Block title
Block content
Birinci Meslek

Yani, mesele-i âliye-i zâtiyeyi temaşa etmekte dört nükteyi bilmek lâzımdır:

Birincisi: 1 لَيْسَ الْكُحْلُ كَالتَّكَحُّلِ kaidesine binaen sun’î ve tasannuî olan şey, ne kadar mükemmel olsa da, tabiî yerini tutmadığından, heyetinin feletatı, muzahrefiyeti imâ edecektir.

İkincisi: Ahlâk-ı âliyenin, hakikatin zeminiyle olan rabıta-i ittisali ciddiyettir. Ve deveran-ı dem gibi hayatlarını idame eden ve imtizaçlarından tevellüd eden haysiyete kuvvet veren, heyet-i mecmuasına intizam veren yalnız sıdktır. Evet, şu rabıta olan sıdk ve ciddiyet kesildiği anda o ahlâk-ı âliye kurur ve hebâen gidiyor.

Üçüncüsü: Umur-u mütenasibede temayül ve tecazüb ve mütezâdde olan eşyalarda tenâfür ve tedafü kaide-i meşhuresi, maddiyatta nasıl cereyan ediyor; mâneviyat ve ahlâkta dahi cereyan eder.

Dördüncüsü: 2 لِلْكُلِّ حُكْمٌ لَيْسَ لِكُلٍّ Şimdi gelelim maksada: İşte âsâr ve siyer ve tarih-i hayatı...

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Fıtrî karagözlülük, sun’î (yapma) karagözlülük gibi değildir.
2 : Mecmûda bulunan bir kuvvet ve hasiyet var ki, eczâda bulunmaz. Yani, cemaatte bulunan kuvvet fertte yoktur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

a’dâ : düşmanlar
ahlâk-ı âliye : yüksek, üstün ahlâk
âsâr : eserler
binaen : –dayanarak, dolayı
burhan : delil, hüccet, isbat vasıtası
cereyan etme : gerçekleşme
deveran-ı dem : kan dolaşımı
eşya : şeyler, varlıklar, özellikler
hakikat : asıl, esas, doğru, gerçek
haysiyet : itibar, özellik
hebâen gitme : boşa gitme
heyet-i mecmua : genel yapı, bir şeye mensup bireylerin tamamı
heyetin feletatı : birini taklit eden kimsenin taklitçiliğini ele veren açıklar, sürçmeler
idame etme : devam ettirme
imâ : işaret
imtizaç : karışıp kaynaşma
intizam verme : düzenli hâle getirme
kaide-i meşhure : meşhur ve yaygın kâide, kural
kübrâ : büyük; büyük önerme, hükmün yüklemi
maddiyat : maddî alanlar
mâneviyat : mânevi alanlar
mesalik-i nübüvvet : peygamberlik misyonunu ispat eden yollar
mesele-i âliye-i zâtiye : zâtı ile ilgili yüce mesele
meslek : yol, yöntem
mestur : kayıtlara geçmiş bilgi
müddeâ : iddia edilen şey
münevvere : aydınlanmış, nurlanmış
mütezâdde : birbirine zıt
müzahrefiyet : sahtekârlık; sahte ve göz boyamaya yönelik davranışlar sergileme
nükte : ince ve derin mânâ
rabıta : bağ
rabıta-i ittisal : bağlantı unsuru
sıdk : doğruluk
siyer : Peygamberimizin (a.s.m.) hayatı
sun’î : gerçek olmayan
şehadet : şahitlik, tanıklık
tabiî : yaratılıştan olan, doğal
tarih-i hayat : hayat hikâyesi, biyografi
tasannuî : yapmacık olan
tecazüb : birbirini cezbetme, çekme
tedafü : birbirini uzaklaştırma, birbirine karşı savunma vaziyeti alma
temaşa etme : gözlemleme, seyretme
temayül : eğilim gösterme
tenâfür : birbirini itme, birbirinden nefret etme
tevellüd etme : doğma, meydana gelme
umur-u mütenasibe : birbirlerine uyumlu olan şeyler
vücud : varlık
zât-ı Muhammed/zât-ı Peygamber : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) zâtı, şahsiyeti zemin
Yükleniyor...