Block title
Block content
Sonra baktı, yukarıda arslan, aşağıda büyük bir yılan var. Yılan geniş ağzını açmış, ayağına takarrüb etmiş olduğunu gördü. Bîçare o da havfından tedehhüş etti. Lâkin onun dehşeti kardeşinin dehşetinden çok derece daha hafifti. Çünkü, güzel hüsn-ü zannıyla ve fehmiyle bu umur-u acîbeyi birbiriyle alâkadar ve bir emirle hareket eder gibi görmekle anladı ki, bu işlerde bir tılsım var. Bunlar bir hâkimin emriyle dönerler. O hafî hâkim, ona bakıyor, tecrübe ediyor, onu bir maksat için davet ediyor. Şu tatlı havftan bir merak neş’et etti. Merakı da, “Acaba beni tecrübe edip ve kendini bana tanıttırmak isteyen ve bu acip yol ile böyle acip bir maksada beni sevkeden kimdir?”

İşte şu merak-ı mârifetten, sahib-i tılsımın muhabbeti neş’et etti. Ağacın başına baktı, gördü ki, incir ağacıdır. Lâkin meyveleri ayrı ayrı çok ağaçların meyveleridir. O vakit tamamen korkusu zail oldu ve o vakit anladı ki, bunda bir tılsım var. O tılsım bunlara hükmediyor. Zira, mümkün değil, bu incir ağacı böyle çok ağacın meyvesini versin. Belki o ağaç, liste ve fihristedir. Gizli olan hâkimin bostanına, hem o melik-i kerîmin misafirlerine ihzar ettiği çeşit çeşit et’imeye işaret eder. Ve o taamların nümuneleridirler.

Onun bu muhabbetinden, tılsımı açmak talebi ve tılsım sahibini razı etmek arzusu neş’et etti. Birden miftah ona ilham edildi. O da nida etti ki: “Sana itimat ediyorum ve herşeyi senin için terk ediyorum ve yalnız seninim ve seni istiyorum” dedi.

Birden kuyu duvarı yarıldı. Şâhâne ve nezih bir bahçeye bir kapı açıldı. Arslan ve yılan da iki mutî hizmetkâra dönüp, onu o bahçeye girmek için davet ettiler. Hatta o arslan kendisine musahhar bir at mesabesine döndü.

İşte, ey hayal arkadaşım, bu iki kardeşin vaziyetlerini muvazene et:

Evvelki bedbaht, her vakit yılanın ağzına girmeye muntazırdır. Şu bahtiyar ise, meyvedar ve revnaktar bir bahçeye davet edilir.

Hem evvelki bedbahtın, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor. Bu bahtiyar ise, leziz bir ibret, tatlı ve mahbub bir havf ve şevk ve mârifet içinde garaibi seyrediyor.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : acayip, tuhaf, şaşırtıcı
alâkadar : alâkalı, ilgili
azîm : büyük
bahtiyar : talihli
bedbaht : talihsiz
bîçare : çaresiz
dehşet : korku, ürküntü
elîm : acı verici
et’ime : yiyecekler, yemekler
fehim : anlayış, kavrayış
fihriste : bir bütünü gösteren özet liste, içindekiler
hafî : gizli
hâkim : hükmeden, idareci
havf : korku
hüsn-ü zan : güzel düşünce
ihzar etmek : hazırlamak
ilham edilme : kalbine, gönlüne hissettirilme, bildirilme
itimat etme : güvenme
mahlûk : yaratık, yaratılmış
melik-i kerîm : herşeyin mutlak sahibi olan ve bütün mahlûkatına sınırsız ikram ve ihsan eden Allah
merak-ı mârifet : bilme, tanıma merakı
mesabe : derece
meyvedar : meyveli
miftah : anahtar
muhabbet : sevgi
muntazır : hazır, bekleyen
musahhar : emre hazır, emre boyun eğen
mutî : emre uyan, itaat eden
muvazene : karşılaştırma
neş’et etmek : doğmak, meydana gelmek
nezih : temiz, hoş
nidâ : sesleniş
nümune : örnek
revnaktar : göz alıcı güzellikte, parlak
sahib-i tılsım : gizemli işin sahibi
taam : yiyecek, yemek
takarrüb etmek : yaklaşmak
tedehhüş etmek : dehşete kapılmak, korkmak
tılsım : gizem, sır, herkesin açamayacağı sır
umur-u acîbe : hayret verici, şaşırtıcı işler
zâil olmak : yok olup gitmek
zira : çünkü
Yükleniyor...