Block title
Block content
Zira nur-u fikir onun âmâline öyle bir vüsat vermiş ki, bütün ezmanı yutsa tok olmaz. Sair envâın efratlarının mahiyeti, kıymeti, nazarı, kemâli, lezzeti, elemi ise, cüz’î ve şahsî ve mahdut ve mahsur ve ânîdir. Beşerin ise, ulvî, küllî, sermedîdir. Yevm ve senede olan çok nevilerde olan birer nevi kıyamet-i mükerrere-i nev’iyeyle insanda bir kıyamet-i şahsiye-i umumiyeye remz ve işaret, belki şehadet eder.

8. Neam, beşerin cevherinde gayr-ı mahsur istidadatında mündemiç olan gayr-ı mahdut olan kabiliyattan neşet eden müyulâttan hâsıl olan lâyetenâhi âmâlinden tevellüd eden gayr-ı mütenahî efkâr ve tasavvuratı, mâverâ-yı haşr-ı cismânîde olan saadet-i ebediyeye elini uzatmış ve medd-i nazar ederek o tarafa müteveccih olmuştur.

9. Neam, Sâni-i Hakîm ve Rahmânü’r-Rahîmin rahmeti ise, cemi’ niamı nimet eden ve nikmetlikten halâs eden ve kâinatı firak-ı ebedîden hasıl olan vaveylâlardan halâs eyleyen saadet-i ebediyeyi nev-i beşere verecektir. Zira, şu herbir nimetin reisi olan saadet-i ebediyeyi vermezse, cemî nimetler nikmete tahavvül ederek, bizzarure ve bilbedahe ve umum kâinatın şehadetiyle sabit olan rahmeti inkâr etmek lâzım gelir.

İşte, ey birader, mütenevvi olan nimetlerden yalnız muhabbet ve aşk ve şefkate dikkat et. Sonra da firak-ı ebedî ve hicran-ı lâyezâlîyi nazara al. Nasıl o muhabbet, en büyük musibet olur? Demek hicran-ı ebedî, muhabbete karşı çıkamaz. İşte, saadet-i ebediye, o firak-ı ebediyeye öyle bir tokat vuracak ki, adem-âbâd hiçâhiçe atacaktır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem-âbâd hiçâhiç : tamamen hiçlik ve yokluk
âmâl : emeller, arzular
ânî : anlık, bir anda olan
beşer : insan
bilbedahe : ap açık bir şekilde
birader : kardeş
bizzarure : kaçınılmaz şekilde, zorunlu olarak
cemi’ : bütün
cevher : bir şeyin özü, esası
cüz’î : sınırlı, ferde ait
efkâr : fikirler, düşünceler
efrat : fertler, bireyler
elem : acı
envâ : çeşitler, türler
ezman : zamanlar, devirler
firak-ı ebedî : sonsuz ayrılık gayr-ı mahdut
gayr-ı mahsur : sınırsız; sayısız
gayr-ı mütenahî : sonsuz
hakkaniyet : doğruluk, gerçekçilik
halâs etme : kurtarma
hâsıl olma : meydana gelme
hicran-ı ebedî : ebedî hicran, sonsuz ayrılık acısı
hicrân-ı lâyezâlî : bitmeyen hicran, sonsuz ayrılık acısı
istidadat : istidatlar, kàbiliyetler
kabiliyat : kabiliyetler, yetenekler
kemâl : eksiksiz ve mükemmel olma
kıyamet-i mükerrere-i nev’iye : her bir varlık türünde sürekli olarak tekrarlanan ve kıyameti andıran var olma ve yok olma hadiseleri
kıyamet-i şahsiye-i umumiye : şahsa, bireye ait umumî kıyamet
küllî : bütün, genel
lâyetenâhi : sonu gelmez, sonsuz
mahdut : sınırları belirlenmiş
mahiyet : asıl, esas, nitelik
mahsur : sınır altına alınmış
maverâ-yı haşr-ı cismânî : maddî bedenle âhiret âleminde yeniden diriltilme arka tarafı, arka plânı
medd-i nazar : gözünü uzaklara yöneltme, dikkatlice bakma
meslek : takip edilen yol, yöntem
müberhen : kesin delillerle ispatlanmış
mündemiç olan : bir şeyin içinde var olan, bulunan, saklı olan
mütenevvi : çeşit çeşit
müteveccih olma : yönelme
müyulât : meyiller, eğilimler
nazar : bakış, dikkat
nazara alma : dikkate alma
neam : evet, öyledir
neşet etme : doğma, meydana gelme
nev-i beşer : insanlık
nevi : tür, çeşit
niam : nimetler
nikmet : azap, ceza (nimetin zıddı)
nimet etme : nimet olarak verme
Rahmânü’r-Rahîm : Rahmeti herşeyi kuşatan ve her bir varlığa özel merhamet ve şefkati olan Allah
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan
remz ve işaret etme : dolaylı ve açık şekilde işarette bulunma
saadet-i ebedîye : sonsuz mutluluk, Cennet hayatı
sabık : geçen, önceki
sair : diğer, başka
Sâni-i Hakîm : herşeyi hikmetle ve san’atlı bir şekilde yapan Allah
sermedî : devamlı, sürekli
sıdk : doğruluk
şehadet etme : şahitlikte bulunma
tahavvül etme : değişme, dönüşme
tasavvurat : tasavvurlar, zihinde bir konu hakkında canlandırılan düşünceler
tevellüd etme : doğma, meydana gelme
ulvî : yüce, büyük
umum : bütün, genel
vaveylâ : feryat, figan
yevm : gün
Yükleniyor...