Block title
Block content
Bazan zıd, zıddını tazammun eder

Zaman olur ki zıd, zıddını saklarmış. Lisan-ı siyasette lâfz mânânın zıddıdır. Adalet külâhını HAŞİYE-1 Zulüm başına geçirmiş. Hamiyet libasını, hıyanet ucuz giymiş. Cihad ve hem gazâya, bağy ismi takılmış.

Esaret-i hayvanî, istibdad-ı şeytanî, hürriyet nam verilmiş. Zıdlarda emsal olmuş, suretlerde tebâdül, isimlerde tekabül, makamlarda becâyiş-i mekânî.
• • •

Menfaati esas tutan siyaset canavardır

Menfaat üzere çarhı kurulmuş olan siyaset-i hazıra müfterisdir, canavar. Aç olan canavara karşı tahabbüp etsen, merhametini değil, iştihasını açar. Sonra döner geliyor; tırnağının, hem dişinin kirasını senden ister.
• • •

Kuvâ-yı insaniye tahdit edilmediğinden cinayâtı büyük olur

Hayvanın hilâfına, insandaki kuvveler fıtrî tahdit olmamış. Onda çıkan hayr ü şer, lâyetenâhî gider.

Onda olan hodgâmlık, bundan çıkan hodbinlik, gurur, inat birleşse, öyle günah oluyor HAŞİYE-2 ki beşer şimdiye kadar ona isim bulmamış. Cehennemin lüzumuna delil olduğu gibi, cezası da yalnız Cehennem olabilir.

Hem meselâ, bir adam tek yalancı sözünü doğru göstermek için, İslâmın felâketini kalben arzu eder. Şu zaman da gösterdi: Cehennem lüzumsuz olmaz, Cennet ucuz değildir.
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE-1 : Bu zamanı tam görmüş gibi bahseder.
HAŞİYE-2 : Bunda da bir işaret-i gaybiye var.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz Üçüncü Söz / Sonraki Risale: Konferans
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

bağy : zulüm, tecâvüz
becâyiş-i mekânî : karşılıklı yer değiştirme
beşer : insan
cihad : düşmanla savaş
cinayât : cinayetler
emsal : benzer
esaret-i hayvanî : hayvanî duygulara esir olma
fıtrî : yaratılıştan
filhakika : gerçekten, doğrusu
gazâ : savaş
hamiyet : din, millet gibi mukaddes değerleri koruma duygusu ve gayreti; millî onur ve haysiyet
havas : hisler, duyular
hayır : iyilik
hayr ü şer : iyilik ve kötülük
hıyanet : ihanet, hainlik
hilâf : ters, zıt
hodbinlik : sadece kendini görme, kibirlilik
hodgâmlık : bencillik
istibdad-ı şeytanî : şeytanın istibdadı, boyunduruğu
işaret-i gaybiye : geleceğe veya bilinmeyen bir şeye işaret
iştiha : iştah
kuvâ-yı insaniye : insandaki duygular
kuvve : duygu
lâfz : ifade, kelime
lâyetenâhî : son bulmaz
libas : elbise
lisan-ı siyaset : siyaset dili
maattessüf : ne yazık ki
mahviyet : alçakgönüllülük
meziyet : üstün özellikler
müfteris : yırtıcı, parçalayıcı
sebeb-i tahakküm : baskı ve zorbalık sebebi
siyaset-i hazıra : şimdiki siyaset
suret : şekil, görüntü
şer : kötülük
tahabbüp : sevgi gösterme
tahdit : sınırlama
tazammun etme : içine alma, kapsama
tebâdül : yer değiştirme
tekabül : birbirine karşılık olma, yerini tutma
tevazu : alçakgönüllülük
Yükleniyor...