Block title
Block content
وَبِهِ نَسْتَعِينُ 1

اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلٰى خَيْرِ خَلْقِهِ مُحَمَّدٍ وَاٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ، اٰمِينَ 2

Birinci ders

اِنَّ اللهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ 3

Ey insan! Nedendir ki şu azîm ticarete girmiyorsun? Rabb-i Kerim, senin yanında emaneten koyduğu mülkünü senden satın almak istiyor—tâ ki zayi olmaktan muhafaza etsin. Hem bin derece kıymeti yükselsin. Hem bedeline büyük bir fiyat veriyor. Hem istifaden için senin elinde bırakıyor. Hem külfet-i idaresini kendisi deruhte ediyor. İşte sana beş mertebe kâr içinde kâr!

Hâlbuki, ey gafil, Ona satmadığından, emanette hıyanet ettin. Hem bütün bütün kıymetten düşürttün. Hem bilâ-faide senin elinde zayi olacak. Hem o yüksek fiyat elinden gidecek. Hem senin zimmetinde, günahıyla tekâlif-i idaresi ve âlâmı ile zahmet-i muhafazası kalacak. İşte, beş müthiş derecede hasaret içinde hasaret!

Şu muameledeki vaziyetinle öyle miskin bir adama benzersin ki, o adam bir dağda bulunur. O dağda öyle bir zelzele var ki, bütün emsalini sırayla derin derelere atıp, ellerinde olan herşeyi parça parça ediyor. Nöbet, o adama gelmek üzeredir. Hâlbuki o adamın elinde bir emanet var. O emanet, öyle bir makine-i murassaa-i acibedir ki, o makine içindeki hesapsız mizanlar ve âletlerle, nihayetsiz faydalar ve semereler verebilir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Ve sadece Ondan yardım diliyoruz.
2 : Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Ve Onun yardımıyla. Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ü Selâm, mahlukâtın en hayırlısı olan Hz. Muhammed’in (a.s.m.) ve onun bütün âl ve ashâbının üzerine olsun. Âmin.
3 : “Allah mü’minlerden canlarını ve mallarını, karşılığında Cenneti onlara vermek sûretiyle satın almıştır.” Tevbe Sûresi, 9:111.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlâm : elemler, acılar
azîm : büyük, yüce
bilâ-faide : faydasız
deruhte etmek : yerine getirmek
elîm : acı ve sıkıntı veren
emsâl : benzerler, eşler
gafil : duyarsız, umursamaz; âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranan kimse
hakikî : asıl, gerçek
hâlet : durum, hâl
hasaret : zarar, ziyan
hıyanet : hainlik, ihanet
külfet-i idare : idare etme zorluğu, sıkıntısı
makine-i murassaa-i acibe : mücevherlerle süslü hayret verici makine
mâlik : sahip
miskin : zavallı
mizan : ölçü, terazi
muamele : davranış, iş
muhafaza : koruma
nihayetsiz : sınırsız, sonsuz
Rabb-i Kerîm : her bir varlığı terbiye edip idaresi ve tasarrufu altında bulunduran, sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan Allah
semere : meyve, netice
tekâlif-i idare : idare yükümlülükleri, zorlukları
zahmet-i muhafaza : koruma sıkıntısı
zayi olma : yok olma, kaybolma
zayi : ziyan
zelzele : sarsıntı, deprem
zimmet : sorumluluk
Yükleniyor...