve mesturdur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem-i iltifat : iltifat etmeme, yüz vermeme
adem-i mübalât : önemsememe, aldırış etmeme
adem-i tahavvüf : korkusuz olma
adem-i tereddüt : tereddüt göstermeme
adem-i vüsuk : sağlam olmama, delilsizlik
aleyhissalâtü vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
arz-ı didar etmek : kendini göstermek
Asr-ı Saadet : Peygamberimiz (a.s.m.) yaşadığı dönem, mutluluk asrı
bahusus : özellikle
berâhin-i nübüvvet : peygamberlik delilleri
berk-i lâmi : parlayan şimşek
bidayet : başlangıç
bilâ perva : pervasız, çekinmeden
binaen : –dayanarak, dolayı
burhan-ı zatî : zatına ait delil
dâî-yi sıdkı : doğruluğun çağırıcısı, gerekçesi (Peygamber Efendimiz’in bir ismi de Dâî’dir)
delil-i sıdk : doğruluğun delili dellâl-ı nübüvveti
elhasıl : kısaca, özetle
evamir : emirler
fasl-ı zaman : zaman dilimi, bölümü
fiil : hareket, iş, oluş
hakkıyyet : haklılık, doğruluk
hâl : tavır, davranış
harekât : hareketler
hatarlı : tehlikeli
hem-dest-i vifak : uyumlu beraberlik içinde; hemfikir
i’lâ etmek : yüceltmek
imâ : işaret
imtizac : birleşme, kaynaşma
in’ikâsat : yansımalar
itminansızlık : kalbî tatmine ulaşmama, tereddüt
kaide : kural, prensip
kitab-ı âlem : âlem kitabı, kâinat
kuvvet-i itminan : kalbi tatmin ve tereddütsüzlüğün gücü, emniyet ve güven kuvveti
lisan-ı vâhid : tek bir dil
maden-i ahlâk-ı âliye : yüce ahlâkın kaynağı
mecmu-u harekât : bütün davranışlar, hareketler
mesele-i uzmâ : en büyük mesele
muarız : karşı çıkan
muhalif : aykırı, zıt; karşı taraf
mukaddeme : giriş, başlangıç
muteriz : itiraz eden
muvazenat : dengeli ve ölçülü oluşlar
mübalât : dikkat, itina
müberrâ : arınmış, temiz
mütalâa etmek : dikkatle incelemek, araştırmak
nazar-ı ehl-i dikkat : dikkat ehlinin nazarı, bakışı
nida : çağrı, sesleniş
nübüvvet : peygamberlik
sahife-i selâse : üç sayfa
semere : meyve, netice
sıdk : doğruluk
şule-i cevvale : sürekli hareket ederek etrafına ışık saçan parıltı
tahavvüf : korkuya düşme, korkma
tazammun etmek : içermek, içine almak
tecellî : belirme, görünme
tezahür etmek : ortaya çıkmak, görünmek
umur : işler
zaman-ı hal : şimdiki zaman
zaman-ı istikbal : gelecek zaman
zaman-ı mâzi : geçmiş zaman
zât-ı Muhammed : Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (a.s.m.) zâtı, şahsiyeti zîhayat
Yükleniyor...