Block title
Block content
Mezhebinin hududu tayinini bırakır temayül-ü mîzaca. Taassub-u mezhebî tâmime sebep olur.

Tâmimin iltizamı sebep olur nizâa. İslâmiyetten evvel tabakat-ı beşerde derin uçurumlar,

Hem tebâüd-ü acîbi istedi bir vakitte taaddüd-ü enbiya, tenevvü-ü şerâyi’, müteaddit mezhepler.

Beşerde bir inkılâp İslâmiyet yaptırdı, beşer tekarüb etti, şer' etti ittihad, vâhid oldu peygamber.

Seviye bir olmadı; mezhep taaddüt etti. Terbiye-i vâhide kâfi geldiği zaman, ittihad eder mezhepler.
• • •

İcad ve cem-i ezdadda büyük bir hikmet var; kudret elinde şems ve zerre birdir

Ey birader-i kalb-i hüşyar! Ezdâdın cem’indendir tecellî-i iktidar. Lezzet içinde elem, hayrın içinde şerri,

Hüsnün içinde kubhu, nef’in içinde dârrı, nimet içinde nıkmet, nurun içinde nârı, bilir misin ki sırrı?

Hakaik-i nisbiye sübut, takarrur etsin. Birşeyde çok şey olsun; bulsun vücut, görünsün. Sür’at-i hareketle bir nokta bir hat olur.

Çevirmenin sür’ati yapar bir lem’a-i nur, daire-i nuranî. Hakaik-i nisbiye vazifesi dünyada daneler sünbül olur.

Kâinatın çamuru, revâbıt-ı nizamı, alâik-i nakşını odur teşkil ediyor. Âhirette bu nisbî emirler orada hakaik olur.

Hararette merâtip, ona olmuştur sebep tahallül-ü burudet. Hüsündeki derecat kubhun tedahülüdür; sebep, illet oluyor.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz Üçüncü Söz / Sonraki Risale: Konferans
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâik-i nakş : nakşı oluşturan bağlar
birader-i kalb hüşyar : uyanık kalpli kardeş
cem’ : bir araya gelme
cem-i ezdad : zıtların biraraya gelmesi
daire-i nuranî : nurlu daire
dane : tohum
dârr : zarar
ezdâd : zıtlar
hakaik-i nisbiye : göreceli hakikatler, bir diğerine göre hakikat olan şeyler
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
hüsün : güzellik
icad : var etme, yaratma
illet : esas sebep, maksat
iltizam : taraf tutma, taraftarlık
inkılâp : değişim, dönüşüm
ittihad : birleşme, birlik
kubh : çirkinlik
kudret : İlâhî güç ve iktidar
lem’a-i nur : nur parıltısı
merâtip : mertebeler, dereceler
mezhep : dinde tutulan yol
müteaddit : birden fazla, çeşitli
nâr : ateş
nef’ : yarar
nıkmet : sıkıntı, azap, nimetin zıddı
nisbî : kıyaslama ile olan, göreceli
nizâ : kavga, uyuşmazlık
revâbıt-ı nizam : düzeni sağlayan bağlar
sübut : gerçekleşme, meydana gelme
sünbül : başak
sür’at : hız
sür’at-i hareket : hareketin hızı
şems : güneş
şer : kötülük
şer' : şeriat, Allah tarafından bildirilen kanun ve hükümler
taaddüd-ü enbiya : aynı dönemde birden fazla peygamberin olması
taaddüt : birden fazla olma
tabakat-ı beşer : insan tabakaları
tahallül-ü burudet : soğuğun sıcağın içine karışması
takarrur : karar bulma, yerleşme
tâmim : umumîleştirme, herkese duyurma
tebâüd-ü acîb : hayret verici ölçüde birbirinden uzaklaşma
tecellî-i iktidar : Allah’ın kudretinin tecellîsi, yansıması
tedahül : iç içe olma
tekarüb : birbirine yakınlaşma
tenevvü-ü şerâyi’ : şeriatlerin çeşitliliği
terbiye-i vâhide : tek bir terbiye
teşkil : oluşturma, meydana getirme
vâhid : bir
vücut : varlık
zerre : atom
Yükleniyor...