Ayna kendince güneşi temsil ettiği gibi, şu Medresetü’z-Zehrâ dahi o kasr-ı İlâhîyi haricen temsil edecektir. Eyyühe’l-eşraf! Biz size hizmet ettiğimiz gibi, siz de bize hizmet ediniz. Yoksa, ey bize vesayete muhtaç çocuk nazarıyla bakan ehl-i hükûmet, size itaat ettiğimiz gibi, saâdetimizi temin ediniz. Ve illâ, ey Kürt ve Türkün cemiyyet-i milliye vazifesini bilistihkak omuzunuza alan eski İttihad ve Terakki! İyi ettiniz mezcettiniz. İyi etseniz iyi; ve illâ 1 فَرُدُّوا اْلاَمَانَاتِ اِلٰۤى اَهْلِهَا

HAŞİYE

Sual: Ulemâya pek çok itab edilir, hatta...
Cevap: Büyük, hem pek büyük bir insafsızlık!

Sual: Neden?
Cevap: Ademin kabahatine vücut vermek kadar ahmaklıktır.

Sual: Ne demek?
Cevap: Bir zâtta ilim, adem-i hilim ile iktiranı cihetiyle, adem-i hilimden neş’et eden kabahati ile ilmi mahkûm etmek ne derece eblehliktir. Öyle de, İslâmın kudsiyetini daima telkin eden ve ahkâm-ı diniyeyi iktidarlarınca tebliğ eden ve şimdi millet-i İslâmiye mabeyninde en ziyade hürmet ve muhabbet ve merhamete müstehak olan bîçare ulemâyı, zamana yakışacak ulemanın adem-i vücudundan neş’et eden kabahati ve günahıyla mahkûm etmek ve o kabahat ve o günahı o bîçarelere haml etmek ahmaklık değildir de ya nedir?

Evet, vücutlarından zarar gelmemiş, istediğimiz ulemanın ademinden gelmiştir. Zira zekîler galiben mektebe gittiler. Zenginler, medresenin maişetine tenezzül etmediler. Medrese de—intizam ve tefeyyüz ve mahreç bulunmadığından—zamana göre ulemayı yetiştiremedi. Sakınınız! Ulemaya buğzetmek bir hatardır. HAŞİYE-1

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Emanetleri ehline verin.
HAŞİYE : İhtar: Ey kendini havass zanneden ehl-i siyaset ve ehl-i hükûmet! Ye’si kırmak için avama ders ve hitap olan şu kitabı senet tutup tesellî etmeyiniz. Zira sizin sû-i istimâliniz onların sû-i tefehhümünden daha ziyade sû-i tesir eder. Size bir ders vermek için zamanı tevkil eyledim. Dersini dinlemediniz, dehşetli tokadını yediniz.
HAŞİYE-1 : Ehl-i medaris, meyus olmayınız. Şimdi ilim ve fen hâkimdir. Her nev’iyle teâli edilecek, en âlâsı en âlî tabakaya çıkacak.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem : hiçlik, yokluk
adem-i hilim : yumuşak olmama, sert bir mizaca sahip olma
adem-i hilim : yumuşak ve uysallıktan uzak
arz-ı dîdar etme : kendini gösterme
avâm : halk tabakası, genel halk kitleleri
bilistihkak : hak etmek sûretiyle (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
cemiyet-i milliye : millî topluluk, aynı milletten olanlar
cihet : yön, şekil
eblehlik : ahmaklık, aptallık
ehl-i hükûmet : hükûmette olanlar, yöneticiler (bk. ḥ-k-m)
ehl-i siyaset : siyasetle uğraşanlar, siyasetçiler
elhasıl : kısaca, özetle
eyyühe’l-eşraf : ey toplumun en önde gelenleri!
haricen : somut ve maddî olarak
hariçte : dışarıda, dış ülkelerde
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
havass : seçkinler, toplumun üst katmanlarını teşkil edenler
hitap : konuşma, halka yönelik konuşma yapma (bk. ḫ-ṭ-b)
hücre : odacık; ders verilen oda
ihtar : hatırlatma, uyarı
iktiran : iki farklı şeyin yan yana gelmesi
itab etme : kınama, ağır eleştiri yöneltme
kabahat : suç, günah
kasr-ı İlâhî : İlâhî köşk, saray (bk. e-l-h)
kasr-ı meşîd-i nuranî : temelleri sağlam ve etrafına aydınlık saçan saray
meclis-i şûrâ : şûrâ meclisi, danışma meclisi
mecmaü’l-küll : ortak toplanma yeri, hepsinin toplandığı yer (bk. c-m-a; k-l-l)
meczetme : farklı ve ayrı unsurları bir araya getirip karıştırma
medrese : Osmanlı döneminde dinî ilimlerin tahsil edildiği yüksek eğitim kurumu
mektep : okul; Osmanlı döneminde ağırlıklı olarak fen ilimlerinin tahsil edildiği eğitim kurumları (bk. k-t-b)
menzil : yer, mekân (bk. n-z-l)
nazarıyla : gözüyle, bakışıyla
neş’et etme : doğma, ortaya çıkma (bk. n-ş-e)
noksan : eksiklik
saadet : mutluluk
senet : belge, delil
sû-i istimâl : kötüye kullanma
sû-i tefehhüm : yanlış anlama
sû-i tesir : kötü tesir, etki
tekmil : tamamlama, mükemmelleştirme (bk. k-m-l)
temessül : görünme, şekillenme, yansıma (bk. m-s-l)
temin etmek : sağlamak
temsil etme : yansıtma, gösterme (bk. m-s-l)
tevkil etme : vekâlet verme, vekil tayin etme (bk. v-k-l)
timsal : görüntü, yansıma (bk. m-s̱-l)
ulemâ : âlimler (bk. a-l-m)
ve illâ : aksi takdirde
vesayet : bir başkasının yardımı ve koruması altında bulunma
vücut : varlık (bk. v-c-d)
ye’s : ümitsizlik
zat : kişi
zaviye : İslâm kültüründe mânevî eğitim merkezi olan tekkelerin şubeleri, alt birimleri
Yükleniyor...