Block title
Block content
Hem 1 مَغْرِبًا kelimesi, âhirdeki tenvin ile beraber bin iki yüz doksan iki eder ki, bu fakirin dünyaya gelmesinden bir sene evvel; veyahut rahm-ı maderdeki tarihe işaretle beraber, 2 مَا كَانَ... مَغْرِبًا bin üç yüz on dört eder. Bin üç yüz on dört senelerinde mevzu-u bahis olan müridi, mühim vartadan kurtulmasına Gavs (r.a.) işaret ediyor, onun imdadına yetiştim diyor. Hayatta olan eski talebelerim biliyorlar ki, bin üç yüz on dört, bin üç yüz on beş-on altı senelerinde, Van kalesi ki, iki minare yüksekliğinde sırf dağ gibi bir taştan ibarettir, eskiden kalma oda gibi bir in kapısına gidiyorduk. Ayağımdan kunduralar kaydı, iki ayağım birden kaydı. Tehlike yüzde yüz... Başkaca nokta-i istinad kalmadığı halde, büyük bir istinada basmış gibi üç metrelik bir kavisle o mağaranın kapısına atılmıştım. Hem ben, hem beraberimdeki orada hazır arkadaşlarım, ecel gelmediği için sırf bir hıfz-ı İlâhî, harika bir imdad-ı gaybî telâkki ettik.

İşte Hazret-i Gavs, madem bu kasidesinde sergüzeşt-i hayatımın mühim noktalarına işaret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt-i hayatıma şu cümlesiyle işaret ediyor denilebilir.

Elhasıl: Hazret-i Gavs’ın mezkûr kelimatları, bu fakirin tarih-i hayatımda geçen en mühim noktaları mânâsıyla ifade ettikleri gibi, hesab-ı ebced makamıyla mühim noktaların tarih-i vukularına tevafukları, elbette tesadüfî ve tesadüf işi olamaz. Sair işârâtın kuvvet-i kat’iyeti, tesadüfü muhal derecesine getirmiştir. Madem bu beş satır kasidesi bir keramettir; keramet ise, mu’cize gibi, Cenâb-ı Hak tarafındandır, intak-ı bilhak nev’indendir, daha beyan etmediğimiz çok esrarı hâvidir; ihtiyar-ı beşer yetişemez.
Said Nursî

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Batı.
2 : Batıda iken.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : şaşırtıcı
âhirdeki : sondaki
beyan etme : açıklama
elhasıl : özet olarak
esrar : sırlar
hâvi : içeren
hercümerç : darmadağın olma
hıfz-ı İlâhî : Allah’ın koruması, himayesi
ihtiyar-ı beşer : insan iradesi
imdad-ı gaybî : gaybî yönden yardımda bulunma
intak-ı bilhak : Cenab-ı Hakkın konuşturması
istinad : dayanak
işârât : işaretler
kaside : on beş beyitten az olmayan ve büyük bir şahsı övmek için yazılan şiir
kelimat : sözler
keramet : Allah’ın bir ikramı olarak, Onun sevgili kullarında görünen olağanüstü hal
kuvvet-i kat’iyet : kesinlikten kaynaklanan kuvvet
mevzu-u bahis : bahsedilen konu
mezkûr : anılan
muhal : imkânsız
mükellef : yükümlü
mürid : Allah’ın rızâsına kavuşmayı isteyen, bir mürşidin talebesi
nev’inden : türünden, çeşidinden
nokta-i istinad : dayanak noktası
rahm-ı mader : anne karnındaki çocuğun bulunduğu yer
sergüzeşt-i hayat : hayat serüveni
şeâir-i İslâm : İslâmiyete sembol olmuş iş ve ibâdetler
tahavvülât : değişimler
tarih-i Arabî : Arap takvimine göre belirlenen tarih
tarih-i hayat : hayat tarihi, özgeçmiş
tarih-i vuku : bir olayın gerçekleşme tarihi
telâkki etme : anlama, düşünme
tenvin : Arapça gramerde bir kelimenin sonunu nun gibi okutmak üzere konulan işaret; kelimenin sonuna iki üstün (en), iki esre (in), iki ötre (ün) gelmesi hali
tevafuk : uygunluk, denk gelme
varta : tehlike
Yükleniyor...