Block title
Block content
İşte bazı zevahiri, delil-i aklînin hilâfına göstermek olan üçüncü noktaya cevap: Birinci Mukaddemede tedebbür et, sonra bunu da dinle ki: Şâri’in irşad-ı cumhurdan maksud-u aslîsi, isbat-ı Sâni-i Vahid ve nübüvvet ve haşir ve adalette münhasırdır. Öyleyse, Kur’ân’daki zikr-i ekvan, istitradî ve istidlâl içindir. Cumhurun efhamına göre san’atta zahir olan nizam-ı bedî ile nezzam-ı hakikî olan Sâni-i Zülcelâle istidlâl etmek içindir. Halbuki, san’atın eseri ve nizamı herşeyden tezahür eder. Keyfiyet-i teşekkül nasıl olursa olsun, maksad-ı aslîye taallûk etmez.

Tenbih

Mukarrerdir ki, delil, müddeâdan evvel malûm olması gerektir. Bunun içindir ki, bazı nusûsun zevahiri, ittizah-ı delil ve isti’nas-ı efkâr için cumhurun mu’tekadât-ı hissiyelerine imale olunmuştur. Fakat delâlet etmek için değildir. Zira Kur’ân, âyâtının telâfîfinde öyle emarat ve karaini nasb etmiştir ki, o sadeflerdeki cevahiri ve o zevahirdeki hakikatleri ehl-i tahkike parmakla gösterir ve işaret eder. Evet, “kelimetullah” olan Kitab-ı Mübînin, bazı âyâtı, bazısına müfessirdir. Yani, bazı âyâtı, ehavatının mâ fiz-zamirlerini izhar eder. Öyleyse, bazıları diğer bir ba’za karine olabilir ki, mânâ-yı zahirî murat değildir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acaib : şaşırtıcı özellikler
anasır : unsurlar, elementler
âyât : âyetler
ba’z : bir kısmı, bir parçası, bazısı
cazibe-i umumiye : genel çekim kanunu
cevahir : cevherler, deniz kabuğu içindeki inciler
cumhur : halk kitlesi
delâlet etme : delil olma, işaret etme
efham : anlayışlar; anlayış şekilleri
ehavat : kardeşler, benzer şeyler
ehl-i tahkik : varlıkların ardındaki hakikatleri delilleriyle araştıran kişiler
emarat : belirtiler, izler
garaib : tuhaf, hayret verici şeyler
imale : bir tarafa meylettirme, yöneltme
imtizac-ı kimyeviye : kimyasal bileşim
irşad-ı cumhur : geniş halk kitlelerine doğru yolun gösterilmesi
isbat-ı adalet : adaletin ispatı
isbat-ı haşir : âhirette diriltilerek Allah’ın huzurunda toplanma hakikatinin ispatı
isbat-ı nübüvvet : peygamberlik kurumunun ispatı
isbat-ı Sani-i Vahid : Cenâb-ı Hakkın varlığının ve birliğinin ispatlanması
isti’nas-ı efkâr : fikirlerin ünsiyet etmesi, alışması
istidlâl : delil getirme, deliller ışığında yeni bir neticeye ulaşma
istitradî : asli mevzudan olmayıp sırası gelmişken bir konuyu dile getirme
ittizah-ı delil : delillerin açık bir şekilde ortaya konulması
izhar etme : açığa çıkarma, gösterme
karain : karineler, ip uçları
karine : delil, ipucu
kelimetullah : Allah’ın sözü; Allah’ın kelâm sıfatından gelen Kur’ân-ı Kerim
keyfiyet-i teşekkül : meydana gelme özelliği
Kitâb-ı Mübîn : herşeyi açıkça beyan eden kitap, Kur’ân-ı Kerim
küre-i arz : yeryüzü, dünya
mâ fiz-zamir : bir şeyin içinde gizli olan hakikatler
maksad-ı aslî/maksud-u aslî : asıl maksat, esas kastedilen hedef
mânâ-yı zahirî : görünürdeki mânâ, dış anlam
mu’tekadât-ı hissiye : hislerle ilgili olan, hisse dayalı inançlar
mukarrer : kesin hatlarıyla ortaya konulmuş
murad : irade edilen, varılmak istenen hedef
müddeâ : iddia edilen şey
müfessir : açıklayan, yorumlayan
münhasır : (bir şeyle) sınırlı; sadece bir şeye ait kılma
nasb : koyma, yerleştirme
Nezzam-ı hakikî : bütün varlıkları eşsiz nizam ve intizam içinde yaratan Allah nizam
nizam-ı bedî : eşsiz güzellikte olan düzen, nizam
nusûs : naslar, Kur’ân-ı Kerim ve hadisin açık hükümleri
sadef : inci kabuğu
Sâni-i Zülcelâl : sonsuz yücelik ve haşmet sahibi olan ve herşeyi san’atla yaratan Allah
Şâri’ : kanun koyucu; kullarına yapmaları ve yapmamaları gerekli davranışlarla ilgili kanun ve kurallar koyan Allah
şemsin istikrarıyla beraber sûriye olan hareketi : güneşin sabit olduğu halde, hareket ediyor gibi görünmesi
taallûk etme : bağlantılı olma, ait olma
telâfîf : iç içe, lif lif olan yapı, katmanlar
tenbih : ikaz, uyarı
tezahür etme : ortaya çıkma, görünme
vehim : varsayım, şüphe, kuruntu
yevmiye ve seneviye : günlük ve yıllık
zahir : açık
zevahir : dışta zahirde olanlar, dış mânâlar
zikr-i ekvan : bütün âlemdeki varlıkların Allah’ı zikretmesi
Yükleniyor...