Block title
Block content
Kur’ân âyine ister, vekil istemez

Ümmetteki cumhuru, hem avâmın umumu, burhandan ziyade mehazdaki kudsiyet şevk-i itaat verir, sevk eder imtisale. Şeriat, yüzde doksanı müsellemât-ı şer’î, zaruriyât-ı dinî birer elmas sütundur. İçtihadî, hilâfî, fer’î olan mesâil, yüzde ancak on olur.

Doksan elmas sütunu, on altının sahibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz. Elmasların madeni, Kur’ân ve hem hadistir. Onun malı; oradan her zaman istemeli. Kitaplar, içtihadlar Kur’ân’ın âyinesi, yahut dürbün olmalı. Gölge, vekil istemez o Şems-i Mu’cizbeyan.
• • •

Mubtıl, bâtılı hak nazarıyla alır

İnsandaki fıtratı mükerrem olduğundan, kasten hakkı arıyor. Bazan gelir eline, bâtılı hak zanneder; koynunda saklıyor. Hakikati kazarken, ihtiyarı olmadan dalâl düşer başına; hakikattir zanneder, kafasına geçirir.
• • •

Kudretin âyineleri çoktur

Kudret-i Zülcelâlin pek çoktur mir’atları. Herbiri ötekinden daha eşeff ve eltaf pencereler açıyor bir âlem-i misale. Sudan havaya kadar, havadan tâ esire, esirden tâ misale, misalden tâ ervâha, ervahtan tâ zamana, zamandan tâ hayale, hayalden fikre kadar muhtelif âyineler, daima temsil eder şuûnât-ı seyyâle.

Kulağınla nazar et âyine-i havaya: Kelime-i vahide, olur milyon kelimat. Acip istinsah eder o kudretin kalemi, şu sırr-ı tenasülât.
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz Üçüncü Söz / Sonraki Risale: Konferans
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : hayrette bırakıcı, hayranlık verici
âlem-i misal : görüntü âlemi; bütün varlıkların ve olayların görüntülerinin yansıdığı madde ötesi âlem
âyine : ayna
âyine-i hava : hava aynası
bâtıl : gerçek dışı, yalan
dalâl : dalâlet, hak yoldan sapkınlık
eltaf : çok lâtif, çok hoş ve güzel
ervâh : ruhlar
eşeff : çok parlak, çok şeffaf
fer’î : esasa ait olmayan, ayrıntı
fıtrat : yaratılış
hadis : Peygamberimize ait söz, emir veya davranışlar
hak : doğru, gerçek
hakikat : doğru, gerçek
hilâfî : ihtilaflı olan
içtihad : dinen kesin olarak belirtilmeyen bir konuda Kur’ân ve hadisten hüküm çıkarma
içtihadî : içtihadla ilgili olan
ihtiyar : irade, tercih, seçim
istinsah etmek : nüshasını çıkarmak, çoğaltmak
kelimat : kelimeler
kelime-i vahide : bir tek kelime
kudret : Allah’ın güç ve iktidarı
kudret-i Zülcelâl : sonsuz haşmet ve heybet sahibi Allah’ın sonsuz kudreti
maden : kaynak
mesâil : meseleler
mir’at : ayna
misal : görüntü
mubtıl : yanlışa düşen
muhtelif : çeşitli
mükerrem : şerefli, saygıdeğer
müsellemât-ı şer’î : doğruluğuna şüphe olmayan, şeriatın hükümleri; kabul ve tasdik edilmiş genel düsturları
nazar : bakış
sırr-ı tenasülât : çoğalma, üreme sırrı, esprisi
Şems-i Mu’cizbeyan : mu’cizeli açıklamalarıyla varlık âlemini aydınlatan güneş, Kur’ân-ı Kerim
şeriat : Allah tarafından bildirilen emir ve yasaklara dayanan hükümlerin hepsi
şuûnât-ı seyyâle : akıp giden haller, işler, faaliyetler
tâbi : uyan
zaruriyât-ı dinî : dince yapılması zorunlu olan ve hükmü açıkça belirtilen emirler
Yükleniyor...