Block title
Block content
İkinci ders

وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ - وَبُرِّزَتِ الْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ 1

Ey insan-ı gâfil! Ey dünya için dinini ihmâl eden! Şu temsilî bir hikâyeyi dinle. Ta dinsiz dünyanın hakikatini göresin.

Eski zamanda iki kardeş vardı. Bu iki kardeş seyahate çıktılar. Git gide, ta yol ikileşti. O iki yolun başında bir adamı gördüler. O adam onlara dedi ki: “Sağ yolda kanun ve nizama tebaiyet var. Ve o tebaiyet külfeti içinde, bir emniyet ve saadet var. Sol yolda ise, bir serbestiyet ve bir hürriyet var. Ve o serbestiyet ve hürriyet içinde bir tehlike ve şekâvet var. İstediğiniz yola gidebilirsiniz.”

Güzel huylu kardeş sağ yola “Tevekkeltü alâllah” deyip gitti. Ve o hafif külfeti ve nizam ve kanunu kabul etti. Sû-i hulk sahibi, âzâde-ser kardeş, serbestlik için sol yolu tercih etti. Zâhiren hafif, mânen gayet ağır bir vaziyette gitti. Biz de hayalen bunu takip ediyoruz.

İşte, dağ ve sahrâdan gide gide, ta hâli bir sahrâya dahil oldu. Birden müthiş bir sada işitti. Baktı ki: Dehşetli bir arslan meşelikten çıkıp, kendisine hücum etti. O da kaçıp altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi. Havfından kendini içine attı. Yarısına kadar inmekle kuyunun duvarında göğermiş bir ağaca rastgeldi. O ağacı tuttu. Gördü ki: O ağacın iki kökü var. Biri siyah renkte, diğeri beyaz renkte iki fare, o iki köke musallat olup kesiyorlar.

Yukarı baktı, arslan kuyunun başında nöbetçi gibi bekliyor. Aşağıya baktı, dehşetli bir ejderha kuyunun içindedir. Başını kaldırmış, otuz arşın yukarıda ayağının yakınına kadar gelmiş. Ağzının genişliği ise bi’rin, yani kuyunun ağzına benzer, kuyunun duvarına bakar. Isırıcı, muzır haşerat etrafını sarmışlar.

Ağacın başına baktı, gördü ki, incir ağacıdır. Lâkin hârikadan olarak, cevizden nara kadar çok muhtelif ağaçların meyveleri ve yemişleri var. Sû-i fehminden ve sû-i tali’inden bu dehşetli hâlâtın âdi ve kendi kendine olmuş birşey olmadığını anlamadı.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “O gün Cennet, takvâ sahiplerinin gözleri önüne getirilir. Cehennem de azgınlara gösterilir.” Şuarâ Sûresi, 26:90-91.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adi : normal, basit, sıradan
arşın : yaklaşık 68 cm’lik bir ölçü birimi
âzâde-ser : serseri
bi’r : kuyu
emniyet : güven
göğermiş : yeşermiş
hâlât : durumlar, hâller
hâli : boş, ıssız
haşarat : böcekler
havf : korku
insan-ı gâfil : gâfil insan; âhirete, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı duyarsız olan insan
külfet : zorluk
mânen : mânevî olarak
muhtelif : çeşitli
musallat olmak : ilişmek, rahatsızlık vermek
muzır : zararlı
nizam : düzen
saadet : mutluluk
sadâ : ses
sahra : ova, meydan, çöl
serbestiyet : serbestlik
sû-i fehm : kötü anlayış
sû-i hulk : kötü ahlâk
sû-i talih : kötü talih, baht
şekâvet : sıkıntı, mutsuzluk
tebaiyet : uyma, bağlılık
temsilî : kıyaslamalı benzetme şeklinde, analojik
tevekkeltü alâllah : “Allah’a dayandım ve güvendim”
zahiren : görünüşte, dış görünüş itibariyle
Yükleniyor...