Block title
Block content
Gide gide elfâz mânâya galebe etmekle istihdam ederek, “lafız, mânâya hizmet etmek” olan kaziye-i tabiiye aksine çevrildiğinden, tabiat-ı belâgattan böyle lâfızperest mutasallıfların san’atına kadar, yok, belki tasannularına, uzun bir mesafe girmiştir. Eğer istersen, Harîrî gibi bir dahiye-i edebin Makâmât’ına gir, gör. O dâhiye-i edep nasıl hubb-u lâfza mağlûp olarak, lâfızperestlik hevesi o kıymettar edebini lekedar ettiği gibi, lâfızperestlere de bast-ı özür etmiştir ve nümune-i imtisal olmuştur. Onun için, o koca Abdülkâhir bu hastalığı tedavi etmek için Delâil-i İ’câz ve Esrarü’l-Belâgat’ın bir sülüsünü onun ilâçlarından doldurmuştur. Evet, lâfızperestlik bir hastalıktır; fakat bilinmez ki hastalıktır.

Tenbih
Lâfızperestlik nasıl bir hastalıktır; öyle de, sûret-perestlik ve üslûb-perestlik ve teşbih-perestlik ve hayal-perestlik ve kafiye-perestlik, şimdi filcümle, ileride ifrat ile, tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır. Hattâ bir nükte-i zarafet için veya kafiyenin hatırı için, çok edip, edepte edepsizlik etmeye şimdiden başlamışlardır.

Evet, lâfza ziynet verilmeli, fakat tabiat-ı mânâ istemek şartıyla. Ve sûret-i mânâya haşmet vermeli, fakat meâlin iznini almak şartıyla. Ve üslûba parlaklık vermeli, fakat maksûdun istidadı müsait olmak şartıyla. Ve teşbihe revnak vermeli, fakat matlûbun münasebetini göze almak ve rızasını tahsil etmek şartıyla. Ve hayale cevelân ve şa’şaa vermeli, fakat hakikati incitmemek ve ağır gelmemek ve hakikate misal olmak ve hakikatten istimdat etmek şartıyla gerektir.
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

bast-ı özür etmek : özür beyan etmek, özür dilemek
cevelân : gezme, dolaşma, seyahat
dahiye-i edep : edebiyat dâhisi
Delâil-i İ’câz : Abdülkâhir-i Cürcânî’nin, Kur’ân-ı Kerim’in edebî yönünü anlattığı bir eseri
edep : edebiyat
Esrarü’l-Belâgat : Abdülkâhir-i Cürcânî’nin, belâgat hakkında bir eseri
filcümle : kısmen
haşmet : heybet, büyüklük, görkem
hayal-perestlik : sözde, hakikati rencide edecek şekilde lüzumsuz hayallere yer vermek
hubb-u lâfz : lâfız sevgisi; kelimenin söyleyiş şekline meftun olmak
ifrat : aşırılık, gereğinden daha fazla olma durumu
istihdam : hizmet ettirmek, çalıştırmak
istimdat etmek : yardım istemek
kafiye : manzum yazılarda mısra sonlarındaki–aynen tekrar edilen kelime ve eklerde olmamak şartı ile–ses benzerliği, mısra sonlarında tekrarlanan, anlamları ayrı, sesleri birbirine benzer kelimelerden her biri, uyak (nesirde olursa secî denir)
kafiye-perestlik : kafiye için mânâyı feda edecek derecede kafiyeye önem vermek, birinci derecede kafiyeyi düşünüp, mânâyı arka plâna atmak
kaziye-i tabiiye : normal hüküm, doğal hüküm
kıymettar : değerli
lâfız : söz, kelime
lâfızperest : kelimenin mânâsından çok, sözlerine önem veren ve kelimenin dış şekliyle çok meşgul olan kimse
lâfz : söz, kelime
lekedar etme : lekeleme, kirletme
mağlûp olma : yenilme
maksud : kast edilen şey, gaye
maraz : hastalık, illet
matlûb : talep edilen, istenilen, arzulanılan
meâl : anlam; öz mânâ, netice
mutasallıf : dalkavuk, şarlatan; seviyesinin üstünde fazilet ve zerafet iddiasında bulunan
müsait : uygun
nükte-i zarafet : zariflik, incelik nüktesi
nümune-i imtisal : örnek alınacak model
revnak : parlaklık, güzellik, tazelik, letafet, süs
suret-i mânâ : mânâ şekli, ifade biçimi
sûret-perestlik : bir şeyin dış görünüşüne ve tertibine önem verip, rûhuna va mânâsına kıymet vermemek
sülüs : üçte bir
şa’şaa : gösteriş, göz alıcılık, parlaklık
tabiat-ı belâgat : belâgat ilminin kendine mahsus şekil karakteri ve mizacı
tabiat-ı mânâ : mânânın tabiatı
tasannu : yapmacıklık, zoraki kendini güzel göstermeye çalışma
teşbih : benzetme; belirli bir maksadı ifade için, bir edat ile aralarında ortak nitelikten dolayı bir şeyi başka bir şeye benzetme san’atı
teşbih-perestlik : sözde lüzumundan fazla teşbihe, benzetme san’atlarına yer verme
üslûb-perestlik : sözün mânâ ve maksada uygunluğuna değil de ifade tarzının güzelliğine önem verme
üslûp : ifade, anlatım tarzı; san’atkârın görüş, his ve idrak ediş tarzı, ifadesindeki kendine has özelliği
ziynet : süs, edebî san’at
Yükleniyor...