Block title
Block content
Üçüncü Makam

Mahal kabildir... Şurada dört nokta var. Âlemin imkân-ı mevti ve vukuu, tamir ve ihyâsının imkânı ve vukuu.

Birinci Nokta: Kâinatın imkân-ı mevtine delil: Birşey kanun-u tekâmüle dâhil ise, o şeyde neşvünemâ var. Neşvünemâ varsa, ona bir ömr-ü tabiî var. Ömr ü tabiî varsa, ona bir ecel-i fıtrî var. Vâsi bir istikrâ ile sâbittir ki, pençe-i mevtten kendini kurtaramaz. Nasıl ki, insan küçük bir âlemdir, yıkılmaktan kurtulamaz. Âlem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek. Sonra dirilecek. Veya yatıp sonra subh-u haşir ile gözünü açacaktır.

Hem nasıl ki, kâinatın bir nüsha-i musağğarası olan bir şecere tahrip ve inhilâlden başını kurtaramaz. Öyle de şecere-i hilkatten olan silsile-i kâinat tamir ve tecdid için tahripten kendini kurtaramaz. Eğer ecel-i fıtrîden evvel irade-i ezeliyenin izniyle bir maraz-ı haricî veya bir hâdise-i muharrib olmazsa ve Sânii daha evvel onu bozmazsa, her halde, hatta fennî bir hesapla, bir gün gelecek ki;
1 اِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ - وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْ - وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْ
2 اِذَا السَّمَۤاءُ انْفَطَرَتْ - وَاِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْ - وَاِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْ
sırları Kadîr-i Ezelînin izniyle tezahür edip o büyük insanın sekeratı da acib bir hırhıra ve müthiş bir savt ile fezayı dolduracak, bağırıp ölecek, sonra dirilecek.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Güneş dürülüp toplandığında, yıldızlar döküldüğünde; dağlar yürütüldüğünde.” Tekvir Sûresi, 81:1-3.
2 : “Gök çatlayıp yarıldığı zaman; yıldızlar saçıldığı zaman; denizler kaynayıp fışkırdığı zaman.” İnfitar Sûresi, 82:1-3.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : şaşırtıcı, dehşetli, korkunç
âlem : dünya; evren, kâinat
âlemin imkân-ı mevti : dünyanın ölümünün mümkün olması, ihtimal dahilinde olması; kıyametin kopması
ecel-i fıtrî : Allah tarafından belirlenmiş ölüm müddeti, zamanı
fennî : bilimsel
feza : uzay, gök
hâdise-i muharrib : tahrip edici, yıkıcı olay
hırhıra : hırıltı
ihyâ : hayat verme, diriltme
imkân : olabilirlik, olasılık, ihtimal
inhilâl : dağılma, yıkılma
İrade-i Ezeliye : Ezelî İrade; Allah’ın bütün varlığı kuşatan ve dilediğini dilediği gibi yaratan ve başlangıcı olmayan sonsuz iradesi
istikrâ : tümevarım, dedüksiyon; cüz’î olaylardan küllî kanunlara varma, eserden müessire, yani eserden eseri yapana ulaşma metodu; dumandan ateşe varmak gibi
kabil : uygun, elverişli
Kadîr-i Ezelî : ezelî kudret ve iktidar sahibi; varlığının başlangıcı olmayan ve herşeyi yapmaya ve sonuçlandırmaya gücü yeten Allah
kâinat : bütün yaratılmışlar, evren
kâinatın imkân-ı mevti : kâinatın ölümünün mümkün olması, ihtimal dahilinde olması; kıyametin kopması ihtimâli
kanun-u tekâmül : olgunlaşma, mükemmeleşme kanunu
mahal : yer, konum
maraz-ı haricî : dıştan gelen, dış ile ilgili hastalık
neşvünemâ : büyüme ve gelişme
nüsha-i musağğara : küçültülmüş örnek
ömr-ü tabiî : tabiî ömür, normal yaşama müddeti
pençe-i mevt : ölüm pençesi
Sâni : herşeyi mükemmel ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah
savt : ses
sekerat : ölüm sarhoşluğu, can çekişme hâli
silsile-i kâinat : kâinattaki varlıklar zinciri
subh-u haşir : haşir sabahı
şecer : ağaç
şecere-i hilkat : yaratılış ağacı
tahrip : yıkılma, harap olma
tecdid : yenileme, yenilenme
tezahür etme : belirme, ortaya çıkma
vâsi : geniş
vuku : vaki olma, gerçekleşme
Yükleniyor...