Block title
Block content
Sebep sırf zâhirîdir

İzzet-i azamet ister ki, esbab-ı tabiî perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.

Tevhid ve celâl ister ki, esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakikî ola HAŞİYE kudret eserinde.

• • •

Vücut âlem-i cismanîde münhasır değil

Vücudun hasra gelmez muhtelif envâını, münhasır olmaz, sıkışmaz şu şehadet âleminde.

Âlem-i cismanî bir tenteneli perde gibi şule-feşan gaybî avâlim üzerinde.

• • •

Kalem-i kudrette ittihad, tevhidi îlân eder

Eser-i itkan-ı san’at, fıtratın her köşesinde bilbedâhe reddeder esbabının icadını.

Nakş-ı kilkî, ayn-ı kudret; hilkatin her noktasında bizzarure reddeder vesaitin vücudunu.

• • •

Birşey herşeysiz olmaz

Kâinatta serbeser sırr-ı tesanüd müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecavüb, hem teâvün gösterir.

Ki yalnız bir kudret-i âlemşümuldür yaptırır, zerreyi her nisbetiyle halk edip yerleştirir.

Kitab-ı âlemin her satırıyla her harfi hayy; ihtiyaç sevk ediyor, tanıştırır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Hakikî tesirden elini çeksin, icada karışmasın demektir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz Üçüncü Söz / Sonraki Risale: Konferans
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem-i cismanî : maddî âlem
avâlim : âlemler
ayn-ı kudret : kudretin kendisi
bilbedâhe : ap açık bir şekilde
bizzarure : zorunlu olarak
celâl : haşmet, yücelik, heybet
cevânib : taraflar, yönler
dâmenkeş-i tesir-i hakikî : gerçek tesirden el etek çeken
envâ : türler, çeşitler
esbab : sebepler
esbab-ı tabiî : tabii sebepler, maddî şartlar
eser-i itkan-ı san’at : sağlam ve pürüzsüz san’at eseri
fıtrat : yaratılış
gaybî : bilinmeyen, görünmeyen
hakikî : gerçek, doğru
halk etme : yaratma
hasr : sınırlama
hayy : diri, canlı
hilkat : yaratılış
icad : var etme, yaratma
ittihad : birlik, birleşme
izzet-i azamet : büyüklüğün izzeti, şânı
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kalem-i kudret : kudret kalemi
kitab-ı âlem : âlem kitabı, kâinat
kudret : İlâhî güç ve iktidar
kudret-i âlemşümul : kâinatı kaplayan güç ve iktidar
muhtelif : çeşitli
münhasır : ait, sınırlı
münteşir : yayılmış
müstetir : gizli, örtülü
nakş-ı kilkî : kalemin ucuyla yapılan nakış
nazar : bakış, dikkat
nisbet : ölçü, oran
perdedar-ı dest-i kudret : kudret elinin perdecisi
serbeser : baştan başa
sırr-ı tesanüd : dayanışma sırrı
şehadet âlemi : görünen âlem
şule-feşan : ışık saçan
teavün : yardımlaşma
tecavüb : birbirinin ihtiyacına cevap verme
tevhid : birleme; herşeyin bir olan Allah’a ait olduğunu bilme ve inanma
vesait : vasıtalar, araçlar
vücud : varlık
zâhirî : görünürde
zerre : atom, maddenin en küçük parçası
Yükleniyor...